Ülkemizde Kamuoyu Yoklamaları / Anketler
Merhaba.. "" Ülkemizde Kamuoyu Yoklamaları / Anketler konusu hakkında hazırladığım yazımdır . Yorumlarınızı beklerim.
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
Merhaba.. "" Ülkemizde Kamuoyu Yoklamaları / Anketler konusu hakkında hazırladığım yazımdır . Yorumlarınızı beklerim.
Politik konularda eleştirel bir yazı yazmak istemiyorum, ama gördüklerim karşısında da susmanın bana bir ihanetmiş gibi gelmesi yazmaya zorluyor.
Kendi kendime soruyorum (size değil ey AKP'liler); biz ülke olarak hangi konuda iyiyiz? Ben cevap veremiyorum. Acaba Size sorsam, sağlıklı bir cevap alabilir miyim? Bu soruların cevaplarını
Merhaba. Evet Bir CHP'li Bakara Makara Deseydi, yani AK Parti'li egemen bağışın yaptığını yaparak Allah'ın kitabı Kuran ile dalga geçseydi neler olabilirdi konusunda bir yazı hazırlamaya çalıştım, yorumlarınızı beklerim.
Başbakanlık başdanışmanı, dışişleri bakanı ve başbakan olarak emrinde çalıştığı asrın lideriyle birlikte, son 5 yılda 65 yıllık demokrasimizin boynuna ip geçirip dâra çektiler
KKTC yetkilileri anında müdahale ederek bir insanlık dramını önlemiş oldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde mülteciler kurtarılarak Girnede konaklatıldı. Ertesi gün tedaviye ihtiyacı olan birkaç kişi hariç hepsi özel bir gemi ile Mersine gönderildi. Tabii olayın başladığı andan itibaren Mersin Polisiyle de irtibata geçildi. Her adım takip edildi
Ve bugün , ablama verdiğim sözü tutacağım. Zavallı ablacığımın benim yüzümden uykuları kaçmasın. Kimsenin, gece şöyle mışıl mışıl uyuma hakkını ve özgürlüğünü elinden alamam. Basın özgürlüğü değil ki bu, uyku özgürlüğü !
Sabah erkenden, elli altmış metre ötemde, bacakları suyun içinde, yerinden kıpırdamaya zahmet etmeyen, uzun sarı gagasını daldırmak için balıkların ayağının dibine yaklaşmasını bekleyen kibirli ak balıkçılın ne poyraz umurunda, ne ben, ne de debelenen deniz...
Ahhh... Neden ak balıkçıl değilim?...
Merhaba. CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMELERİNE YARGI YOLU AÇIK MI ? başlıklı yazımı görüşlerinize sunarım
Toplumdaki çürümüşlük hukuka da sirayet ederse, (ki mukadderdir, eder) toplum tamamen çamur deryası içinde debelenir ve kendi kendini yönetmekten aciz duruma düşer...
Önce Timisi’nin kahvesine oturduk. Masalar okey oynayan vatandaşlarla dolu. Bizi gören sevgiyle karşılıyor. “Hoş Geldiniz” diyerek yanımıza oturuyor. Ve tabii gündem kendiliğinden geliyor: Seçim.
Değişik görüşler var: “Hocam, bu seçimi İsmail Arter alır” diyor biri. Neden diye soruyorum:
Şimdi, Leh yazar Sienkiewicz'in ünlü romanı Quo Vadis?'in sayfalarını çevirelim.
Aziz Petrus'un, Roma'dan Neron'un zulmü yüzünden kaçarken çoktan çarmıha gerilmiş İsa'ya rastladığında, şaşkınlıkla sorduğu soruyu hem yönetenlere, hem yönetilenlere soralım:
Petrus: "Quo Vadis?" (Nereye gidiyorsun?)
İsa: "Roma'ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum
Görüntülerden çıkan manzarada, çevrecilerin masum ve haklı duyarlılıkları, polis teşkilatı içinden,( ya art niyetli, ya da bireysel sorunlu) kimi polislerin gerçekten aşırı güç göstermesiyle, ortam radikalleşti. Ortalık iyice karıştı. Bu feci manzarayı gören, duyan sıradan halk kesimleri de bu öfkeye tepki gösterdiler ve haklı gördükleri çevreci gösteriye katılım
Rüyaya müdahale edemiyorsun ki. O nedenle, rüyamın saçmalığından ben sorumlu değilim.
Türkiye yetkililerinin biraz tarih bilinci ve birazda siyasetteki gerçeklere saygıları olsaydı, özellikle bölge toplumlarının kaderlerini 1500 yıllarından günümüze kadar Avrupa ve Rusya gibi devletlerin belirlediklerini bilip, ona göre kendilerini geliştirmeleri gerekirdi.
Hedefler uzak veya yakın da olabilir. Ama bazı hedefler vardır, çok uzaktır. Ona hemen ulaşamazsınız. Yıllar ve hatta yüzyıllar sonra bile ulaşılması güçtür. Önemli olan o hedefi gönülde hissetmek, ona ulaşmaya çalışmak ve bu uğurda çaba harcamaktır.
Kêşeya Kurd, pirsgirêkek girîft û pir mezin e; ji bo wê, ev sih salin go şerekî çekdarî tê dayîn û her du alî hêzên şervan jî, rawestîyan û betilîn û neçar man in. Ev roj, her du hêz hatine wê merhalê go dawî li vî şerî bîn in
Sürekli olarak gerici dinsel temalarla geviş getirmeyi sürdüren AKPnin, kent soylu burjuvaları ve gerçek kentli bireyi temsil etmekten çok uzak olduğu açıktır. İstedikleri kadar Versace'den, Diordan son moda elbiseleri giysinler, en lüks dört çekerlere kurulsunlar kentli ya da şehirli asla olamazlar.
51 yıldır başka bir ulusu işgal altında tutuyoruz. İçinizde iki tür insanlık algısı olduğuna inanmaya başlamadan bir başka ulusu işgal edemez ve baskı altında tutamazsınız: Biz kendimiz işgali yasallaştırıyoruz. Şundan eminim ki Filistinlerle çatışmanın sürmesi bizi daha insanlık dışı yaratıklar hale getiriyor. Hayvani, ırkçı, acımasız oluyoruz. Davit Grosman
Orta Doğu, Rusya ve Kafkaslardaki mevcut olaylar ve muhtemel gelişmeler üzerine kısa düşünceler...