Şiir, Şair, Okur...
"zavallı şair... Bülbül hamûş, havz tehî, gülistan harab diye inliyordu. ne bülbül kaldı ne havz."
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
"zavallı şair... Bülbül hamûş, havz tehî, gülistan harab diye inliyordu. ne bülbül kaldı ne havz."
Bundan altı yüz sene önce, bir adam vardı. 1432 doğumlu olan bu kişi, tüm çocukluğu boyunca kendini ilime ve bilime vermişti. Fen ilimlerinde daha iyi tahsil yapabilmek amacıyla Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpça öğrenmişti...
İdil Biret' in 11 Temmuz 2009 Topkapı Sarayı' ndaki konserine karşı tepkiler...
Fikret Başkaya
Polemikçi olmak ya da olmamak: Edebiyatı savunmak ya da savunmamak!
Bunların yanında küreselleşmenin bir sonucu olarak kültür etkileşimi ve sınırlarımızdan giren yabancı kelimelerin Türkçe eşdeğerlerinin yerine konulmasında yaşanan gecikme yada umursamazlık bir garip iletişim dilini ortaya çıkarıyor.
Genel anlamda Orhan Pamuk ve onu destekleyenleri, özelde "Benim Adım Kırmızı" romanını eleştiren bir çalışmadır.
Günümüzdeki insanlar dünyayı gereğinden fazla ciddiye alıyorlar. Oysa ebedî hayat dikkate alındığında dünya hayatı ne kadar da kısadır. Bunu bile bile zamanımızdaki insanların alabildiğine lüks ve görkemli binalar yaptığını görünce şaşırıyorum. Dünya bu kadar ciddiye alınmaya değer mi? Türkiye’de istatistik verilerine göre ortalama ömür erkeklerde 65, kadınlarda 70
Ermeni ve bu adın çağrıştırdığı sözler bana değişik değişik, ama birbirleriyle ilişkili şeyler söyler Bu başlıkları değişik bağlamlarda ayrı ayrı ele aldığım ya da birkaçına birlikte değindiğim yazılar yazmışımdır. Yazıda, genişçe bir çerçevede bu başlıkları birlikte ele aldım.
Kolay bir şey yoktur.
Her şeyi kolaya almaya çalışan,zorluğun içindedir.
Battıkca batar.
Biri birini batırmaya çalışırsa,kendisi batabilir.
Hakkı hukuku bilmek şarttır.
Eskiden yalanın biri bin paraydı, artık sadece 6 kontör, üstelik de okkalı...
Hayatın yüksek basınçlı cenderesinde sıkışıp kalan insanların yaşamına toplumsal baskılar da eklenince doğal olarak çıkmazlara sürükleniyorlar. Bunun yansımalarını hayatın her deminde soluklayabiliyoruz. Yoksa bizler de küreselleşmenin girdabında sürüklenen yığınlara mı dönüştük? Kendini kitle psikolojisinin mağduru olarak görenlerin sayısı hiç de yabana atılacak miktarda değil. Bizler bu hastalıklı çağın,
Milyonlarca canlı çeşitinden, sadece biriyiz. Doğadaki tüm canlılardan en önemli farkımız zekamız ve beynimizin salgıladığı duygu hormonlarımız...
Yaşar Kemal