Eleman Aranıyor - 2
Bu öyküdeki olaylar yaşanmış gerçeklerdir.Şahısların isimleri ise tabii ki değiştirilmiştir...
"Okumayı sevenin her yerde bir evi vardır. — Hazel Rochman"
"Okumayı sevenin her yerde bir evi vardır. — Hazel Rochman"
Bu öyküdeki olaylar yaşanmış gerçeklerdir.Şahısların isimleri ise tabii ki değiştirilmiştir...
Bir billur hayaldin sen efsaneydin dünyada/
Gözünün rengi bize sevmeyi öğretti hep/
Veda edip gittin ya hep geliyorsun yâda/
Senin hazin gidişin bizde gussaya sebep.
Dün akşama doğru nedense biraz içimdeki sıkıntıyı atmak birazda değişik bir ortamda bulunma isteği ile hiç kimseye haber vermeden bazı zamanlar gittiğim deniz kenarındaki o içkili lokantaya yanlız olarak gitmeye karar verdim.
Kapımızın önündeki kaldırıma çökmüş, hoş bir sohbete dalmıştık. Önümüzden megafonuyla bağıra bağıra geçen, kömürcünün kamyoneti aramızdaki sohbeti böldü.
Çorlu orduevinde tatbikat var, (belki hatırlarsınız şu Hora olayını, tatbikat onunla alakalı) her yan harita.
Yaşlı amca, markete girdi. Ben de arabada radyoyu açıp müzik dinlemeye başladım. Kendi kendime gülüyordum. Aldın mı başına belayı? diyordum.
On dakikadan biraz fazla zaman geçmişti. Yaşlı amca hala görünürde yoktu. Kendi kendime Söz verdin, çaresiz bekleyeceksin diyordum.
O gün günlerden Pazar’dı.Bindiğimiz taksinin penceresinden giren rüzgar saçlarımı dağıtıyordu.Gecekonduların bolca bulunduğu Zeytinburnu’nda bir evin önünde durdu araba.Nasıl bir evdi,merdiven çıktık mı çıkmadık mı hatırlamıyorum.
Uyanmış, yatakta keyif yapıyordum. Kulağıma bir uğultu doluştu birden. Kulak kabarttım Sabahın kör bir vaktinde kadınlar bizim evin önünde toplaşmış aralarında bağıra çağıra tartışıyorlardı. Annemin sesini duyar gibi oldum. Balkona koştum hemen. Beni görünce annem:
Akça pakça pirupak kızımız melek oldu/
Vedasıyla gönlümüz lebalep hüzün doldu.
07.03.2017 İbrahim Kilik
Babam, her sabah pırıl pırıl tıraşını olur, öyle çıkardı evden; bir kere bile kirli sakalla golaştığını görmedim onun.
Genç kadının bir suçlu gibi pişmanlık içersindeki bu ruhsal görüntüsü karşısında bende meraklanmıştım. Yine de onu teselli etme gereğini duyumsadım:
Okulda her tip insan bulunur ama bunun farkına birçok şey gibi sonraları varırsınız tembeller mutsuzlar çalışkanlar orta düzey zenginler...
Aziz Nesin’in çabasıyla dilimize çevrilen ve basılan, Salman Rüşti’nin Şeytan Ayetleri kitabından ve doğan tepkilerden haberdardım. Ancak, bunun insanları ateşe vermekte kullanılacağını düşünmemiştim doğrusu. Oysa kısa geçmişte, bir Kahramanmaraş, Çorum olayları vardı ve dinin, insanları nasıl katletmek için nasıl kullanıldığına kendi yaşamımızda da tanık olmuştuk.
Bireysel olarak 2005 yılında yayınladığım 'Gün Aşımı'
kitabımdan alınan anıdır. Mevcudu kalmamıştır. Kültür
Bakanlığına 2. baskısının yapılması için yazdım, şimdilik
tahsisatımız yok, orjinal Cd'sini gönder, gerekirse ileride
basabiliriz mealinde bir yazı aldım. Şu anda sağlık sorunum
Masada üç kişiyiz. Biri ben biri Opera ve Bale’nin koro sanatçısı Tanju Albayrak ve rahmetli Aziz Nesin oturmaktayız.
Az sonra sıcak köpüklü kahvelerimiz gelecek ve biz koyu bir sohbeti başlatacağız. Damak tadında bir sohbet hem de…
Ekin ektim Guracıya
Yoldurmadım Deli Hacıya
Gel dedim de Hanım Bacı
Niye gelmiyon
1 Kasım. Cuma. Yıl 1985. Bursa E Tipi den cezası on iki ayın altına düşen Siyasi Tutsakların, tarihinde ilk kez yarı açık bir cezaevine gönderilmeleri
Mudanya. Sıcacık bir sonbahar güneşi, parıldayan denizin yüzünü yalayarak geminin güvertesine çıkıyor, selam duruyor, gülümsüyor yüzümüze.
Bu öyküdeki olaylar yaşanmış gerçeklerdir.Şahısların isimleri ise tabii ki değiştirilmiştir...
O da gülümsedi. Yüzünde hoş ve babacan bir ifade vardı. Daha sonra da, kulübesine girdi. Ardından bakarken nedense içimde ki bir ses; bu insanın farklı bir öyküsü olabileceğini düşündüm.