Kelebek
„- Kim o?“, diye seslendi. Sesi titrekti. Günlerdir süren bir gerginliğin ardından ilk kez kapısı çalınıyordu
"“İlk kez aldatmaya kalkıştığımızda ne karmaşık bir ağ öreriz!” — Sir Walter Scott"
"“İlk kez aldatmaya kalkıştığımızda ne karmaşık bir ağ öreriz!” — Sir Walter Scott"
„- Kim o?“, diye seslendi. Sesi titrekti. Günlerdir süren bir gerginliğin ardından ilk kez kapısı çalınıyordu
Tarafgirliğin insanoğlunu çepeçevre sardığı günümüzde; bakış açısını, bir platforma %100 nesnel olarak oturtabilmek mümkün mü, acaba? Ya da insanoğlunun böylesi zamanlarda bitaraf kalması ne kadar mümkün ?
• Bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü'nü Fransız yazar Jean-Marie Gustave le Clezio kazanmış. "Yenilikçi şiirsel macerayla ve duygusal coşkunlukla dolu, şu anki medeniyetin sahip olduğunun ötesinde bir insan sevgisini ele alan" eserler çıkardığı için ödüle layık bulunduğu açıklanmış.
Clezio'nun Türkçe'ye çevrilen kitapları: "Çöl", "Göçmen Yıldızı", "Altın
Türkiye' de aile düzenine ne oldu? Batı'nın amacı ne ? Suriye ile savaşa girmek ne kadar doğru?
Bünyamin Sürmeli...
Evet, hava durumu deyince aklıma gelen tek isim Bünyamin Sürmeli! Gerçi herkes tanıyor ama, hani şu CNN TURK’ün sempatik Meteoroloji Müdürü.
Bir okyanus saklayın içinizde, sonsuz olsun. Yağmurlar yağdırın üstüne ve nehirlerle hissettirin herkese…
hayatın tüm anlamsızlıkların içinde bir anlam yakalamanın gerekliliğini anlatan kısa bir yazı...
İki insanın hayatlarını birbirine bağlayan sade ve samimi bir aşk hikâyesi. Maddi imkânsızlıklar içinde bile sevginin en değerli hediye olduğunu hatırlatan bu metin, günlük hayatın koşuşturması içinde yakalanan küçük mutluluk anlarını ve karşılıksız sevginin gücünü anlatıyor. Doğum günleri geçer, ama gerçek sevgi zamansızdır.
Kapımın önünde beni uğurlamak üzere açmış olan hanımelinin kokusunu çekiyorum içime sindirircesine…
Hiç olmadığı kadar dikkatli inceliyor evimi gözlerim…
Ve sık sık artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak cümlesi dökülüyor dilimden kendimin bile duymakta güçlük çektiği bir kısıklıkta…
Hyat tekerrürden ibaret değildir.Sonuçları ve ödenen bedeller daha da ağır olabilir.
Ocak ayının ikinci yarısını sürmekte olduğumuz bir zaman dilimini yaşamaktaydık. Kış tam anlamıyla kendini hissettirmeye devam ediyordu.
Hava kararıyor yavaş yavaş. Kim bilir hangi hislerin hüzünle tanışmasıyla etrafa siyahlık çöktü. Merak ediyor insan. Hangi şehirde kim şuan ayrılıyor birbirinden ya da seviyor birbirini diye.. Kahvemden son bir yudum alırken elim kayıyor dizelere. Son bir not daha ekliyorum kimsesiz sözcüklere; hiçbir gün size özel değildir.Çünkü...
Ben balımı dudaktan esirgerken
Çiğ taneleri sonbaharı gömsün,
Biraz yana kaysın cisimler ,
Ve ayaklarım yeşersin.
Hiç farkına varmadığımız tesadüflerle dolu hayat. Biz göremiyoruz, fakat ilginç bir şekilde hayatımız belli etkileşimler üzerinden şekilleniyor.
Bir film olsa hayatımız, bu filmi izleyenler yaşanan tesadüfler yüzünden filmin ne kadar ilgi çekici olduğunu fark edip, büyük bir merakla izlemeye devam ederlerdi filmi.
Bu tesadüfleri
Cumhurbaşkanı onayından geçti gitti...
Ahh… Ahh… Adını bile telaffuz etmek istemiyorum artık, telaffuz edildikçe kanıksanıyor her şey…
biyolojik yaşıma inanamazdım nüfus kağıdımda yazmıyor olsaydı. yaşlandığımı gördüm aynada. aynalar mı yalancı yoksa o pembe kağıt mı? yoo hayır asla ruh yaşı o doğum yılıyla ölçülemez. basbayağı yaşlandım işte...