Yokluğuna Döküldüm, Kendim Gibi...
Varlığında yokluğuna hasret bir hıçkırığım boğazında düğümlenen...
"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"
"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"
Varlığında yokluğuna hasret bir hıçkırığım boğazında düğümlenen...
Şefkatin kaynağı İlahi vuslattır.
Vuslatın yolcusu,
Çileyi, sabrı, kahırı, azmi,
Metaneti, dirayeti, sahaveti,
Sadakati memnuniyetle deruhte edendir.
Ayaklarım beni ara sokağa yönlendirdi yine. Bu defa sıkı giyiniğim. İllâki çiseleyen yağmurda yürüyeceğim. E bugün, nedense başka güzel geliyor bana.
Dijital bir proje için insan gözlemleri yapan yazar, farklı kişiliklerle özdeşleşerek toplumsal bir gerçeği keşfeder: İnsanlar mutsuz olsalar da mutlu taklidi yapıyor. Ferrari sahibi de bisikletli de daha fazlasını istiyor. Kimse hayatından, işinden, ilişkilerinden gerçekten memnun değil. "Beklediğimden farklı bir hayat var" diyen yazar, modern insanın bu samimiyetsiz
Ama bil ki; her yaptığınla ben daha da güçleneceğim,
ve benim yerine
sen bir gün kendin, kendini yok edeceksin....
Yaralı bir atım, soluk almadan yükümü sonsuzluğa taşımaktan yoruldum...
Yoruldum. Yediğim kırbaçtan, kanımı emen sinekten, tepe taklak ve sürekli hiçliğe sürülmekten...
Kafama doluşan hayalle karışık bir sürü aşk kırıntısının içinden, bilmediğim bir aşkı aklıma düşürenin ne olduğunu hiç bilmeden geçiyordu günler. Sesini duyamadığım, yüzünü göremediğim, sadece uzaklardan aklıma takılan bir düş sevdanın merakıyla kemi
Herkesin canı acıyınca, nötrlenir belki acı... Toprağa basmak gibi, ayaklarının altında kumu hissetmek gibi, belki de dalgaları...
Günümüzde toplumsal yara olarak gördüğüm ve sezinlediğim eşlerin geçinemeyip yapmış oldukları ayrılıklarda ; kaynana gelin kavgalarının baş aktör olduğuna inandığım için bu yazıyı yazma gereğini duydum...
Sezgisel yaklaşımla ilgili olarak âcizane kanaatim şudur; Yukarıda nasıl akılcılığı kendi döneminden bağımsız bir şekilde ele alarak değerlendirmeye çalışmışsam, sezgisel yaklaşımı da güncelliğinden ayrı görmem gerekecek. Aksi halde İhvanı safa ekolü ve Asya ile Mısır mistisizminin özelliklerine değinmeliyim ki bu da oldukça zamanımı alır.
Yukarıda kısmen
Rivayet odur ki; Fatih Sultan Mehmet meşhur lalasıyla bu tepeden manzaraya bakmış ve şöyle demiş; “Lala, Lala, çeşm i cihan bu mu ola?”