Gp 22 - Sanal Mevcudiyet 5 - Yeni Bir Lojistik
İnsanlar canlarının istediği anda canlarının istediği bir malı internetten sipariş edip dakikalar içinde mutfaklarında bulmaya bayıldılar.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
İnsanlar canlarının istediği anda canlarının istediği bir malı internetten sipariş edip dakikalar içinde mutfaklarında bulmaya bayıldılar.
Uçsuz, bucaksız topraklarda düşünüyor maganda. Otlayan hayvanlarına bakıyor, çevresine, sağına, soluna, uzaktaki tepelere bakıyor. Sırt üstü çimende uzanmış maganda, bazen ağaçlara, bazen kelebeklere, bazen de aletine bakıyor.
Senin güzel dudaklarının her yerinin tadını alacak kadar da esnek. diye geçirdim içimden, o içle bir sigara çektim ama, nasıl öksürük bastı anlatamam. İlk aşkımla ilk karşılaşmamız ve ilk rezalet. Tüm şükürlerimi geri aldım;
Şükrüm geri!
Karanlık, yağmurlu bir akşamda, yorgun bir insanın eve dönme özlemi... Omuzlarındaki hayat yükü, delik ayakkabılarından içeri sızan soğuk su, ve ailesine kavuşma arzusu arasında sıkışmış bir ruh. Fakirlik ve yorgunluğun sessiz tanığı olan bu yolculuk, sevdiklerine kavuşma umuduyla aydınlanıyor. Taksi çağırma kararı, konfor değil, sevgiye bir an önce
Bilinçaltımızı hayatımıza yansıtırken dikkatli ve tedbirli olmalıyız.
Yolcular aceleyle indi-bindi yaptılar. Dakikti tren, otobüs dakikti, gemiler dakikti, insanlar dakikti, her şey bir saat gibi düzenli çalışıyordu.
Toplantı tıkanarak sonlanmıştı. Ev sahibi olarak işveren tarafından sözcü konumunda olduğu anlaşılan Hüsam Bey, “ Oturun beyler! Sabahın bu saatinde birer sade kahve daha içelim de açılalım biraz. Ondan sonra gidersiniz.” dedi. Aslında bu öneri asla kabul görmeyecek gibiydi. İşte ne olduysa o dakikada oldu! Hüsam Bey, diye
"gökteki yılan gözleri kafamızdakinin hırsızıydı"
Lise yıllarından gerçek bir anı. Öğretmen oldum, emekli oldum ama hiç unutmadım bu olayı. Ayşegül Engin'in öyküsünü okuyunca hemen yazayım dedim.
gerçeğe mitolojik bir bakış açısı..
Seda ekranda akıp giden görüntü ve diyaloglara kapılarını çoktan kapatmış, yedi yıl öncesinin ışıltılı, umut dolu günlerine gitmişti. Oysa içinden yükselen derin bir hüzünden başka bir şey duyamıyordu.