Kirpi
İki kirpi birbirini çok sevip ve çok yaklaştıkça dikenleri batar Özetle Eskilerin dediği gibi Bir ipte oynamaz iki cambaz.
"Okumak, zihnin kanatlarını açmaktır. — Helen Hayes"
"Okumak, zihnin kanatlarını açmaktır. — Helen Hayes"
Ve su... Hayatın şartlarından biri... Eskiler hep “Su hayattır” demiş. Gerçekten de doğru demiş. Suyun olmadığı bir hayat düşünülemez. Susuzluk demek, mikrop demek, kirlenmek demek, kokmak demek, ölmek demek... İnsan en fazla 3 gün dayanabiliyor susuzluğa... Çünkü vücudumuzun dörtte üçü su... İşe bakın ki dünyamızın da dörtte üçü
Mahallelinin huzuru kalmadı.
Bahse konu 30 hanelik evlerde her gün kavga var.
Dışarıdan Mahalleye gelen misafirler, ‘su akmıyor’ diye misafirliği bırakıp gittiler…
Aileler birbirlerine düştü. Bu senin marifetin ey MASKİ…
N'erde arızalı tipler var, gelir beni bulur arkadaş. Bende mi bir gariplik var anlamadım.
Allah cc. boşuna biz insanları ikaz etmiyor israf konusunda İsraf edenler şeytanların kardeşleri olmuştur. diye... Ne iftarda ne sahur da bir şey yiyemeden oruç tutan kardeşlerim, hakkınızı helal edin. Sizin o bir gün, iki gün, hatta daha da fazla günlerce sahursuz ve iftarsız tuttuğunuz oruçlara, Rabbımız bir güne
Siyasi yazıları yazmayacaktım ama olmadı.
Memleketin durumu değişti…
Dağdaki terörist ‘hevallerini’ meclise göndermekle iyi olacağını düşünenler yanıldılar.
Her gün bir “şehit” haberi ile sarsılıyoruz.
Her gün bir annenin feryadı ile güne başlıyoruz.
Beklenmedik bir kriz için önceden bir hazırlığınız yoksa, kriz yönetimi yapamıyor, riskleri kestiremiyor, gereken önlemleri alamıyor, dış siyaseti bilmiyor, emrinizdekileri yönlendiremiyor üstüne üstlük bir de çelişkili açıklamalarla ortalığı birbirine katıyorsanız
herkes aynı bu hayatta... kimi eşya kimi para kimi aşkta...
huzuru bulduysan ne alâ...
Farkına varmak şu günlerde inanın en çok ihtiyaç duyduğumuz bir gereksinim. Deyim olarak gözüne çarpmak, orada bulunduğunu anlamak, fark etmek anlamak, ama gelin görün ki birkaç gündür kayıp olan, Eylül kızımızın vahşi ve hunharca bir cinayetle hatta söylenilmesi utanç verici taciz olayıyla hayatının son bulması bizi kahır etti
Gözyaşlarım söndürür mü sizi sarmış ateşi? Bilemem.
Yoksa hep birlikte el ele verip yangınları söndürmeyi öğrenmiş olur musunuz? Bilemem.
Biliyorum, unutulmak umurumda olmayacak. “Ha gayret, ha gayret!... Silip atın artık şu tekinsiz yazgıyı!” diye haykıracağım size göklerden.
Şu anda yaşadığımız 2000'li yıllar büyük TERÖR ÇAĞI'dır. Terör, tüm dünya insanlarını esir alacak. Her birey ait olduğu ülkeyi ve devletini sorgulamaya başlayacak. Çünkü terörü yayan ve yapanın, yaşadığı ülkenin devleti olduğunu idrak edecek. Bu acı gerçekle insan, artık aidiyet duygularından vazgeçmek zorunda kalacak. Küresel çetenin taktığı çiplerin
Hainler besbelli…
Bir de gafiller var olup bitenleri fehmetmeyen…
Hainler hinlikleriyle, gafiller saf torikleriyle zarar veriyor bu memlekete.
Adeta bir bağy başkaldırısı başlatılmış…
Ben burada bağy’in fıkhi anlamaları üzerinden durmayacağım anacak siyasî fikir hürriyeti açısından ele alındığında, her ne kadar
Bu bir sevgi ve aşksa nedenini anlayamadım gitti. Yok mu bana açıklayacak ileri görüşlü bir yetkili?
Kim bilir belki de bir rüya bu
Belki de bir ütopya
Herkes sorar bu soruyu Var mı böyle bir Dünya?
İnsan, ne zaman ki içindeki benlikten kurtulur, kötülüğü, çirkinliği yok eder, kendinden çok karşısındakini düşünür ve Tanrının istediği doğru ve dürüst bir
Maskelerden arınmış gerçek varlığımız bilinçdışımızda yatar, uyur gibi yapar. Bilincimiz, bilinçdışımızdaki en dizginlenmez duygu ve düşüncelerimizi gün yüzüne çıkartmamak, gizlemek için çabalar durur. Ancak oradaki baskın duygu ve düşünceler, bazen bilincin denetimden kaçar, dil sürçmeleri, espriler halinde dile yansır.
yanlışlarımızın farkına varmadan doğruları bulabilmenin mümkünatı var mıdır?
Börklüce’nin felsefesini, ruhunu, Karaburun yerelinden hareketle, tüm yurtta canlandırma çabalarının son üçüncüsüydü bu etkinlik. “Son üçüncüsü”, diyorum; çünkü, daha önceleri de denenmiş; denenmiş de, suskunluğa itilmiş kaç kez. Börklüce Mustafa adı çıkarılıp, Karaburun Festivaline dönüştürülmüş ince taktiklerle. Yerel ve genel yönetimlerin, çeşitli yöntemleriyle, özellikle 12 Eylül’den sonra daha