"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Eleştiri

sabahattin Alinin İçimizdeki Şeytan Üzerine

Biz, bu yazımızda Sabahattin Alinin 1940 yılında yayımladığı İçimizdeki Şeytan adlı romanı üzerinde duracağız. İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali'nin biraz toplumu, biraz da insanın kendisini sorguladığı eseridir.
İnsan, genelde yanlışa düşer. İçinden bazen farklı yapılması, farklı düşünülmesi gerektiği hissi doğar. Yani içimizden bir ses bizi yönlendirmeye çalışır.

Seyyanen Verilecek Sadaka

Arada bir ufukta bir kuş sürüsü belirir. Bir sağa bir sola sürü düzenli motifler çizer. Ne yana gideceklerinin kararsızlığından doğan bir şaşkınlıktır bu güzel dalgalanma. Bizlere güzel bir manzara seyrettirirler hele yanımızda elini tutabildiğimiz sevdiğimizle birlikteysek, mutluluk zirvesine ulaşmışız demektir.

yazı resim

Dünyanın Bütün Sabahları (Tous Les Matins Du Monde 1991) Filmi Üzerine Birkaç Kelam

Nedenini bilemiyorum ama ne zaman bir film seyretmek istesem 18 bine yakın film arşivimde; seksenli, doksanlı ve ikibinli yıllara ait filmleri seyretmeyi tercih ediyorum Bu his bilgisayarımın başına oturduğumda kendiliğinden oluşuyor ve hiç kimsenin seyretmeyi tercih etmeyeceği veya etmek istemeyeceği eski filmlere takılıp kalıyorum.

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Erdinç Akgür İle Devlet Tiyatrolarını Konuştuk

Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrolarının 21 yıldır salonsuz olduğunu ve çok zorluklar çektiğini anlatarak Salon olmadan olmaz. diyor. Devam ediyor: Bazı projelerimizi gerçekleştirebilmek için salonun olması şart. Salon olmazsa projeler de hayat bulmuyor. Başkalarına ait salonlarda hep sorun çıkıyor. Her gün dekor kurup bozmak zorunda kalıyor

Profesörlük Öyle Ha Deyince Olmaz

Okumak, okumak ve yine okumak ile insanlar kariyer yapıyor ve mesleklerinin en tepe noktasına çıkıp bir mesleğin profesörü oluyorlar. Son zamanlarda gerek basın yayın organlarında olsun, gerek sokak hayatının içinde ya da sosyal hayatta sık sık olmasa da rastlıyoruz, hiç alakası olmadığı halde insanlar etiketlerine profesör unvanını yapıştırıveriyorlar...

Portakal Japon Balığı

Gün sonunda ise; konu bizim ne düşündüğümüz değil. Konu şu. Fanusu kontrol eden ne istediyse o oluyor... Bunu mesela yeni yeni fark eden portakal renkli japon balıkları da, fanus sahibi cama vurduğunda daha sevimli oluyor... Olan; tarihte belki adı dahi hatırlanmayacak, akvaryumu temizleyen ve istediği gibi yaşayan cesur

Affeder Misiniz?

Bazı insanlar kolayca affediyor, bazı insanlar ise zor affediyor. Ama hemen herkesin kabul ettiği bir gerçek var: Aftan her iki taraf da bir fayda sağlıyor

Çökülen Matbuat!

Hak, hukuk, adalet gibi ulvî kavramlar ayağa düşmüş Kanunlar güçlülere çalışıyor. Nalıncı keseri gibi; her kanun güce tapınanlara yontuluyor! Nasıl denir: Karışmış ortalık; kör, tuttuğunu öpüyor!

Liderlik

Gerçek lider; nerede olursa olsun, gücü bölüşür ve gerekirse adam gibi yargılanmaya davet çıkarır... Bile bile koz verip içmesi, hatalar yapıp karşısına çıkmasını beklemesi de cabası.

İhtiras ve Kara Propaganda!

Aslında her meslek erbabı gibi politikacılar da iyi niyetle başlangıç yaparlar. Politik arenada zaman, iyi niyeti törpüleme aracı olarak bir müddet sonra kazanma veya kazanılan noktada kazanımı koruma ve sürdürme arzusu, iyi niyet çarkının dişlilerini kırmaya başlar.

Yazmaya Dai̇r Temel Şeyler

Öykü nedir? sorusuyla başlayan bu düşünce yazısı, öykünün özünü sorgularken mistisizm, din, sağ-sol ayrımı üzerinden edebi türlerin sınırlarını tartışıyor. Yazar, öykünün sadece öykü olduğunu vurgulayarak, ona ideolojik veya dini anlamlar yükleme çabasına karşı çıkıyor. Okuyucunun aslında yalnızca iyi bir öykü okuma arzusunda olduğunu savunurken, edebi üretimin samimi ve

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku
Başa Dön