Ne Zaman Kültürleneceğiz? 1nci Bölüm
Yelken demişken, ne güzeldi yazdığım şiirim.
Aklından çıkar İstanbul
"Bazı yazarlar o kadar derine inerler ki, okuyucunun yüzeye çıkmak için tekne tutması gerekir." – Dorothy Parker"
"Bazı yazarlar o kadar derine inerler ki, okuyucunun yüzeye çıkmak için tekne tutması gerekir." – Dorothy Parker"
Yelken demişken, ne güzeldi yazdığım şiirim.
Aklından çıkar İstanbul
26 Ocak /Saat 08:58
İstanbul'da çarşaf görünümünde buz gibi suda 1093 metre yüzmek...
Gönül ister ki hayat sadece güzelliklerden ibaret olsun, çirkinliklerden bihaber olalım ama maalesef öyle değildir. İnsanlar bu hayatın çirkinliklerle tanışmasına neden olan elindeki güzellikleri yok eden sahip çıkmayan. Halbuki elimizdeki güzelliklerin kıymetini bilsek, onlara sahip çıksak hayatın yaşamaya değer olduğunu görüp insanlara anlatırız.
Bizler, kahvelerimizi yudumlarken güzel bir bayan yaklaştı yanımıza. Özür dilerim, sizler Mağusadan mı geliyorsunuz? dedi. Evet dedik. Bize teşekkür etti. Ben de Mağusalıyım dedi.
Bayan, bu cafenin sahibi imiş. Adının Nil Yücel olduğunu söyledi. İlk dikkatimizi çeken güzelliği, şık giyimi, kibar davranışı ve içtenliği oldu. Güler
Ne güzel demiş, ağzından bal damlayan atalarımız: “Çingene marifetini söylerken, hırsızlığını ele verir.” Herkesin fidana verdiği- verebileceği isim; fidanı diken kişinin aynadaki yansımasıdır.
Evet. Uzun bir bekleyişten sonra vatandaşın özlemi son buldu
Bu günden sonra cennet adamızı güzel günler bekliyor
Su hayattır. Su candır
Bu suyun, doğru ve yerinde kullanılmasıyla adamız, kısa süre içinde cennet gibi olacak.
Vatandaşlarımız sağlıklı, temiz ve tatlı su
Alarm çalıyor. Yine sabah oldu. Sabah oldu ama gün aydın olmadı. Enerjiden tasarruf amaçlı kış saatine geçmediklerini iddia ediyorlar fakat eminim ki benim gibi milyonlar, önce ışıklarını açıyor, daha sonra gözlerini
Ama bir şey var ki, o, herkese adil olarak dağıtılıyor. Kimse onu yargılayamıyor bu yüzden. Kimse satın alamıyor ya da değiş tokuş yapamıyor. Göreli olarak tabi ki. O da,
Zaman
İkinci gün, Karpaz gezisi yaptık. Şehitlikleri, Salamis Harabelerini gezdik. Muratağa, Sandallar ve Atlılar Şehitliklerinde gözyaşlarını tutamadılar. Hele de 10 günlük, 1 aylık çocukların ismini görünce ağlamaktan kendilerini alamadılar. Hepsine dualar okudular. Katliam çukurunda ise onca insanın diri diri çukura gömüldüğünü öğrenince Bu kadar vahşet olmaz dediler.
Yer Taksim. Gecenin on ikisi. İnsanlar kuşkulu ve tepkili gözlerle yardım edip etmemekte değil !! ne olup olmadığını anlamaya çalışmakla meşguldü.
Nereden sıfırladığınızın bir önemi yoktur yokuş aşağı gidiş yapıyorsanız #zeuskız
Önce “Auto”nun ne olduğuna bakalım.
Türkçede fiil olarak kullanıldığında; “otomobille gezmek, araba ile gezmek” manalarına gelir. İsim olarak kullanıldığında; “otomobil, oto, araba” gibi manaları çağrıştırır.
“Auto”, ön kelime olarak kullanıldığında ise; “kendi kendine, kendi, oto” anlamına gelmektedir.
Yani anlayacağınız “ecnebi” bir kelimedir
Bu şehirde evliya yanındakine tuzak kuracak, eşkıya yanındakine kumpas kuracak... Bu şehirde yaşamak kime ne sağlayacak?
Bu şehirde herkes konuşacak, ama kimse ben insanım demeyecek... Bu şehirde insanlık nasıl sağlanacak?
Dünyada mutlaka bir deniz kenarı bulacağım. Siz tüm sahilleri sahiplenmeye çalışsanız da. Bir martı
Bu aziz millet dersine çok iyi çalışmış.
Bu millet Tunus’u görmüş…
Mısır’ı görmüş.
Libya’yı görmüş.
Bu millet Suriye’yi, Bahreyn’i görmüş…
Emrah Safa Gürkan