..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Umutsuzluğa düşmeyin. -Charlie Chaplin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Gerilim
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Sebepsiz
Ersin KURT
Deneme > Yaşam

Ankara'yı sevmiyorum. Esmer kadınları da... Ahlâksızlığı, zorbalığı, eşitsizliği, her gün başka başka sabahlara uyanıp çoğunlukla aynı şeyleri yaşamayı, ihanet eden aşağılık kişiliklere sahip yaratıkları, belli bir duruma gelmiş birtakım çakalların dar gelirli insanlara yaptığı muameleyi, yavru ceylanları annesinden ayıran zalim çitaları, tecavüzcüleri, hilebazları, arsızları, namussuzları, boş olduğu hâlde el edince durmayan minibüs şoförleri

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Gerilim
 Ressam Van Gogh İle Serdar Yıldırım  (Serdar Yıldırım)

Ressam Van Gogh İle Serdar Yıldırım Zaman gezgini olarak bir araya geldik. Ben bu hikayenin yazarı Serdar Yıldırım ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ressamı olarak adı anılan Hollandalı Van Gogh. Paris'te bir müzayede salonunda Van Gogh'un "Kafede Akşam" adındaki tablosu satıldı. Yüzden kapı açıldı. Yüz on, yüz yirmi derken, iki yüz milyon dolara alıcı buldu. Van Gogh her pey sürüşte vay be, vay be dedi, durdu. Ben: " Sayın Van Gogh, bu bir dünya rekoru. Bugüne kadar hiçbir ressamın tablosu böylesine astronomik fiyata satılmadı. " Van Gogh: " Arkadaş, bilmem inanır mısın, ben birkaç tablomla birlikte bu tablomu da mahalle bakkalına bırakmıştım. Tanesine on gulden dersin demiştim. O zamanlar on gulden iki dolar ediyordu. Tabloları alan olmadı. Biri satılsa zeytin, peynir ve ekmek alacaktım. Zaman bana çok zalim davrandı. Yetenek var ama açsın, bırak Van Gogh'un aklı kaçsın. Çıldırmak işten değil. " Ben: " Sayın Van Gogh, siz ortaya çıksanız, ben bu tabloyu yapan ressam Van Gogh'um deseniz. Tablonuzu satın almak için, fiyat artıran şu dolar milyonerleri, size yüz dolar bağış yapmazlar. "
 Çırpıcı  (Talha Yaman)

Patikadan gitmeye karar verdim. Daha uzundu ama taşa takılıp ayağımı kırsam hiç varamazdım. Koşar adımlarla yola girdim. Ay bulutların arkasındaydı. Elimdeki titrek fenerin ışığıysa beni yolda tutmaya anca yetiyordu. Daha yolun başındaydım. Ayakkabılarım sırılsıklam olmuştu. Ufacık ışığım rüzgarda sallanan çalıları kocaman gölgelere çeviriyordu. Bu durum içimi zaptedilemez bir geriye bakma hissi dolduruyordu.
 Mazi İçimde Yaradır  (ERDEN ERKİN)

Aradan yıllar geçti, uzun yıllar...Genç kadın şu anda Türkiye'nin çok ünlü bir mankeni, İstanbul'da yaşıyor, dizi film yıldızı, her gece bir tv programında gözüküyor ve hiç evlenmedi. ERDEN ERKİN...
 Kiracının Kapısını Her Gece Ecinniler mi Çalıyor!  (Kâmuran Esen)

Mezarlığın üzerine yapılmış bir evde oturmak ya da oturuyor olmak ihtimali, tüylerini diken diken ediyordu.
 Horoz Kahraman İle Vahşi Kediler  (Serdar Yıldırım)

Bir gece yarısı Kahraman, kediyle birlikte, karanlık sokaklarda dolaşıyordu. Evin birinin yanından dönerken, Nara karşılarına çıkıverdi. Arkasında yüzlerce vahşi kedi vardı. Kahraman, Nara’nın savurduğu pençeden eğilerek zorlukla kurtuldu. Onunla yakın dövüşe girmenin ölümü kucaklamak demek olduğunu anladı.
 Vapur  (Mehtap)

