Sonuca Götürmeyen Hırs
Yalnızca insan rızkını kendi kazandığını düşünür. Kişi rızkı kendisinin kazandığını düşündüğü için, kendinde güç görür, çalışır, yorulur… Oysa Allah rızası için çalışan samimi insan yorulmaz…
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Yalnızca insan rızkını kendi kazandığını düşünür. Kişi rızkı kendisinin kazandığını düşündüğü için, kendinde güç görür, çalışır, yorulur… Oysa Allah rızası için çalışan samimi insan yorulmaz…
Günlerin en müstesnasıdır bayramlar… Ortak değerlerimizin en başta gelenidirler. Daha çok bayramlarda hatırlarız birbirimizi; birlik ve beraberlik tavan yapar bu güzel zaman dilimlerinde. Bir başka kenetleniriz bayramlarda. Hasretler geçici olsa da son bulur bu sayılı günlerde. İçimize doğan sevgi güneşi bir başka ısıtır bizi. Hüznümüzü, acımızı ve yalnızlığımızı
Kararlılık, amaca ulaşmak için engel ve zorlukları aşmak, azimle çaba harcayıp, yapılması gerekenleri tam olarak yerine getirmektir. Bu anlamda kararlılık, müminlerin yaşamları süresince ihtiyaç duydukları ve kendilerine Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak olan üstün bir ahlak özelliğidir.
Yüreğim bir yamaç mor menekşelerle dolup taşan. Bir neyzenin sesi kulaklarımda yankılanmakta. Hafiften bir deniz kokusu yüzümü okşamakta. Bir an ölüm gelmekte aklıma beyaz kefenlerde bedenim. Hiç kusur yok dudaklarımda. Sonsuz bir uykuya kapanmışçasına. Ne dost peşindeyim artık ne de sevgili arayışında.
Derin düşünmenin insana zarar vereceği yönünde yaygın bir inanış vardır. Öyle ki, insanlar birbirlerini “fazla düşünme delirirsin”, “fazla derine dalma boğulursun” gibi sözlerle uyarırlar. Oysa düşünmek, Kuran’da çok fazla sayıda ayetle emredilen bir ibadettir.
Heyecanların, sevgi ve bağlılıkların doruk noktasına ulaştığı zaman dilimleridir bayramlar… Bu günlerde ruhlar Hakk’a yakınlaşmakla ve zikirle kendilerini tazeler; adeta küllerinden yeniden doğarlar. İnşirah neşesi çepeçevre kuşatır yürekleri. İçimizde batan güneşler tekrar doğar battığı noktadan… İman rüzgârı yeniden eser, doldurur içimizdeki pörsümüş yelkenleri… Vicdanlar merhamete uyanır derin uykularından.
Dinden ve Kuran ayetinden uzak bir anlayış bu kadar mı kindar bir kaleme dönüşür. İnsan düşmanlığını bu kadar insafsızca ve saptırıcı hale dönüştürülmemelidir. İslam’ın kadına getirdiği haklar, batının kadının şeytan ya da hayvan olarak nitelediği dönemlerde kadının kurtuluşunu simgelemektedir.
Kitâbı Sünneti, İcmâı kaldırıp attık;
Havâssı maskara yaptık, avâmı aldattık.
Yıkıp Şerîati, bambaşka bir binâ kurduk;
Nebîye atf ile binlerce herze uydurduk!
O hâli buldu ki cüret: Yecûzu fit-tergîb
Çekinme
Kur’an-‘da Allah’ın sözüdür bu
“Cihat” de, “Kıyam” de, “mücahit” de
“Tağutların hükümranlığı sürmez, sürsede bize rahat yok” de…
Dilin dönmez olur hadi söyle…
İzedebiyat’ta yazıları yayımlanan bir yazarımız, son yazısında namaz ibadeti, İslam dini ve mezhepler tarihi hakkında bazı temelsiz iddialarda bulunmuştu. Yazarımızın, İslami kavramlar üzerine tek taraflı ön-yargılamalarda bulunduğunu düşünmekteyiz.
Buzulları eritip, özümüzde yatan cevherleri ortaya çıkarmasını dileme gafletinde bulunamayacağım çünkü cevherimiz bozulmaya yüz tutmuş bile…
Siz yine fazla şekeri yemeyin
Bayramın olmazsa olmazları arasında yer alan bayram şekerini de borca alarak durumu idare etmeye çalıştım.
“Borç almak” da tarihe karışıyor yavaş yavaş.
Borç vermenin sadaka olduğunu bile bile borç verme ve alma kültürümüzü de kaybediyoruz.
Geriye kaldı kredi kartlarla alış-veriş…
...(nereden anam, babam oluyorlarsa yani(!)..)renginin güzelliği, onlardan türeyen iyi insanları ve mutluluğu; dikenleri, kötü insanları ve acıları simgeliyordu düşüncemde.
Allah pek çok ayetinde Kuran'ın kolaylaştırıldığını, anlaşılır olduğunu ve her örneği barındıran noksansız bir Kitap olduğunu bildirir. Ancak bir kısım insan "Tamam Kuran noksansızdır ama şu şu Kuran'da yazmaz, onları nebinin sözlerinden öğreniriz" der. Bu samimiyetsiz yaklaşımı çürütmek için ilgili ayetleri ekleyip, sonra sorularımı sırasıyla soracağım.
Bir yazarımız, ince bir espri yapmış geçenlerde. Aslında espri değil, başlı başına bir komedi senaryosu yazmış gibi görünüyor.
Sana rağbet ettim, Sana yöneldim Allah'ım. aciz kulun yine kapında, ne olur onu kapıda bırakma...
Bir kişiye veya topluma bir konuda bilgi vermek istediğinizde, o toplumun veya kişinin dili ile mi bilgi verirsiniz, yoksa hiç anlamadığı bir dilde mi anlatırsınız? Elbette makul ve mantıklı olan, mesaj vermek istediğiniz toplumun veya kişinin dilini kullanmaktır.
Ercan Kesal