İyi ve Kötü Üzerine Kelâm-ı Kibar Deyişler
Kötülerin meclisinde hainlerin ve zalimlerin yeri başköşedir. Gafiller ise orada sadece çaycılık yapabilirler.
"Yazmak, bir hayaletle güreşmek gibidir; kazansan bile, elinde kalan sadece soğuk bir boşluktur." Franz Kafka"
"Yazmak, bir hayaletle güreşmek gibidir; kazansan bile, elinde kalan sadece soğuk bir boşluktur." Franz Kafka"
Kötülerin meclisinde hainlerin ve zalimlerin yeri başköşedir. Gafiller ise orada sadece çaycılık yapabilirler.
siz değerli izedebiyat okurları için etrafımda pişmanlığı barındıran gözlemler yaptım ve bu gözlemlerime dayanarak insanların pişmanlığın rüzgarına kapılmamaları gerektiğini anlatmak istediğim bu yazıyı kaleme aldım siz değerli okurlarımızla buluşturmam gerektiği düşüncesi ile yayınlamaya karar verdim.
\* Kutsalla yatıp kutsalla kalkan, gün gelir kutsal bir hasta oluverir.
Kastamonuda askerim.
Cumartesi pazar günü sivil kıyafetlerle çarşı iznine çıkıyoruz.
Saati de söyleyeyim.
9a yakın çıkıyoruz.
Yılı da söylemeliyim 2002idi sanıyorsam.
Gün aşmıştı. 2010 yılıydı. Telefonum çaldı. Arayan iş yerinde yıllarca birlikte çalıştığımız baş editörümüz Mustafa abiydi. Neşeyle açtım. Mustafa, sesin çok yakından geliyor hayrola! (Oysa yıllık iznin de Ceşmedeydi) demeye kalmadan, o sesin içinden soğuk bir rüzgâr geçti. Kekeleyerek, zorlanarak Canım çok sıkkın Yuşa! Sen tanımıyorsun ama ben
Pragmatist felsefe sayesinde bencillik, çağımızda tavan yaptı.\*Hakikatin kovaladıkları cahilin, yalancının, sahtekarın eteği altına saklanır.
Her şeyin akışkan olduğu bir dünyada, yazarın kişisel deneyimlerinden yola çıkarak duygularını nasıl yazıya döktüğünü ve okuyucuların bu yazılarda kendilerini nasıl bulduklarını anlatan samimi bir düşünce akışı. Hislerimizden kendimizin sorumlu olduğunu vurgulayan, içten bir anlatım.
Yaşamak buysa, yaşayalım ama bu değilse, o zaman yaşamak neredeyse oraya gidelim.
Bu sözü ilk duyduğumda sevmiştim. Hala etkili bir söz olarak bir kenarda durur benim için. Çünkü sözün sahibi rahmetli Suzan Akay ile aynı duyguları farkında olmadan ben de hissederek yaşamışım. Benim de ne zaman
Yolda arabasında öykü dinlerken, Nihan Kaya'nın sözleriyle derinden sarsılan bir yazarın iç dünyasına tanık oluyoruz. Yalnızlığı seven, susma kararı almasına rağmen yazmaktan vazgeçemeyen, kendi düşüncelerini sorgulayan ve çelişkilerle yüzleşen bir ruhun samimi itirafları...
Leyla bana dua eder. Ey Züleyha sen ise iyi toprak atarsın. Şimdi söyle ey Züleyha hanginiz beni aşka gömer.
Ben Leyla'yı içimdeki kuyulara attım. Sen git Yusuf yüzlüleri kuyulardan kurtar. Bana ip atma, sana bağlanamam. Leyla'nın göz çukurlarından çıkamam.
Ben Leyla'nın gözünün içindeki rengim.
Ah benim dizimin dermanı, gönlümün fermanı, buğdayımın harmanı günlüğüm. Zobamın ateşi, göğümün güneşi, gözümün menevişi olan dert ortağım. Sana en güzel hitapları etsem, yine az gelir. Sen benim sırdaşımsın, gönüldaşımsın. Beni dinleyensin, sırrımı bilensin, kimselere söylemeyensin.