Öylesine Bir Gündü...
Öylesine bir gündü. Öylesine yürüdüm sokaklarda. Gülen yüzler de gördüm, canı sıkılanlar da. Yaşamın ağır yükü altında eğilmiş olanları da, lüks aracında caka satanları da.
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
Öylesine bir gündü. Öylesine yürüdüm sokaklarda. Gülen yüzler de gördüm, canı sıkılanlar da. Yaşamın ağır yükü altında eğilmiş olanları da, lüks aracında caka satanları da.
Öyle görünüyor ki; özgür ve amaçlı üretici olarak kabul edilen insanın en büyük başarısı(zlığı) kendisi de dâhil olmak üzere doğayı araçsallaştırmasıdır. O, doğayı ve doğasını (kendine yabancılaşarak) nesneleştirme yoluyla dönüştürendir. Ve her şey bu önkabulle başlar; insan her şeyden önce kendine araçtır. Tuhaf bir biçimde yaşamını sürdürmek için
Eğitimin ve bilginin geçer akçe olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu altın çağda bilgili ve donanımlı olanlar önde yürüyecek, cehalet bataklığına saplananlar geride kalacaktır. Bunun böyle bilinmesi, tercihlerin ve gayretlerin bu doğrultuda olması gerekir.
Yanımdan koşar adım geçen insanların hayatlarını hissediyorum. O derin çizgiler, düşük göz kapakları, inatla kıvrılan dudaklar. Ne çok acı barındırıyorlar öyle içlerinde. Kimi zaman aşk okunuyor bakışlarda, kimi zaman ölüm. Tereddüt sarmışken bedeni insanlık kambur yürüyor ışığa. Işığın sonundaki karanlık da görünüyor artık. Gözlerin birileri için kapandığı, birileri
Bazen öğüt, bazen alay, bazen de kinaye içeren özlü sözler.
Otomasyon sadece fabrikaların, işliklerin ve hizmet alanlarının makineleşerek, işini makinelerle paylaşan insanların da mekanikleşmesine sebep olan ekonomik bir durumdan ibaret değildir. Otomasyon, ölçeği gittikçe büyüyen oranlarda yaygınlaşan dünyasal düşünce, eylem, istek ve ihtiyaçlarda ortaklaşa bir yapının oluşması halidir aynı zamanda. Aynı haberleri alan, aynı renkleri gören, aynı sesleri
Sıcak yaz günlerinin sonlarına gelmişti mevsim. Sosyetik yaşamlarından sıkılmış, içlerinde macera ruhu cirit atan, haftada 3 kere bol köpüklü ve hoş kokulu şampuanlarla banyo yapan, hazır konserve mamalarıyla beslenen sevimlimi sevimli iki orta boy kedi bir öğle yemeğinden sonra bahçelerinde bulunan havuzun yanındaki şezlonga uzanmış güneşleniyorlardı ki günlük
” bugün içinde yaşadığımız dünya, başkalarına kıyasla hiçbir özelliği bulunmayan kimselerin, en ufak bireysellikten bile yoksun bırakılmış, giderek önceden saptanmış bir soyut davranışlar toplamına dönüşmüş kişilerin dünyası..
Sistemin baskın unsurları ne denli akılcı-bilimsel, üretken, dünya ölçeğinde bütüncül ve teknolojikse, yönetilenlerin bunlara akılcı dirençleri de o denli imkânsızlaşmaktadır. Zira savaşmak zorunda oldukları akıl-dışı, bilim-dışı bir toplumsal yapı değil, tam tersine aklın ulaşmaya koşullandığı yararcı bir yapıdır. Bilimselliğe karşı-direnç ahmaklıktır. Tüm ihtiyaç kategorileriyle farklılaşan insanın özgürlüğü, sistemin
Ne güzeldir korkuları bir kenara iterek, düşünce kırıntıları toplamak, aramak ve yürümek hep. Farklı bir ışık görmek her bir düşünce de.
“Yaşamak, ilkin sevgi ile, sevmek ile başlar,
Doğumla, doğmakla değil.
Yaşam da sevgisizlikle biter,
Ölümle, ölmekle değil.”
\_\_\_Özdemir Asaf
Türkiye’de okuma alışkanlığını artırmak için hiçbir ciddi girişimde bulunmuyoruz. Sadece lafını edip duruyoruz; şikâyette bulunuyoruz. Bundan da anlaşılıyor ki okumayışımızı doğal karşılıyoruz. Oysa Batılı ülkelerde okumak günlük işlerden sayılır. Kişiler her nerede olurlarsa olsunlar her gün planlı olarak okurlar. Her gün düzenli olarak gazete okuyan, haftalık ve aylık
Ya rahatsız beyinler? Onlar yoldan çıkmışlardır. Çünkü alıştığımız yolları reddederler. Alışkanlığa meydan okurlar. Başka başka raylar döşer, bir o raydan bir bu raydan gidip gelir ve bazen de çarpışırlar.
ilk politik denemem. her şeyi kendimize yonttuğumuz bu dünyada faşizm bazen bir grubu suçlamak ve o grubu külçümsemek ya da hakaret etmek amacıyla kullanıldı. bazen teknik bir terimdi, bazende politik açmazların toplamıydı. peki neydi gerçekten faşizm?
Hatanın maliyeti ne kadar ağır! Sıfır hatalı üretimin mucidi bu işin ne kadar önemli olduğunu şimdi bize bir örnek verir gibi yeniden öğretiyor. Toyoto'dan da önce biz dünyanın en büyük denetçi kadrosuna sahip olup aynı zamanda yolsuzluklar şampiyonu olarak hatanın daha baştan önlenmesi gerektiğini zaten ispat etmiştik.
Açlık tinde ve maddede ne ifade ediyorsa, neyi sağlıyorsa dünyayı da o yönetiyor galiba...
Michael Moore denen Arıza Adam'ı duyan duymuştur. Bizim Uğur Dündar'ın Amerikalı ve biraz daha Cem Yılmazlaşmış hali ve de Uğur abi daha yakışıklı. Bu Michael reyting şirketleri ile ilgili bir araştırma yapmıştı..
Yakın bir gelecekte en kutsal varlığımız, annelerin gününü kutlayacağız. Onlara bir tatlı yüz, bir demet çiçek yeter ama kapitalist yaklaşım gereği bu günde sömürü aracı olarak kullanılacak...
Sevgili Kadınlar! Toplumdaki yerinizin, öneminizin, üstlendiğiniz ama sizin sanki çok sıradan bir işmiş gibi yerine getirdiğiniz görevlerinizin ağırlığının farkında mısınız? Üstün vasıflarınızın, becerilerinizin, sabrınızın, fedakârlığınızın farkında mısınız?
Reşat Nuri Güntekin