Zeus'un Kızı; Hepsi Haklı Hepsi Haksız
Haksızsam kes kafamı kopar, akan kanın rengi kırmızı değilse sen haklısın.......
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Haksızsam kes kafamı kopar, akan kanın rengi kırmızı değilse sen haklısın.......
Kapıyı hızla çekip Daha da durmam burada diye bağırıp evden çıkıyorum. Garaja iniyor, arabama biniyor ve cıvıl cıvıldır şimdi diye düşünerek caddeye doğru sürmeye başlıyorum. Olanları düşünmek istemiyorum. Sadece araba sürmek ve uzaklaşmak istiyorum.
Soru bu, işareti bile var hem de çok güzel, harika bir işaret. Kafanızda eğer bir takım sorular varsa çeşitli konularda, işte o zaman soru işaretleri de gelip beyninizde yer ediyorsa, endişe etmeyin fazla, o soru işaretleri yazılı olmadığı için, bir kaç saniyede uçar gider... Soru sorulduğu zaman haliyle
Hainler besbelli…
Bir de gafiller var olup bitenleri fehmetmeyen…
Hainler hinlikleriyle, gafiller saf torikleriyle zarar veriyor bu memlekete.
Adeta bir bağy başkaldırısı başlatılmış…
Ben burada bağy’in fıkhi anlamaları üzerinden durmayacağım anacak siyasî fikir hürriyeti açısından ele alındığında, her ne kadar
Kim bilir belki de bir rüya bu
Belki de bir ütopya
Herkes sorar bu soruyu Var mı böyle bir Dünya?
İnsan, ne zaman ki içindeki benlikten kurtulur, kötülüğü, çirkinliği yok eder, kendinden çok karşısındakini düşünür ve Tanrının istediği doğru ve dürüst bir
Bilirsiniz sabır imtihanıdır mübarek ramazan. Sadece yemeden içmeden ve cinsellikten elini ayağını çekmek değildir kesinlikle... Sabırlı olmak, kulların size karşı aşırı davranışlarını hatta hakaretlerini bile yeri geldi mi olgunlukla karşılayabilmektir... Dua müminin silahıdır. derler. Bol bol dua ettik belki sevdiklerimize, tanıdıklarımıza lakin dünyanın bir çok yerinde Müslümanlar çeşitli
Geceler başka bir alem... Fakiriz, yoksuluz ya, çünkü herkes öyle söylüyor, oysa tüm eğlence yerleri dolu, mekandan mekana gidip eğlenenler var... Sabaha kadar içkiyle coşup eğlenenler var... Aldığımız maaş yetmiyor ya...
Güya günün en popüler sözüyle söze başlamış bizimkisi. Lakin köylü kadınlar ne dediğini anlamamışlar. Anlaşılmadığı için biraz da mahcup bir ses tonuyla cümlesini şöyle açar: “Hani tüm televizyonlarda haber olarak geçen Özgecan’ın tecavüz hadisesi var ya… İşte ondan bahsetmek istedim. Olayı protesto amaçlı açtım, bir erkek olarak sizlerden
herkes aynı bu hayatta... kimi eşya kimi para kimi aşkta...
huzuru bulduysan ne alâ...
Salonsuzluğa , dar bir kadroya r ve bütçe yetersizliğine rağmen güzel işler çıkardık. Sahnelediğimiz oyunlar çok beğenildi. Ödüller almaya başladık. 5 yılda 17 ödül aldık. Türkiyeye turnelere gittik. Ankarada Uluslar arası Tiyatro Festivaline katıldık. Türkiye basınında bizden büyük övgülerle söz edildi. Ceyhan ve Kadirliye turneye gittik
13 Aralık'ta bir kaza geçirdim şükür iyiyim. Korkusu bende kaldı acısı çoktan geçti.
Ve bugün; 2 Kasım…
Bugün güneş tahmin ettiğimden daha iki mızrak yüksekte doğdu.
Ülkem bugün bir başka aydınlık bir günle uyandı…
Evet; kıskançlık duyduğunda kıskancın şerrinden, İslam’ın aydınlık mesajını kıskanan, onun ışığını söndürmek isteyen her tür güruhun şerrinden, hassaten bu süreçte kin
Onca günün hasretinden olsa gerek
Birden yazamadım satırlara duygularımı
Geç oldu demezsen şimdi söylemek istiyorum
HOŞ GELDİN GELİŞİNE HASRET KALDIĞIM CANIM KADINIM
N'erde arızalı tipler var, gelir beni bulur arkadaş. Bende mi bir gariplik var anlamadım.
Birine kızmak, zehir içip başkasının ölmesini beklemek gibi birşeydir. BUDDHA
Börklüce’nin felsefesini, ruhunu, Karaburun yerelinden hareketle, tüm yurtta canlandırma çabalarının son üçüncüsüydü bu etkinlik. “Son üçüncüsü”, diyorum; çünkü, daha önceleri de denenmiş; denenmiş de, suskunluğa itilmiş kaç kez. Börklüce Mustafa adı çıkarılıp, Karaburun Festivaline dönüştürülmüş ince taktiklerle. Yerel ve genel yönetimlerin, çeşitli yöntemleriyle, özellikle 12 Eylül’den sonra daha
Hoşgörüye kapı aralıyordu.
Himmeti ve izzeti yaşatıyordu.
Zilleti beş paralık ediyordu.
Mahalleli dayanışmasını vurguluyordu
İpin ucunu bir kaçırırsak bir daha toparlamak çok zor olur. Eskilerin adabı muaşeret denilen görgü kuralları,
birbirimize yaklaşıp tanışırken takınılan tavır, hoşgörü,
tolerans her kapıyı açan sihirli anahtarlar gibidir. Hani
nerede kaldı bunlar. Saygılar.
O kadar tatlı, o kadar güzel bir meyvedir ki hemen hemen her mevsim yersiniz elmayı ama dalında taze olarak, ama buzhanede saklanmışını. En başta cildi güzelleştiriyor. Yani bu demek ki buluğ çağında ki gençler fazla elma yerlerse, yüzlerinde daha az sivilce çıkacak, ciltleri pürüzsüze yakın olacak. Bu da
Elde ettiği bilgilerle, hayatını idame ettirirken, bireylere ve diğer canlılara, zarar vermeden ve elinden geldiği ölçüde, yardımı esirgemeyen, evrensellik statüsüne haiz, âdemi beşerlerdir.