Sanki bir kara büyü, belki de şu an vapurun arka koltuklarında hastalığımın etkisiyle uyuyorum ve bir karabasan görüyorum ve biri beni uyandırıyor geriliyorum sonra acıktığımı hissediyorum ve her ne olduysa da gülümsemek için yalvarıyorum
 Sezonluk Fındık İşçilerinin Hayat Öyküsünden Bir Kesit  (Aydın akdeniz)

Kim bilir kaç yıldır giyiyordu ayağındaki kadife pantolonu. Çok sevmişti onu, komşuları bir bayram arifesinde modası geçtiği için annesine verdikleri zaman. Önce büyük ağabeyi atılmış, ne kadar zorlasa da bir türlü sığdıramamıştı bedenine. Sonra da onun bir küçüğü olan denemişti üzerinde. Olmuyordu işte. Ertesi gün ve bir sonraki gün, defalarca elden ele dolaşmış, yine de bir yolu bulunarak uydurulamamıştı irice kıyım vücutlara. Kızgın, öfkeli homurtular, odaların duvarlarında küfürle karışık bir uğultuyla dolaşmıştı. Nedense hiç kimsenin aklına evde küçük bir çocuğun daha bulunduğu gelmemişti. Büyük kardeşlerin kirli sokaklarda boğuştuğu bir sırada, küçük olan korkarak yaklaştı pantolona. Usulca eline aldı. Ne kadar da yumuşaktı kumaşı. Sonra bu yumuşaklığı, yüzünde dolaştırdı. Kokladı. Annesi içeri girdiğinde, panikle attı elindekini. Kadın öfkeyle; “ Ne o! Her şeyi tastamam yaptın da, sıra ağabeylerinin giysilerini karıştırmaya mı geldi?” dedi. O ara içeri girmiş olan kardeşler ; “ Elleme ana, zatı ayâmıza olmadıydı.” Dediler.
 Evimdeki Yabancı  (İlke ERSOY)

"Bu hikayedeki tüm kahramanlar hayal ürünüdür, tüm hayaller ise kahraman..."
 Minik Kuş Öttüğünde*  (Mualla Öztürk)

Kısa ve ucu açık bir polisiye öykü.
10 
 Bana Ne! (Cinayet Nedeni)  (ömer kırat)

Eski bir yazı daha... Bir seri katilin doğuşu ve ölüşü...
11 
 Çaresiz Kaldığım An!  (Mustafa Cilasun)

Evimizin tek oğluydum! Zavallı annem, evlenince beni, hanımına ezdirmeyeceksin değil mi, diye her zaman tembihlerdi!
12 
 Bir Gece Yarısı Rüyası...  (Murat Çağlar Kavaklı)

Duvar kenarına adeta yaslanarak yavaş yavaş yürüyordu. Birkaç kez bazı sesler duyar gibi olmuştu, seslerden ürktüğü için hafifçe hızlanmaya karar verdi. Onu takip eden birileri olduğunu düşünüyordu, arkasına dönüp bakmaya cesaret edemedi, hızlı adımlarla yürümeyi sürdürdü. Arkasındaki şeyin nefes alış verişlerini duyuyordu. Sonra kendi nefesini tutmasıyla gelen sesin kaybolduğunu fark etti. Kendi soluğundan korkmuştu.
13 
 İntihar Eden Kadın!  (Mustafa Cilasun)

Santral memurunu aradım, hayırdır diyerek sordum. Efendim; bir ihbar aldık ve arkadaşlara çıkış verdim. Nedir durum Ahmet çabuk söylesene diyerek çıkıştım.
14 
 Otostopçunun Şüphesi  (Tuna M. Yaşar)

Kimseye güvenmemeli. Baban olsa babana da güvenme. Yolculuk esnasında ister normal ister otostop uyanık kalanlar hayatta kalır.
15 
 Babadan Oğula (Şehzade Mustafa)  (A. Akın Koral)

