Hoşgeldin Çocuk…
“Yokluğunda biriktirdiğim bu cümleler, ocak ayı sabahlarına hediyem olsun…
Ve sana…”
"Kitaplar, zamanın zincirlerini kırar. — Carl Sagan"
"Kitaplar, zamanın zincirlerini kırar. — Carl Sagan"
“Yokluğunda biriktirdiğim bu cümleler, ocak ayı sabahlarına hediyem olsun…
Ve sana…”
VE ARTIK RENKLERİM DE' SEN' LENDİ...
'bir ikindi vakti,ufkumda güneş batarken,yıldızlar bir gözyaşı gibi aktı sensizliğe,başladı sessiz ve sensiz geçen günlerimin ilk adımları'
Çok değil; yalnızca birkaç yıl önce yaşamımıza girmeye başladı, bu kendi küçük marifetleri büyük makine. Önceleri çok ihtiyaç duyan kişiler tarafından kullanılan lüks bir araçtı. Medyada sıkça görülen tanıtımlar sonucunda biraz daha alıcı buldu. Buldu ama
Sayılar birden başlar, gidebildikleri yere kadar giderlerdi. Artı yönünde ya da eksi yönünde… Ama hiç geri gitmediler.
Canım Türkiyem hatta Türkiyem Türkiyem cinnetim benim eşsiz milletim.
Ey Okur!!!
Kemik Sızlatma Teknikleri(KST) dersimizin bugünde sonuna geldik.
Bir sonraki Kemik Sızlatma gününde birlikte olmak dileğiyle…
Biz daha kendimizi yeterince tanımıyoruz ki... Başkalrını niye değiştirmeye çalışırız...
Türk-İslam dünyasının şövalye ruhlu siyasetçisi güle güle. Almak, verenin hakkıdır. Aldık ve kabul ettik; ama biliyorsun değil mi gönül hüzünlenir ve göz yaşarır? Bunu bilerek ağlayacağız. Parçayı görene düşen bütünü görene teslim olmaktır. İçimizdeki yangın ancak böyle serinleyecek.
Bilmiyorum siz istediklerinizi "sirasinda" yapabildiniz mi? Ben hiç yapamadim.
Sezai Karakoç’un Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına armağan ettiği ve ona “Mona Roza” şairi denmesine sebeb olan bu şiir on dokuz yaşında iken yazılmıştır. Yıl 1952. Edebiyatımızın en güzel örneklerindedir. Dört bölümden daha doğrusu dört şiirden oluşmaktadır. Bu şiir üniversite gençliğinin baş ucu şiirlerindendir. Karakoç, o yıllarda tanınmadığından dolayı
Geçmiş, geleceğin aynasıdır
Hep ayrılır aşıklar, kavuşulmayan aşklar aşktır gibi bir düşünce hakim. Aslında birliktelik bitiriyor bence... Romeo ve Juliet evlenseydi neler olurdu düşünebiliyor musunuz?