Türkiye'nin Zihin Tarihi
Hilmi Yavuz'un özellikle bugünlerde tekrar okunması gereken ufuk açıcı bir kitabı değerlendirme yazım
"Doğruyu ararken kaybolanlar, genellikle yanlışın kendisini bulur." - Ambrose Bierce"
"Doğruyu ararken kaybolanlar, genellikle yanlışın kendisini bulur." - Ambrose Bierce"
Hilmi Yavuz'un özellikle bugünlerde tekrar okunması gereken ufuk açıcı bir kitabı değerlendirme yazım
Asıl ve temel proje( Kürt sorunu), önünüzde duruyorken ve siz, onun içini boşaltmak adına, ona karşı, kör ve sağır rolü oynayıp, zamanı ayarlanmış “Çılgın Proje” havalarıyla gündem saptırırsanız; komşuda gelişebilecek bir çılgınlıkla, kendiniz de aniden çılgına dönüverirsiniz; nutkunuz tutulur, şok olursunuz. Onun için, tarihin ileriye doğru giden akışına
YZ
'Hayat'ı eleştirmek belki de mümkün değildir.
Çünkü an gelir aklına sevgilin gelir, yüzün gülümser.
Oğlunu görürsün bir önceki satırda.
'Hayat'ı kızın için bir daha kurmayı denemek istersin.
Sarı renkli bir yol hayal edersin.
İlber Ortaylı
Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Olanları, olacakları toplarsanız herşey kısa ve öz.
Pişmiş müstehcen tavukla bir restoranda bir âdem yalnız kaldığında ne yapar acaba? Gizli kamera çekim lazım. Üstüne bir de Hanımgöbeği tatlısı gelirse masaya yiyen ne yapsın.
Ne korkunç bir zaman bu böyle. Sanki cehennemin kapıları dünyanın üzerine açılmış ve bütün iblisler bir din adamı cüppesine bürünüp insan kanı emmek için aramıza karışmış..
Bu ateşi ve kötüye gidişi ancak Türk ve Kürt aydınları durdurabilir.
Gelinlikle çıkmıştı seyahata Bacca.
Gelinlik ülkemizde kirlendi.
Gelinlik ülkemizde kana boyandı.
Bunun utancından hepimize düşen bir pay var.
Ben utandım açıkçası.
Kavganın tarafları birbirlerine küfür ediyor görünseler de, orada kullanılan küfürler orada bulunan herkesedir. O bakımdan toplumda küfrün ortadan kalkması için herkese görev düşer ama, en büyük görev bireye düşer. Birey düzelmeden toplum düzelmez…
İhanetin ve alçaklığın boyutu gittikçe büyüyor…
Devletin ve milletin bekasını hedef alan hıyanet çemberi gittikçe genişlik kazanıyor…
Tanrılaştırdığımız sosyal kurumlar sebepleriyle nice buhranlar yaşamaktayız. Doyumsuzluslukların, açgözlülüklerin, devletin, milletin ve de tüm insanlığın yarattığı kavgalar, savaşlar, girdaplar içinde bazen cenneti bazen cehennemi tatmaktayız. Oysa kabullunmek olmamalı bazen. Bazen masayı devirmek gerek. Sonra da bırakacaksın sen değil başkaları toplasın. Ya da oturup masada her şeyi sineye çekip
Beyaz camda haftalardır keyifle izlemekteyim Ata’yı.
Kimisi Ata’yı ticari bir reklam metası yapmanın yanlış olduğunu savundu.
Kimisi reklam filminde anlatılanlardan çok “Aaa… ne kadar da benzetmişler…” yönüyle ilgilendi.
Reklam filminde gül bahçesinde Atatürk ile bir çocuk arasında geçen diyalog yansıtılıyor.
Engin Geçtan