İnsan
bu dünyada duvar gibi adam derler
her yerine çivi çakarlar
ağaçlar ayakta ölür derler
baltayla devirirler
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
bu dünyada duvar gibi adam derler
her yerine çivi çakarlar
ağaçlar ayakta ölür derler
baltayla devirirler
Peki bizde durum nedir? Okuyor muyuz? Sinema veya tiyatroya gidiyor muyuz? Yastığımızın altında bir başucu kitabı var mı? Cebimizde bir kitapla geziyor muyuz? Bir yere giderken bir kaç tane kitabı da yanımıza alıyor muyuz? Çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırıyor muyuz? Onları sanat yapmak için ikna etmeye çalışıyor muyuz? Bir
Panpiş, yani canımın canı ne derse gündem oluyor, reyting rekorları kırıyor. Yüzbinlerce hayranı onu internetten merakla izliyor. Hele üstsüz ya da bikinili görüntüler varsa, bu yüzbinlerin keyfine değme gitsin
Sinan Akyüz
Bizim okur yazar olmayan ya da çok az okuma yazma bilen Anadolu insanının Amerikaya verdikleri isim Emelikan. Ne de güzel bozmuş kelimeyi ve gerçek anlamına yakıştırmış, değil mi?
Hangi ülkede yaşadığınızı bilmek ve hayatınızı buna göre düzenlemek zorundasınız. Burası Türkiye... Ona göre sevin ona göre hareket edin... Burası marjinal bir ülke... Başka ülkelerde domuz eti yenilir, bize marjinal gelir. Oysa asıl marjinallik bizdedir. Önce Hüseyin'i kesenler ve öldürenler gibi ölüm kusarız ardından abdestimiz bozuldu mu diye
İsrailli tarihçi Prof. İlan Pappe Siyonizmi yerleşimci bir sömürge hareketi olarak tanımlar: Kurucuları, kendilerine bir devlet kurmak isteyen Avrupalı Yahudilerdir. Genel sorunsal bir devlet kurmak için başka insanların yaşadığı toprakları seçmiş olmalarıdır. Aynı ilk yerleşimci Amerikalıların yerlilere yaptığı gibi Siyonistler de Filistin halkına benzer biçimde soykırım uyguladılar. 1948
Günlerdir gözümün önünde çift çift, lodos poyraz, yağmur çamur demeden kavgasız gürültüsüz, sakin sakin avlanan, kendi aralarında doyumsuz, bitmez sohbetlerini sürdüren flamingolarla şu mağrur, vurdum duymaz, hazır lopçu balıkçılları anlatmaya kalkışıyorum. Olmuyor.
"Onların, insanların, kendimin aşk meşk hallerini, içsel yolculuklarımı, anacığımın nice çileyle yoğrulmuş ömründe Arafa
Günümüzde terör ve saldırganlığın güçlenmesinin temel nedeni etnik bölücülüğün demokratik ve kültürel haklar, yerel yönetimler, özgürlükler gibi gerekçelerle koruma kalkanları altına alınarak ileri demokrasi adı altında tamamen başıboş bırakılmasıdır. Bir ülkede etnik terör devam ederken, o etnik grubun siyasal ve kültürel ögelerini bir takım sözde reformlarla kaşımaya kalkışırsanız
Türkiye sineması da kendisine düşen propaganda ve algı operasyonlarında ciddi çalışmalara imza attı, atıyor. Türkiyede sinema, Türkiyenin batılılaşması ve Kemalizmin yaygınlaşmasını kolaylaştırma görevi üstlendi. Yıllarca aynı alt metinler ve kurgularla toplumu yönlendirmeye ve siyasi gelişmelerden uzak tutmaya çalıştılar.
51 yıldır başka bir ulusu işgal altında tutuyoruz. İçinizde iki tür insanlık algısı olduğuna inanmaya başlamadan bir başka ulusu işgal edemez ve baskı altında tutamazsınız: Biz kendimiz işgali yasallaştırıyoruz. Şundan eminim ki Filistinlerle çatışmanın sürmesi bizi daha insanlık dışı yaratıklar hale getiriyor. Hayvani, ırkçı, acımasız oluyoruz. Davit Grosman
Sürekli olarak gerici dinsel temalarla geviş getirmeyi sürdüren AKPnin, kent soylu burjuvaları ve gerçek kentli bireyi temsil etmekten çok uzak olduğu açıktır. İstedikleri kadar Versace'den, Diordan son moda elbiseleri giysinler, en lüks dört çekerlere kurulsunlar kentli ya da şehirli asla olamazlar.
Ercan Kesal