Zeytin Ağacı ve Yaşlı Adam
Dünya ölümlü, gün akşamlı derler. Akşam oluvermişti… İlk yalnızlık akşamı, geride kalanların. Bir nefes eksik artık. Bir ses eksik
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Dünya ölümlü, gün akşamlı derler. Akşam oluvermişti… İlk yalnızlık akşamı, geride kalanların. Bir nefes eksik artık. Bir ses eksik
Insan Annesi̇ni̇n Ölümüne Sevi̇ni̇rmi̇ , Eğer Yatalaksa Ve Bakacak Ki̇mse Yoksa Ve Kendi̇ İmkanlarida Yoksa Öldü Kurtuldu Di̇yebi̇li̇r Ama Şu Bi̇li̇nmesi̇ Gereki̇r Zaten Bi̇li̇ni̇yordur Ölüm En Büyük Kaybedi̇şti̇r Ki̇şi̇ni̇n Yaşayacaği
zeytin ağacı ve çocuklarımız arasındaki benzerlik
Yapabileceklerim vardı, yanında yürümek istiyordum. Adımlarımı hızlandırdım, yetişmek istedim. İp gevşedi tam yanına gelmiştim ki arkasına döndü hızla var gücüyle itti beni. Düştüm. Kalkmamı beklemedi, ipi çekti sadece. Kalktım. Yürüdüm. Suylayı aradı gözlerim. Suyla iyice sola kaymıştı artık önüme değil soluma dönerek arıyordum onu. Suyla giderek netleşiyordu. Hava
Yol boyunca dalıp dalıp giderdi . Dizlerine, ayakkabısının tokasından vazgeçince pencere dışına . Kızıyordum konuşmamasına. Dikiz aynasına öksürebiliyordum. Kızıla mora bürünürken yüzüme, çizgilerine, egzoz dumanının dağılmasına rağmen bir türlü göremediğim köyün boşluğuna doğru bakabiliyordum.
Kadın çırpına çırpına acı içinde kıvranıyor, bu tuhaf doğum sancısına bütün gücüyle karşı koyuyordu. Tüm vücudu ter içinde kalmış kahverengi elbise sırılsıklam olmuştu. Sonunda kendini yüzüstü yatağa bıraktı, ayakları yatağın dışında kalmış vaziyette, doğumun bitmesini bekledi. Sırtından çıkan küçük kız aynaya doğru yürüdü, durdu ve aynanın önündeki sandalyeye
Kullanmakta hasret kaldığımız bir deyiş, 'Asayiş berkemal'. Magazin haberlerine tamamen ters düşüyor bu deyiş. Her şey 12'ye beş var gebeliği. Bir de vatan sağ olsun burukluğu. Saygılar.
─Yavaş yavaş gelen her şey gibi,
ansızın geliyor bahar,
belli ede ede, sarmalayarak
âşık ıslatan
yabani yağmurun;
Ben sana hayatı üstünde hiç et diye değil, içinde var et diye verdim. Kaldır şu koca kıçını, dik başını yukarı da yürü! Evde yaşam bekleyenler var.
Küçük oğlum alper yılmazın futbolcu olma çabasını anlattım herşey geçmiş değil ama artık futbol oynamıyor
Ticaret Şefi Bora ve memurlar, bürodaki sıradan işlerle meşguldüler.
Sabah saat 6: 00 da yola çıkmıştım. Kanuni Sultan Süleyman Hastahanesinin otoparkına girdiğimizde saat 8e geliyordu. Altı üstü 17 kmlik yoldu. Bu kadar erken çıkma sebebim; Altınşehirde otomobil parçaları ve tamiri yapan bir arkadaşımı da görüp, hoşbeşten sonra bir çift çıkma lastik satın almaktı. 8: 30 randevusuna yetişemeyeceğimi
“Sen hempasın…”
Hempa, Bedir’in anlamını bilmediği bir sözcüktü. “O ne?”
Dilber, “Dost…” diye açıkladı sözcüğü.
-Oğlum bir millet kin ve öfke duyarsa içinde kendini sevmiyor ve saymıyor demektir. Öldürmek veya öldürülmek seçtiğin tarafla ilgili değil aslında, yaşadığın kadarla ilgilidir. Sen sen ol değer verdiğin şeyler için savaşırken dik dur her zaman.
“Bayıldımdı ! Annem üstelemeseydi yanına gelmeyecektim bile.”
“Beni gönderen de babam. ‘Arkadaş arkadaş diyordun , haydi git bakalım,’ dedi.”