"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"

Roman

Aynanın Sırrında Dolaşan Bir Çocuk

Kapıyı açıp bir bardak su almaya giderken görüyordum bütün bunları.O anda vazgeçiyordum gitmekten ve geri dönüp boş bir defterle bir kalem alıyordum elime.Onun yazdıklarının hepsini kelimesi kelimesine aktarıyordum sayfalara ve ben cenaze törenleri arasında koşuşturan o adamın yaşadıklarıyla yazdıklarını aktarıyordum sizlere aslında...

Karanlık - 4. Bölüm

Pazartesi günü okulumda resmi olarak göreve başladım. Her iki aşiret de çocuklarını eksiksiz olarak okula göndermişti. Toplam 76 tane öğrencim vardı. Kuday aşiretinin çocukları sabah, Matur aşiretininkiler ise öğleden sonra geliyordu. Suna da öğleden sonra ki derslere katılıyor hatta zaman zaman dersleri O anlatıyordu. Diğer günlerde de Suna

Aysel

Erken kalkardı sabahları;güneş merhaba demeden şehre bir iz bulabilmek için hiç sıkılmadan hergün sokulurdu usulca denizin kıyısından bir iz bulamayınca belki kendisi gibi kıyıya vurmuştur umuduyla saatlerce gezerdi kumsalı boydan boya...Sonra yüzerdi;içindeki tüm öfkeyle denize kafa tutan o kayalara.Şimdi anlıyorum oysa ki ne kadar çok sevdiğini söyleyip selam

Çikolata - 10

Valizimi alıp yürümeye başlıyorum kalabalığın arasında kayboluyorum. Şimdi uçağa binme zamanı. Hoşçakal İstanbul...

Uzun Yol (1. - 100. Sayfalar)

Yavaş ve aksak adımlarla merdivenlere adım attığında Onorgud bunun hiç de Kahin’in sıradan hallerinden olmadığını anladı.
Cadıkahin Kral’dan iki basamak aşağı da durdu.
Kral ürperdi.
Krallarınkahini sıska, kemikli elini Krallarınkılıcı’na doğru uzatıyordu. Uzun, kalın çelik namlunun usturadan yüz bin kat keskin ağzına

Başa Dön