Berat Uyanık - Benliğimi Gördünüz Mü? (Romandan - Sinekler)
Berat Uyanık'ın "Benliğimi Gördünüz Mü?" adlı romanından bir kesit
"Yazmak, varoluşun o bitmek bilmez 'Acaba ne zaman bitecek bu?' sorusuna verilen en pahalı cevaptır." – Woody Allen"
"Yazmak, varoluşun o bitmek bilmez 'Acaba ne zaman bitecek bu?' sorusuna verilen en pahalı cevaptır." – Woody Allen"
Berat Uyanık'ın "Benliğimi Gördünüz Mü?" adlı romanından bir kesit
İyilik ve kötülük tıpkı karanlık ve aydınlık gibi iç içe ve birbirlerini tamamlayarak bir insanın içinde veya bir yerlerde öylece yaşarlar. Safi iyilik veya safi kötülük yoktur derler ama buna rağmen birileri iyi birileri kötü olur. Zaman bunu değiştirir mi?
İşçilerin yüzlerinde,henüz yarım gün geçmesine rağmen, yorgunluk alametleri belirmişti.Yol yorgunluğu ve ortam değişikliklerindeki tedirginliği henüz üzerlerinden atamamışlardı.İlk anlarda işe konsantire olamamışlardı.Bu ,çalışmalarındaki acemiliklerinden belliydi.İşe başlarlarken kendilerini gereksiz yere sıkmışlardı.Rahat olamamışlar haliyle de sinirleri gerilmişti. Zaman geçtikçe eller,çotanakları daha güçlüce kavramaya ,peştamaller daha hızlı dolmaya başlamıştı.
Çuvalcı olarak görevlendirdiği kişiye de yapacağı iş hakkında açıklamasını yapmıştı.
Fındık ocakları altında sürekli dolaşacak,işçi arkadaşlarının topladığı fındıkları çuvallara boşaltıp belirli yerde istifleyecekti.Taşıyıcı da buradan atlara yükleyip fındık sahibinin evinin önündeki meydana getirmiş olacaktı.
Dilruba’nın yolu bir ermişle kesiştiğinde ermiş ondan göğsündeki gökyüzünün fotoğrafını çekmesini ister. Ama önce Dilruba’yı farklı ve fantastik alemlere götürecektir: Duymak, görmek ve koku alemleri. Burada Dilruba’nın kendini yeniden keşfetmesini isteyen ermiş ona duyularla ilgili uzun dersler de verir. Sıra koku alemine geldiğinde Dilruba Tuğrul’la tanışır ve onun
Gençlik yıllarımda Doğu Karadenizin şirin ilçelerinden Ünye ve Fatsa bölgelerinde yapmış olduğum fındık işçiliğim sırasındaki gözlemlerimi aktarmaya çalıştım...
Hasan, üç saattir zorlu bir kazı işinde ter döküyor. Susuzluk ve açlıkla mücadele ederken, onu bu duruma düşüren Haydar'a öfkeleniyor. Yetersiz hazırlık ve zorlu koşullarla savaşırken pes etmemeye kararlı. Taşlı toprağı kazarken sabrı tükenen Hasan, sonunda su aramak için ormana yöneliyor. Bir insanın dayanıklılığı ve inadının sınırlarını zorlayan,
Yüzüme bakıp adımı soruyor. Beren diyorum ve bende onunkini soruyorum, gülümseyerek cevap veriyor; "İsmim, Carlino."
Pazartesi günü okulumda resmi olarak göreve başladım. Her iki aşiret de çocuklarını eksiksiz olarak okula göndermişti. Toplam 76 tane öğrencim vardı. Kuday aşiretinin çocukları sabah, Matur aşiretininkiler ise öğleden sonra geliyordu. Suna da öğleden sonra ki derslere katılıyor hatta zaman zaman dersleri O anlatıyordu. Diğer günlerde de Suna
Modern İstanbul'da başarı ve yalnızlık arasında sıkışan Karim Arslan'ın hikâyesi. Bir zamanlar cebinde iki yüz lirayla Erzurum'dan gelen genç adam, şimdi kırk üçüncü kattaki ofisinden şehrin hiç dinmeyen ışıklarını izliyor. Başarıya ulaşmış olsa da, içindeki boşluk ve ailesinin değerlerinden uzaklaşmanın verdiği huzursuzluk peşini bırakmıyor.
Yaşamak bir seçenek miydi hala?
Aşkın ve kaybın dengesinde, uğruna mücadele edeceğim şeyi aşk belirledi ve eğilip fısıldadı kulağıma: Tut Elimi..