Seçim Potporisi
AKP’li Belediye Başkan Adayı Mahmut Badem’in, “AK Karnem” adını verdiği ve Mehmet Eriş dönemini itham eden bir broşürü seçmenlere dağıttırması Ödemiş’te çok büyük bir tepkiye neden oldu.
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
AKP’li Belediye Başkan Adayı Mahmut Badem’in, “AK Karnem” adını verdiği ve Mehmet Eriş dönemini itham eden bir broşürü seçmenlere dağıttırması Ödemiş’te çok büyük bir tepkiye neden oldu.
İskender PALA, orduda pek çok ismi övgüyle ve saygıyla hatırlarken, pek çok ismi de haksız, adaletsiz ve önyargılı oluşlarıyla hatırlar. Üst rütbeli isimlerden kendisine destek veren, yardım eden, yanında olanlara haksızlık etmek istemez. Bu süreçte yazmaya, araştırmaya, eserler vermeye devam eder. Teğmenlikten Binbaşılığa kadar devam eden süreç onu

en büyük eksiğimiz kendimizce gideremeyeceğimiz bir şey ihtiyacımız var ama istediğimiz bir başkasında
Öğrenci olmak kuzu kuzu okula gitmektir. Sonra sıraya girip hizaya girmektir. Saçında şu var, gözünde boya var, elbisende leke var, var oğlu var sözlerini duymaktır. Öğrenci olmak hasta kabul edilmektir. Bir muayeneden geçer gibi kontrol edilmektir. Öğrenci olmak sıraya adını yazmaktır, duvara dayanmaktır. Bütün nemli düşünceleri mendiliyle kurutmaktır.
Türkiyede medya denince nedense, İstanbul merkezli yayın yapan, gazeteler, televizyonlar akla gelir.
Oysa artık giderek güçlenen yerel medya İstanbuldan yayın yapan ve ulusal medya olarak adlandırılan medya yapılanmasına karşı kafa tutmaya başlamıştır.
Devlet adamlarımız ve eşleri, pek önemserler bizi. Günün “mana ve ehemmiyetine uygun” kutlama demeçleri yayınlanır. Belediyeler şapşal şabalak konserler düzenlerler, göbekler atılır şen şakrak. Töre cinayeti denir, kadınlar öldürülür bir yandan. Memeleri tomurcuğa durmamış kızlar, dedelere peşkeş çekilir, alınır satılırlar. Bahçedeki ağaçtan ya da bir tavandan sallandırılmış ipin
“Bugün AŞK’ın büyülü penceresinden bakmayacağım hayata; ama tamamen duygusal yaklaşacağım duygularıma”
Adı : Özgürlük (!)
Soyadı : Müzesi
Yaşı : Ölümsüz
Uyruğu : Dünyalı
Ya şimdi?
Eğitim ve Öğretim Kalelerimiz...
Adalet ve Emniyet Kalelerimiz...
Sağlık ve Sosyal Kalelerimiz kimlerin elinde?
Söyler misiniz, bu nasıl bir fetih?
Bir edebiyat çevresinde şovenizmin "ş" si geçiyorsa, tavrını edebiyattan yana koyanlar şovenizme karşı çıkmalılar. Çünkü sanattan yana olmak demek insandan yana olmak demektir.
Uzun ve sitem dolu bir yazı olacak bu. Birazcık alkol ve müzik eşliğinde okunması tercihimdir. Böyle yaparsanız yazıdan daha çok keyif alır ve sıkılmazsınız, ben şimdiden söyleyeyim.
Çünkü ben, OKUR’UM...
Hiçbirinin görüşüne katılmayabilirim.
Bazılarının görüşüne katılır, bazılarına katılmayabilirm.
Bazılarının, bazı görüşlerine katılabilirim.
Ama ben, HEPSİyim.
Ressam olsaydım kesinlikle basit insan manzaraları resmederdim. Sırıtık gülüşlerin, aptal bakışların ve çoğunluğu üniversite mezunu olan insanların resmini çizerdim. Ha sanmayın ki resimlerini yaptıklarımı fırça darbeleriyle döverdim ya da onlara söverdim.