Zeus'un Kızı; Duymak İstediklerimiz
Ne söylesem boş artık dediğiniz anda ne olmasını istersiniz ?Düşleyin.............................
"Romanın tek kuralı, ilginç olmasıdır. — Henry James"
"Romanın tek kuralı, ilginç olmasıdır. — Henry James"
Ne söylesem boş artık dediğiniz anda ne olmasını istersiniz ?Düşleyin.............................
Kitapta hikemî bir edep, sufîyane bir sezi, yazarın kelimelerin bohçasına sakladığı bir çeyiz gibi korunuyor. Saflık ve temizlik içinde dupduru, yalın, hoş bir sızı kendini ele veriyor. Öykülerdeki oyun içinde oyun, zaman içinde zaman, kuş bakışı bir görünümle ama aynı zamanda tüm detayları ince ince, sabırla çizen bir

Bu hayat nasıl bir divane dolap anlamadım ya Hû... Ne şimdi geçmişe benziyor; ne gelecek şimdiye... Yaşadıklarımız yaşamımız olurken, yaşlanıyoruz hiç anlamadan...
İmkansızlığı yokluğun zindanda asıp
Vuslatı senin yüreğinde yaşamaya geliyorum
Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.
Bu yazının amacı sadece dershaneye kayıt öncesi, dershaneye kayıt olmadan önce dikkat etmeniz gereken yönler hakkında bilgi vermektir. Dershanelerin içinde olan bitene değinmek değildir. Bu daha farklı ve derin bir konudur. Ayrıca karışıktır. Ve hoş olmayan şeylerle doludur.
Elimden geldiğince, dilim döndüğünce, bu kaybın arkasından bu sevdiğim aileye en yürekten başsağlığı dileklerimi sunmak ve sevgimi söylemek istedim.
" Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin."
Benim küçük şiirimdiler. Tıpkı küçük bir kasabayı andıran. Herkesin birbirini tanıdığı, insanların birbirine bir dağ gibi yaslandığı bir kasaba gibiydiler. Orada insanlar o kadar dağlaşırdı ki kendini gökyüzüne yakın hissederdin. İşte orada yakınlık böyle kurulurdu. İnsanlar birbirlerine, dağ, ova, deniz, göl, bağışlardı sanki. Kendini bazen bir martı, bazen
Ne yeminden geçer yürek ne de verdiği sözlerden
Abu hayat şerbetini içmişim ahu gözlerden
Beklemekse tek isteğin son nefese kadar gel
Ölmeden önce dileğim işte ben geldim de yeter
Üç-dört yaşlarındayken uçabilen her nesneye hayranlık duyardım. Kuşlar benim için dünyanın en talihli varlıkları idi. Evimiz şehrin dışında, sert ağaçlar ve uçurumlarla kaplı yüksek bir tepenin üzerindeydi ve kendimi hep o kayalıkların üzerinden gökyüzüne yükselirken hayal ederdim. Hatta bir keresinde alçaktan uçan bir helikopter görmüştüm de günlerce elimde
Kemalettin Tuğcu okuyor diye bir arkadaşım fena dayak yemişti.
Diğeri ise İnce Mehmet okudu diye.
Hatırlamaya başladım işte ben de o günleri.
12 Eylül öncesini.