Nerede O Eski Ramazanlar
Ramazanın o büyülü atmosferi ve uhrevi havası çocukluk yıllarımda daha çok etkilerdi beni.
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
Ramazanın o büyülü atmosferi ve uhrevi havası çocukluk yıllarımda daha çok etkilerdi beni.
zaman bizi kanatmak zorunda mı? bize zarar vermeden geçip gidemez mi? yaralarımızı sarmaya izin veremez mi?
Dürüstlüğün erdem olmadığı, saygının, hoşgörünün ve emeğin önemli olduğu yıllardı.
Ankara da kar yağıyor ve trafik felç olmuş durumda.Sevgili kar, kente bembeyaz yorganını serdi, uykusu da pek ağır maşallah! ama görüntüsü çok güzel..Usul usul inen kar taneleri ,bana hep beyaz umutlarımı hatırlatır
Bir süre sonra yazılarımı izedebiyatta göremezseniz, bilin ki, ekonomik önlemler paketime bir madde daha eklemiş ve internet bağlantımı kesmişimdir.(Bir devlet memuru emeklisinin nesine internet?) Bu, çok yakın bir ihtimal.İsterseniz şi
„- Kim o?“, diye seslendi. Sesi titrekti. Günlerdir süren bir gerginliğin ardından ilk kez kapısı çalınıyordu
Bir okyanus saklayın içinizde, sonsuz olsun. Yağmurlar yağdırın üstüne ve nehirlerle hissettirin herkese…
Olması gerekenlerin övünç kaynağı olarak gösterildiği bir yerde,
yalan söylemeyenler elbette alkışlanır.
Bünyamin Sürmeli...
Evet, hava durumu deyince aklıma gelen tek isim Bünyamin Sürmeli! Gerçi herkes tanıyor ama, hani şu CNN TURK’ün sempatik Meteoroloji Müdürü.
İki insanın hayatlarını birbirine bağlayan sade ve samimi bir aşk hikâyesi. Maddi imkânsızlıklar içinde bile sevginin en değerli hediye olduğunu hatırlatan bu metin, günlük hayatın koşuşturması içinde yakalanan küçük mutluluk anlarını ve karşılıksız sevginin gücünü anlatıyor. Doğum günleri geçer, ama gerçek sevgi zamansızdır.
hayatın tüm anlamsızlıkların içinde bir anlam yakalamanın gerekliliğini anlatan kısa bir yazı...
Ben balımı dudaktan esirgerken
Çiğ taneleri sonbaharı gömsün,
Biraz yana kaysın cisimler ,
Ve ayaklarım yeşersin.
Kapımın önünde beni uğurlamak üzere açmış olan hanımelinin kokusunu çekiyorum içime sindirircesine…
Hiç olmadığı kadar dikkatli inceliyor evimi gözlerim…
Ve sık sık artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak cümlesi dökülüyor dilimden kendimin bile duymakta güçlük çektiği bir kısıklıkta…
Ocak ayının ikinci yarısını sürmekte olduğumuz bir zaman dilimini yaşamaktaydık. Kış tam anlamıyla kendini hissettirmeye devam ediyordu.
Hava kararıyor yavaş yavaş. Kim bilir hangi hislerin hüzünle tanışmasıyla etrafa siyahlık çöktü. Merak ediyor insan. Hangi şehirde kim şuan ayrılıyor birbirinden ya da seviyor birbirini diye.. Kahvemden son bir yudum alırken elim kayıyor dizelere. Son bir not daha ekliyorum kimsesiz sözcüklere; hiçbir gün size özel değildir.Çünkü...