Aileler Boşluklarda Kaybolmasın
aile; anne baba ve çocukların oluşturduğu toplumun en küçük kurumudur.
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
aile; anne baba ve çocukların oluşturduğu toplumun en küçük kurumudur.
bizler neden başkalarının hayatlarına müdahale etmeye gereksinim duyuyoruz?
çıkar, insan yaşamında yer bulan fikir alışverişinin ve yerine getirilebileceği fikri inancının oluşturduğu isteklerden ibarettir.
Gelelim diğer filozoflara, Konfiçyüs ''İnsan öğrenen hayvandır.'' demiş. İnsan dışında ki hayvanlarda bazı bilgileri öğrenebiliyorlar, tabi ki onların öğrendikleri sınırlı... Thales'de ''İnsan araştıran hayvandır.'' demiş. Araştır araştır bitmiyor ulaşılan bilgiler, kıyamete kadarda bitmeyecek bu gidişle... Ne meraklı bu insanoğlu... Sokrates dostumuz da ''İnsan sorgulayan hayvandır.'' demiş. Sorgu odalarımız
Yetinmek, yani azına kanaat etmek alışkanlıklarına bağlı insanların tembellik etmeye makul sebebidir. Yetinmek, seçeneksiz kalmayı gönüllü kabul etmektir.
Yaşlı bir ebeveynin çocuklarına yazdığı içten ve duygusal bir mektup. Yalnızlık, yaşlılık ve kuşak çatışması temalarını işlerken, anne kaybının acısını ve çocuklarıyla olan iletişim zorluklarını samimi bir dille aktarıyor. Yaşlanmanın kaçınılmazlığı ve hayatın belirsizliği üzerine düşündürücü bir metin.
''Ön yargı, sözlük anlamıyla; genel ve özel kullanımlarında bir taraf tutma biçimidir. Bir ideolojik fikri veya bakış açısını koşulsuz desteklemek manasında kullanılır. Ön yargı halk arasında genellikle bir kişinin kararlarının ağırlıklı bir şekilde tek taraflı olarak ortaya çıkmasında kullanılmaktadır. Yine halk arasında ön yargı, bir kişinin kararlarının nesnel
kasabıyla yaşayan bir kuzuyum. bana bıçak sırtında yaşam sunuyor. ve diyor ki sana bu dünyada ne bıçaklar gösterdim, ne satırlar hediye ettim. hala seni sevmediğimi mi söylüyorsun. ulan senin sevgin dağda biten ota benzer, senin bir emeğin var mı bana onu söyle.
Bildiğiniz her şey bilmediklerinizin esiridir. Böyle söylersem çok açıklayıcı olmayacak herhalde.
Sessiz gelen aşk, yumurtlayan tavuk gibi ortalığı ayağa kaldırır. Aşk zayıf karakterde kendi havasını atmasını sever. Alay eder. Uykusuz bırakır. Gündüzü ve geceyi alt üst eder. Aşkı heyecan dalgasıyla kişinin dünyaya bakışını ve yaşam biçimini parçalar. Atom etkisi yapar.
Aşk hiçbir zaman geldiği gibi durmaz. Zamanla
Bir kadin icin olabilecek olan en kotu seyi yasamisti. Dovulmustu Bir, iki, uc derken artik rutine baglamisti dovulmeleri Bu yuzden kimse tekrar onun gibi sevmesin, sevip de yaralanmasin istiyordu. Tam birini sevdiginde, tekrar deger verdigini hissettiginde vazgeciyordu. Gece karanliginda yastigina akan gozyaslari hep bu yuzden
Samimiyetsiz sevgilerin, ilişkilerin ve aşkların bitmesinin gerektiğine vurgu yapan bir anlatı.
Ne buyuyup asik oldugunu sanan cocuklarin, ne de sevgililer gunune ozel satis yapan kimsesiz cocuklarin gunun anlamini ifade edebiliyordu Gorunen o ki hepimiz sevgisizdik.
Hayat,pazar yeri, paran kadar alabildiğin ve tadına bakabildiğin, önemli olan bu pazar yerindeki gibi kararın demokratik, seçimin alternatifler içinde olabilmesi, kim, bozuk bir çileği tezgaha koyup, yüksek fiyata almayanı dövmeye cesaret edebilir ki ya da malı tezgaha koymadan satmaya çalışan ya da tezgahtaki malı sadece istediğine satan birini