"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"

Öykü

206 Numaralı Oda

Çünkü elinden bir şey gelmiyordu inanmaktan başka. Zaten biz insanlar inanmadan yapamayız. Bir şeylere inanma gereksinimi duyarız.

Güvercin

Hadi şimdi bırak o boş şişeyi elinden. Kendimizi bulmak için atlayacağız, sulara, sulara... Hoop!

yazı resim

Fidanlar Sallanıyor

Doğduğu günden beri hep ağlamış Fidan. Sanki hiç doğmak istememiş de, zorla gelmiş gibiymiş dünyaya. Ne emmek istemiş, ne yemek istemiş, ne uyumuş, ne de avunmuş. Kahretmiş Hacer’i, Hasan’ı. Köyde herkes konuşur olmuş bu mutsuz, uykusuz, avunmasız bebeği.

Hayat Ağacı

Seninle birlikte ben de büyüyorum; büyüyüp gelişmemizin sınırı yok, durduğumuzda öleceğiz biliyorum. Öldüğümüzde durmuş olacağız. Sana bakıyorlar.. Ama ancak GÖRMEYİ başaranlar senin durmadığını, DURMADIĞINI anlıyor.

Okul Yolu ve Beyaz Kurdele

Yol boyunca o’nu anlattı annesine. Eve geldiğinde çıkarmak istemedi üzerindekileri. Bir daha, bir daha baktı aynaya. Sanki şimdiden özlemişti öğretmenini. Utanarak sordu annesine “kıskanıyor musun anne”. Anne sadece gülmüştü bütün cevaplara denk.

Gözlerine Değdiğim Yerdedir Hayat

Sıcak bir Eylül akarken gözlerinden, gün sevdadır, gün vedadır... Tek suçludur Eylül, o çağırmıştır sevda sancılarını ve bitmeyecektir. Aralık kapıları kapanırken günlerin yüzüne, yeni merhabalar kucaklanır acımadan... Bunu sezer yürek ve kırılır aynalardaki gülümseyişe. Yalnız dillerde kraliçedir ceylan bakışlı sultan... Bir kez daha anlar ki aşk yoktur. Bir

Bir Soluk Nefes

Fedakâr, özverili bir anne olmuştum. Onlar için bütün hayallerimden vazgeçmiştim. Şimdi ise onları ardımda bırakıp hayallerimin yolculuğuna çıkıyordum. Hatta kaçıyordum çok uzaklara… Belki bu kaçış, kendime yolculuk olacaktı. Bir köy öğretmeni olup minicik yürekleri sevgimle doldurabilmek, çocukların çoraklaşmış, üşümüş kalplerini ısıtabilmek istiyordum.

Töre ve Zulüm/ Bölüm 5

Yol bitmek bilmiyordu bir türlü, uzadıkça uzuyordu... Ne kadar yürüdüğünü kestiremiyordu Sultan, yalnızca ayaklarının sızladığını hissediyordu. Hava kararmaya başlamıştı, yol bitmiyor aksine uzuyordu gitgide. Gökteki yıldızlar bir bir parıldamaya başladı. Ay gökte asılı bir lamba gibi aydınlatıyordu yolunu. Hızlandı birden, içine tarifsiz bir korku sinmişti.

Gıybet

İşin garibiyse en çok sevmediğimiz kişilerin gıybetini yaparız ve bu sevmediğimiz kişilere fark etmediğimiz bir dille deriz ki: “ben seni sevmiyorum ama kendi ellerimle seni cennete yolluyorum bu yüzden al sevaplarım senin olsun”

Başa Dön