"Ne kadar saçma! Kolumuz güçlü, bileğimiz bükülmez diyoruz ama ne denli cılızız aslında. Kardeşlerimizi öldüre öldüre başa geçip, üç asırdır saltanat kayığını yürütüyoruz salına salına, kasıla kasıla... Neden böyle sürsün? Doğu'nun hazineleri zaten bizde. Ben kardeşimi ya da kardeşim beni niye katletsin? Ama dil, yüreğin ve usun itkisiyle konuşur durur benimki gibi..."
16 
 41. Nolu Malzeme Odası  (selim çok)

Doktor Altunov’un kurduğu labaratuvar ekibi 3 cesedi farklı açılardan tekrar incelemeye başladı.
17 
 Kara Gölge  (Semrin ŞAHİN)

Karanlıkta gözüne ilişen bir gölge dikkatini çekti. Sabitlediği bakışları gölgenin hareketlerini kaçırmamaya ve onu tanımlamaya çalışıyordu. Kararlılıkla adımlarını sıklaştırdı. Aniden gölgenin de durduğunu fark etti. Durdu ve siyah pelerinini savurdu. Gürkan hazırlıksız yakalanmanın vermiş olduğu afallamayı üzerinden atamadan kendini yerde buldu. Adam çoktan ortalıktan kaybolmuştu. Sakinliğini koruması gerektiğini biliyordu. Ayağa kalkıp üzerini silkeledi. Dizleri hep toz olmuştu. Dirseğini ovuşturarak arkasını döndüğünde göz göze geldiler. Daha ne olduğunu anlamadan etrafında dönen şey onu yere serdi. Karanlığı yaran zümrüt yeşili bakışlarda intikamın halesi dans ediyordu. Gürkan yolun sonuna geldiğini anladı.
18 
 Sinaımı Ölümü  (SİNAN İSPENOĞLU)

Sonbahar günleriydi,hava açık hafif bir rüzgar esiyordu. Torosların yamaçlarında kecı otlatan bir çoban... Elinde deyneği sırtında abası... Uzun boylu sert mizaclı biriydi. Ali okulundan yeni ayrılmıştı coban sinan. Köyde keçileri otlatan tek çobandı.Yılları keçi otlatacağı için üzülüyordu. Keçiler tek bir kişinin keçisi degildi belli bir ücret karşılığı tüm keçilere bakıyordu. Yaşlı bir annesi ikide kız kardeşi vardı.. Onların geçimi küçük yaşta yıkılmıştı üstüne.. Babası küçük yaşta bırakıp başka biriyle evlenmişti bile..O kaderine isyan etmeden geçimini yapmaya çalışıyordu.
19 
 Acı Bir Ayı Avı  (SİNAN İSPENOĞLU)

Sinan, bıyıgı terlemiş genç yagız bir delikanlıdır. Köyde gece okullarına giderek okuma yazma ögrenmişti. Ailesinin maddi durumu iyi degildi. Sinan okula devam edemedi. Sinan evin en büyük ogludur. Babası gurbette çalışır,bayramlarda gelirdi. Evde görülen işleri yapar,işi olmayıncada keçı otlatırdı daglarda. Sinan sessiz pek konuşmayan biriydi.Akşam eve gelince annesinin yaptığı bazlamaları yer yatardı. Sinanın iki de kız kardeşi vardır. Onlarla aksamları süllenpe,lök, beş taş, celik oyunu oynarlardı.
20 
 Ayşe Hanım'ın Ölümü (1)  (Aydın akdeniz)

Yalnız yaşayan bunalımlı yaşlı bir kadının hikayesi

1 2 3 4 5  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Çırpıcı
Talha Yaman
Öykü > Gerilim
Vapur
Mehtap
Öykü > Gerilim
Tabanca
Hakan Güngördü
Öykü > Gerilim
Deve Dikeni
Aydın Akdeniz
Öykü > Gerilim
Hırsız
mehmet burak yüksel
Öykü > Gerilim
Sadece
Tuğçe Çakır
Öykü > Gerilim
Kara Gölge
Semrin ŞAHİN
Öykü > Gerilim
İkikere Ölmek
mahmut dağ
Öykü > Gerilim

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.