Yedi Düvel
Siz hayatlarınızdaki firavunlara biat etmeyi olağan ve normal sanıyorsunuz Benim gibi iç sesiniz olan Musaları yok etmeyi de çoğunluk olağan karşıladı diye olağan sayıyorsunuz
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Siz hayatlarınızdaki firavunlara biat etmeyi olağan ve normal sanıyorsunuz Benim gibi iç sesiniz olan Musaları yok etmeyi de çoğunluk olağan karşıladı diye olağan sayıyorsunuz
Elinde mikrofon spiker soruyor. Bize üç tane dünya edebiyatından klasik eser ismi sayar mısınız? Saymaz mı benim vatandaşım, hemen sayıyor. Anna Karenina-1 Anna Karenina-2, Anna Karenina-3 Vaaaav ne müthiş cevap gözlerim yaşardı... Sonra tekrar soruyor Magazin programı veya evlilik programı yapan üç isim sayar mısınız? Ondan kolay ne

Atatürk'e saygı duyan, üniter yapıyı savunan, iyi derecede İngilizce bilen, az biraz Kuran, az biraz İncil, az biraz Tevrat okumuş, Muaviye ve Ali karşısında, Ali'yi destekleyen birini mi yoksa Kılıçdaroğlu'nu mu desteklersiniz?
Toplumcu gerçekçi algıyı alan bir seyirciye sahibiz. Geleneksel tiyatro ile bütünleştirebilirsek ortaya güzel bir eser çıkar. Kendi ülkemin kültürünün de diyaleğinin de bu sürece katılması gerektiğine inanıyorum. Bunu yaparken birini dışlamak doğru değil diye düşünüyorum. diyor.
Bakkallar yavaş yavaş hayatımızdan çıkıyorlar. Ekonomik gelişmeye kurban gittiler, kapitalizmin çarkları onları da öğüttü... Oysa ne güzeldi seksenli doksanlı yıllarda ve hatta daha öncesi yetmişli yıllarda, mahalle bakkalları... Erken açılırdı bakkallar. Saat altı altı buçuk dedi mi, bakkallar faaliyete geçerdi. Şimdiki büyük marketler gibi saat dokuzu, onu beklemezlerdi...
Sonra biri çıktı dedi ki; CHP gibi demokrat bir başka parti varsa gösterin ona oy verelim
Oyunda evlendirilen ŞÜKRAN VE ŞÜKRETTİN adlı iki tipleme yaratılmış
ŞÜKRAN, Mücahitler Derneğinin her yıl yaptığı ŞÜKRAN etkinliklerinden hareket edilerek Türkiyeye şükran duyan Kıbrıs Türk Halkını, oyunda adı geçen ŞÜKRETTİN ise, Kıbrıs Türkleri ile evlenip mahvolmalarına sebep olan Türkiyeyi kastediyor.
Kelamın anlaşılır veya anlaşılmaz oluşunu düşündüğümüz meselelerle sımsıkı bir bağı olduğunu göstermek için bazı yazılar yazmaya niyet etmişken haberlerde okuduğum terör haberlerinin birinde kelli-felli gazetecilerin bazı yorumlarıyla birlikte adeta düşüncemi dumura uğrattı.
Oldum olası hatıra türündeki kitapları sever, büyük bir keyifle ve iştahla okurum. Çünkü onlar roman ve hikâye gibi kurgu değiller. Hayatın ta kendisidirler. Perihan Akçay Hanımefendi tarafından kaleme alınan "Bir Nihan Heybe" de bunlardan birisi.
İdris Şekerci bu yazısında özetle uzman ve başöğretmen programlarının öğretmenlik alanlarında (benim de önceki yazılarımda belirttiğim gibi) uygulanabilirlik formatında olmadığını, bunun bir tecrübe işi olduğunu, sınavın da olmaması gerektiğini yıllara yayılarak kariyerleri belirlenmesi gerektiğini, öğretmenlerin iki bin liraya odaklı olduklarını belirtiyor.
Yabancı bilim adamlarını müslüman olmadıkları için aşağılayan, çocuklarımızın annelerinin başının açık mı kapalı olduğunu sorgulayan; onların en küçük yanlışlarının bile kendilerini dinden çıkaracak sebepler olduğunu söyleyerek yavrularımızın gece kâbus görmelerine sebep olan ve dolayısıyla çocuklarımızı bilimden- sanattan- hayatın gerçeklerinden uzak tutmaya çalışan zihniyetten nefret ediyorum.
Bu günlerde çok sayıda dosttan bu yakınmayı, daha doğrusu feryadı duydum. Belki siz de aynı durumdasınız ve belki de bir çığlık da siz atmak üzeresiniz. Yazmaya hevesiniz ve yeteneğiniz var. Yazdıklarınız birikip de bir kitap hacmine ulaştığında Şu ölümlü dünyadan geçip gideceğiz. Hiç olmazsa arkamızda bir şeyler bırakalım.