Bekleyiş Senfonisi
bir ihtimal peşinde bir ömrü savurmak ne dâhiyane ne de çılgınca… Bir panayır kalabalığında, lunapark sevincindeki çocuk gibi bekledim seni bir elimde elma şekeri, öbür elimde kırmızı uçan balonla…
"Dil, varlığın evidir. — Martin Heidegger"
"Dil, varlığın evidir. — Martin Heidegger"
bir ihtimal peşinde bir ömrü savurmak ne dâhiyane ne de çılgınca… Bir panayır kalabalığında, lunapark sevincindeki çocuk gibi bekledim seni bir elimde elma şekeri, öbür elimde kırmızı uçan balonla…
Yalnız ve mutsuz insanlık, modern yaşamın sanal aşklarında, sahte kahramanlarında ve ‘yapay gökyüzü’lerinde çare arıyordu dertlerine. İşte o güç böyle doğdu...O güç popüler-kültür’dü.
Tavan
arasına sakladım yalnızlığımı. Her gece, bir zindana hapsolmuşçasına seni
düşünüp ağlamak, en sessiz harfleri özenle seçip şiire yürütmek şarkıların
acizliğiydi oysa. Biliyordum.
Aşk sizi esir alacak kadar güçlüdür. Duygularınız, dudağınızdan dökülecek sözleriniz, davranışlarınız artık sizin değil onun kontrolü altındadır. Yani Aşkın...Aşık olunca aptallaşır, çocuklaşır, hassas ve kırılgan bir hale gelirsiniz.
Güneşin batışını izlerken neler hissedersiniz? Ben büyülenir kalırım. O renkler o kızıllık... Sanki ruhumda dansetmeye başlar ve beni bambaşka dünyalara götürür. Ayıramam gözlerimi. Her saniye ayrı bir güzelliktir. Kaçıramam bakışlarımı, kaçırdığım her ba
Üniversite hayatımın sonuna geliyordum ve son 2 hafta kalmıştı.Finallere çalışıyordum bir anda defteri kitabı bırakıp yazmaya başladım Ama Kime
Beynimin sağ köşesindeki seni soracak olursan eğer, gülüşün yok olmuş vücudun kaskatı, ölü dudağı kadar morsun ve yürek yarası kadar kırmızı...
Kabuğu kırılan her sedefin içinde inci yoktur...
Pedallara önce benim ayaklarım değdi. Ayaklarım dediysem, yani parmak uçlarım. Bisiklete binmek sadece benim hakkımmış gibi sahiplendim onu.