Herkes Hakettiği Şekilde Yönetilir
Iyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!
"Doğruyu ararken kaybolanlar, genellikle yanlışın kendisini bulur." - Ambrose Bierce"
"Doğruyu ararken kaybolanlar, genellikle yanlışın kendisini bulur." - Ambrose Bierce"
Iyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!
Hayatın kendiliğinden gelme özgürlüğü içinde hapsi, diğerinin sonradan hapsolmuş hayatının içinde özgürlüğünü keşfi.
Hep korkularımızı söyleyip durduk; Kürt sorunu mutlaka makul bir çözüme kavuşması gerekir, diye. Kürt sorunu sadece bir Türkiye sorunu değildi ve şimdi bu belirleme, daha bir gerçeklik kazanmıştır.
Ercan Kesal
Bir Uzakdoğu sözü aklıma düştü:
"...Eğer bir ülkenin adliye basamakları yosun tutmuşsa,
"...Eğer bir ülkenin hastane basamakları aşınmamışsa,
"...Eğer bir ülkenin okul basamakları aşınmışsa,
"...O ülkede huzur, barış ve refah var, demektir..."
Bırakalım ''bağlaçları''...
Demokrasiyi ''bağlaç''sız savunabiliyor muyuz?
Ona bakalım!..
Bazen, benim bile duymak istemediğim sözcükler dökülür dudaklarımdan. Siz buna ‘dilin keskinliği’ diyebilirsiniz ama asla art niyet taşımam, kin hiç gütmem; ne varsa dilimin ucundadır benim. Dilin keskinliği, bir anlık öfkenin zehriyle bütünleşince şalterlerim atar, özene bezene yaptığım gönül saraylarına bir tane kor, yerle tuzla-buz ederim.
Dilimizdeki Anadil, Anayasa, Anayol, Anaokulu ve hatta Anadolu kelimeleri Anaerkil bir toplum olduğumuzun ispatı. Bu durumda babalara ise sadece iskele kalıyor. :)
O yıllarda da geçerliydi Askeri yerlere kılık kıyafetlerdeki disiplin anlayışı, ama sakallı olan alınmamış başı kapalı olanlar içeri alınmıştı. Bu konuyu biz ne basına yansıttık ne de alenen tartışma konusu yapmıştık. Neden? Çünkü ASKER biz Türklerin kayıtsız şartsız sadakatle yürekten sevdiğimiz, bağlandığımız Mustafa Kemallerin Ocağı idi...
Sayın HÜSMÜLLÜ, yine aynı yazısının 27. Bölümünde -Haksızlıkların artması cesur insan sayısının azaldığını gösterir. diyorSizce yeterince haksızlıklar artmadı mı?!....
Sedat Bey, aynı zamanda Yahya Kemal Beyatlı Şairimizin de bir öğrencisiydi. Birkaç saat sonra gün batacaktı ve ben yine İstanbul-umu özlemiştim. Baharat tadında benim dudaklarımdan döküldü ünlü şairin dizeleri, bir bir özlemini içtiğim İstanbul-umla birlikte
Bu hafta günü hatırlamamakla beraber 2004ün Mayıs ayında Bandırmada tanık olduğum bir durumu ele almak istiyorum.
Ben artık halkı kötülemiyorum...Gerçekten. Yok cahilmiş te yok okumamış ta. Neymiş efendim üç kuruş yüzünden oy vermiş hatta o dağdaki çobanmış,o siyaseti bilmezmiş....
Ahmet Altan