Çok Yüzlüler Çağı
Çok Yüzlüler Çağı başlığını attım yazıma.
Utanmazlar Çağı da olabilirdi.
Kıyıya Değil Dibe Vurmuş İnsanlar Çağı mı deseydim acaba.
Yok.
"Yarın için endişelenmek, bugün için yazılacak harika bir hikâyeyi ertelemektir." — Terry Pratchett (kurgusal)"
"Yarın için endişelenmek, bugün için yazılacak harika bir hikâyeyi ertelemektir." — Terry Pratchett (kurgusal)"
Çok Yüzlüler Çağı başlığını attım yazıma.
Utanmazlar Çağı da olabilirdi.
Kıyıya Değil Dibe Vurmuş İnsanlar Çağı mı deseydim acaba.
Yok.
İşbirliği demek El mantalitesi dediğimiz sömürgeci köleci, egemenlerden pay almakla; onların sözcülüğünü yapan propagandalarla sömürüye yol açan tutumlardır. El mantalitesi ön ittifaklı, temel toplumsal sözleşmeye aykırı olan mana ya da söylem gücüdür.
Soner Yalçın suçlu mudur, değil midir? Bunu ben bilemem, çünkü bu konuda bir yargıda bulunabilecek hukuk bilgisine sahip değilim. Ama zihnimin köşesinde beni rahatsız eden bir soru var:Ya suçlu değilse? Ne olacak o zaman? Onca çektikleri, ömründen giden günleri yanına kâr(!) mı kalacak?Son sözler Oruç Babadan: \*Masumun özgürlüğünü,
Kış nedeniyle kilit vurulmuş evler, lakin bir tanesi evini bu taziyeye açmamış, açma cömertliğini gösterememiş…
Özetleyecek olursak; köy hayatı, bildiğiniz o eski köy hayat değil şimdi.
O eski cömert insanlar, yerini cimri ve sadece kendini düşünen egoist insanlara bırakmış…
Evini komşusunun taziyesine
Cumuriyet inkılapları döneminde musıkimiz...
Nihayet sıra, kadının, emekçi erkekten çok daha fazla sömürülüp ezilmesinin, aşağılanıp şiddete maruz bırakılmasının kaynağına geliyor. Bunun temelinde de kadınla erkeğin üreme organlarının fizyolojik farklılığının yanısıra doğalarındaki diğer biyolojik ve ona bağlı olarak psikolojik farklılıklar yatıyor. Bu farklılıklar, ustalıkla, toplumsal yaşamdaki konumlarda kullanılıyor.
Bazı ülkelerde kadınlar tek başlarına sokağa çıkamazlar, gezemez ve istedikleri gibi hareket edemezler. Bırakın bunları, günümüzde biz de dahi birçok erkekler, hamile eşlerini kontrol için erkek doktora götürmek istemezler. Kadın ve erkek arasında dağlar kadar, uçurumlar kadar fark yaratırlar. Böyle düşünen kişilere göre kadınların hiçbir şeye hakları yoktur
Kısa bir açıklama:
Yazarlarımızdan Şükrü Gülmüşün arkadaşımızın sorduğu soruyu, sayın Muhammed Cana da sorduk ve ilk defa kendisinin yanıtını veriyoruz.
İlk daime zordur.
Ama Can zor soruların ve zor görevlerin insanıdır.
Selamlarımızla.
Şâirler yüreklerimizin tercümanıdır. Onlarla görürüz, onlarla düşünür, onlarla hayal ederiz. Bu yürek dostları olmasa nasıl ifade ederdik hislerimizi?.... Dünya onlarla güzel… Kanın ve barut kokusunun gök kubbemizi sardığı bu çağda şâirler az da olsa hayatımıza renk katıyorlar. Bize insanî hislerin ölmediğini haykırıyorlar. Katılaşan yüreklerimizi yumuşatıyorlar.
Devlet yönetmek ayrı bir meziyet, devleti temsil etmek ayrı bir meziyet, yönetici seçmek daha ayrı bir meziyet...
Batılılaştırılma maceramız...
Bir sofradayım sanki sofra bezi var sadece. Yenilir yutulur bir durum değil açıkçası. Cimriliğin daniskası somfamda. Akıllar kıt, yürekler boş, beyinler fukara... Nereden tutsan sofra bezi aynı. Tat alınacak hiçbir şey yok. Kıtlık elde... Elimden ne gelebilir? Dudaklar boş sürahi... İçmeye varlar. Ağızlar kazan, yemeye varlar. Bir duvarın