"Edebiyat, yalnız olmadığımızın kanıtıdır. — C. S. Lewis"

Öykü

Alfabesiyle Büyümüştük

Atatürk alfabesinin pek çok üniversitesini bitirmiş son temsilcileriyiz. Şimdiler de kafamız çok karışık,
hayretler içindeyiz. Kimler Atatürkçü, kimler değil,
bir Osmanlı tokatı gibi yüzümüze çarpıyor. Yahut da
bu yaşananlar Atatürk'ün yazdığı oyunun her şeyini içeren döner
sahnesi. Saygılarımla.

yazı resim

Torunum

Bahçede uğraştıktan sonra epeyi yorulmuştular. Vakit ikindiyi geçmesine rağmen hava hala bunaltıcı sıcaktı.

Mağaranın Kamburu - 18

Krizi iyi yönetemedik. Müşterilerimize verdiğimiz sözleri tutamadık. Bizim alacağımız borcumuzdan çoktu, fakat alacaklarımızı tahsil edemedik. Para gelmeyince konutları bitiremedik. Hatta temel attığımız iki arsada iki tuğlayı bile üst üste koyamadık. Yanımızda çalışanların maaşlarını ödeyemedik. Günü dolduğunda evlerini teslim almak için gelenler sıvası bile yapılmamış kaba inşaatları görünce önce

Çöp Kamyonu

Bu öyküyü mutlaka yazmalıydım. Saatime baktığımda yarım saatlik bir sürem kalmıştı. İş yerim ile evim arasında ki mesafeye bu süre yeterliydi. Aksi halde hafızamdan uçup gitme tehlikesi vardı. Çünkü hastaydım. Her geçen gün her geçen saat beynim eriyordu. Acilen patronu görmem şarttı. Ama önce onun emir erini görmeliydim.

Bir Anı Defteri Buldum - 10

Demekki Sibel, benim hakkımda birçok şeyi biliyordu. Ama ben onun hakkında sadece anlattığı kadarını bilecektim. Zaten böyle olduğu, şoförün adresimi sormadan beni evime getirmesinden de belliydi. Bu durum, benim için o kadar önemli değildi. Sibelin bu şekilde davranmasında onu haklı kılacak birçok neden olabilirdi.

İşte Geldi 8 Mart Bakın Neler Olacak

Bu üç kadın ne kardeşlerinin, ne babalarının, ne de kuzenlerinin, daha sonraları da kocalarının ellerinden bir kerecik olsun, çiçek bile almamışlardı! Aynı şekilde kendilerine iltifat ve teşekkür bile edilmişlik yoktu... Bu kadınlar benzeri milyonlarcası gibi, çocuk çoluğa karıştıkları halde orgazmı dahi tatmamış ve tanımamışlardı! Ailecek dışarıda bir gün

Gizemli Zarf

Adam adımlarını kapıya doğru yönlendirdi. Biran önce bu gizemli ortamdan sıyrılıp karısının koynuna girmeyi ve normal hayatına dönmek istiyordu. Çevresine bakındı, duvarda farklı boylarda Hristiyan figürlü tablolar çoğunluktaydı. Onlara bakmayı istemedi. Kapının önüne geldiğinde yere baktı, bir sürü ayakkabı gördü. Hepsi de iriceydi. Aralarından ayakkabısını aradı, bulamadı. Bazı

Babanı Rüyamda Gördüm

Bir cumartesi günü selamünaleykümün de samimiyetine ve sıcaklığına güvenip dükkanından içeri daldım. Aleykümselam hemen bana doğru uçarak geldi... ''Çay içer misin Ahmet?'' çayı da severim de aslında, boş ver. ''Yok ağabey içmeyeyim sabah dükkanda çok içmiştim.'' O sırada tezgahta da bir taraftan iş yapıyor. ''Biraz çıkma yapsan ağabey

Sevimli Sürüngen Gabon'un Macerası

Günlerdir hiçbir şey yemeyen Gabon haliyle çok acıkmıştı. Dışarı çıkar çıkmaz çatallı dilini dışarı çıkardı, yani koku alma organını. Bu organ, en küçük ısı kaynaklarını bile algılayabilir ve yerini belirleyebilirdi. Bu nedenle bütün sıcakkanlı hayvanların gizlendikleri yerleri bulabilir ve onları avlayabilirdi. Bu altıncı duyu özellikle gece avlanmaları sırasında

Başa Dön