Hiç "" Bitmeyen Senfoni "" : Musıkî İnkilabı Polemiği
Murat Bardakçı ile Fazıl Say arasındaki " Musıkî İnkılabı" polemiği...
"Kurgu, hakikatin içindeki gerçeği anlatır. — Albert Camus"
"Kurgu, hakikatin içindeki gerçeği anlatır. — Albert Camus"
Murat Bardakçı ile Fazıl Say arasındaki " Musıkî İnkılabı" polemiği...
Osmanlı tarihi boyunca sürekli olarak asimilasyona maruz kalan Alevilerin, Kemalizmle birlikte dinsel inançlarını yaşama şansı bulduklarını, kimliklerini serbestçe ifade ettiklerini iddia etmek zordur. Cumhuriyet, insanını, etnik, dinsel ve kültürel zenginliğiyle kabul edip buna göre bir vatandaş tanımı yapmak yerine, belirli bir inanç sistemini ve etnik aidiyeti diğerlerine dayatma
Yıl 2019. Türkiye beş vakit namazda. Maaaşallah, maaaaşallah! Devlet kamyona, millet dincilere çarptı. Ferhan Şensoy’a da siyah çarşaf pek yaraştı. Size de yaraşır. Emin olun yaraşır! Rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmayın. Beş yıl sonra lazım olacak.
Yurtiçi ve yurtdışı ürünlerimizi numuneler ile size sunduktan sonra kabul edilen ürünleri hazırlayarak kargo ile ulaştırıyoruz.
Bir Uzakdoğu sözü aklıma düştü:
"...Eğer bir ülkenin adliye basamakları yosun tutmuşsa,
"...Eğer bir ülkenin hastane basamakları aşınmamışsa,
"...Eğer bir ülkenin okul basamakları aşınmışsa,
"...O ülkede huzur, barış ve refah var, demektir..."
Karabağ’ın işgali ve Hocalı soykırımı bütün Türk milletinin kalbindeki yaradır... Hocalı soykırımı, sadece Türk milletinin değil, insanlığın kalbinde yara olmalıdır. Soykırımlar insanlık suçudur çünkü...
Mevcut siyasi iktidarın ayrıca hegemonik bir güç haline gelme gibi bir amacı da vardır. Kendi dünya görüşlerinin ve sınıfsal çıkarlarının evrensel çıkarlar olarak temsil edilmesi mutlak hedefleridir. Çevreden merkeze gelerek belirli bir sınıfın iktidarını, muhafazakâr burjuva sınıfının iktidarını tesis ve idame ettirme gibi bir sınıfsal duruş da sergilemektedirler.
En bilinen ve en gerçek yalan "doğruları" söylemektir.Daha etkileyici ve inandırıcıdır.
O geldi...
Ne olduysa ondan sonra oldu...
Bugünün Türkiyesinde -isteyen DARBECİ isteyen militarist desin umurumda değil gururla söylüyorum inandığım şeyi- Türk Silahlı Kuvvetleri olmadan ÖZGÜRLÜK de kalmaz o çok sözü edilen ama bir türlü görülmeyen DEMOKRASİnin adı bile kalmaz. Aç ve eğitimsiz bırakılmış bir Türkiye'de Sivil bir YEŞİL DARBEnin ve DİKTATÖRLÜĞÜN önündeki en büyük engel
Eskiden ırkçı “faşistler”, Kürt devrimci ve demokratlarını aşağılamak için; “Ermeni dölü”, “Moskof” vb. yakıştırma söylemler kullanırlardı. Sayın Erdoğan da, tutturmuş ikide bir, “onlar Zerdüşt’türler” söylemiyle aynı ırkçı ve köhnemiş politik ahlakı sürdürmeğe çalışıyor.
Dergiler kültür, sanat ve edebiyat hayatımıza renk katarlar. Her ay onları büyük bir heyecanla bekleriz. ‘Acaba bu ay kimler ne yazacak’ diye merak ederiz. Onun içindir ki ayın son günleri hiç geçmez. Her ayın ilk günleri benim en mutlu günlerimdir. Çünkü o günlerde posta kutum henüz mürekkep kokusu