..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bu kitap çok gerekli bir açığı dolduruyor. -Moses Hadas
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Toplum
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Bir Yaştan Sonra Yaşam
ibrahim coşar
Şiir > Bireysel

BİR YAŞTAN SONRA YAŞAM Çatlamış buz gibidir bir yaştan sonra yaşam Yürürken ağır aksak adımlar atacaksın. Çabuk yorulur beden, erken olsa da akşam Yorgun bedeni fazla yormadan yatacaksın. Her sabah aynalarda bakacaksın kendine Çare arayacaksın her çaresiz derdine Düşse de düşlerine köyünün yolu yine Memleket havasını içinde tadacaksın. Yolları kıvrılırken gözlerinde köyünün Hayalini yaşarsın yaşadığın düğünün Ağaç gölgelerinde gö

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Deneme > Toplum
801 
 ... Mış... Muş!  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Müjde! Bahara adım adım yaklaştığımız şu günlerde doğalgaz’a gelen yüzde altmışlık indirim, yine de bir çok kesimi sevindirecekmiş!… Eeee! Ne de olsa seçim yaklaşıyor değil mi?
802 
 Laf Ebeleri  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Bütçe yine açık verdi. 37 kalem hizmet türüne zam yolda!... Neden açık verdik? Tabiki çalışanlara bir yılda % buçuklu zamlar verirseniz öyle olur!.. Onlarda, marketlerin altını üstüne getirerek ürettiklerinden fazla tükettiler!... Merak etmeyin, seçimler nasıl olsa yakında. Boşalan bütçenizi kapınızın önüne konulan erzak torbalarıyla yine doldurursunuz! Sahi bu arada akaryakıta ne dersiniz? Fiyatları borsa gibi bir inip, bir çıkıyor!... Dolaylı vergilerden neredeyse dolama oldu.! Vergiyi yükle babam yükle!... Şükürler olsun ki, iyi ki benzin, sigara ve içki var!...
803 
 Atatürk  (mustafa ben)

Mustafa Kemal ATATÜRK ya da Gazi, aslında Büyük Komutan, O’na ne derseniz deyin, O’nu nasıl anarsak analım, şüphesiz olan tek şey; Atamız için söylenecek çok şey olduğu gerçeğidir.
804 
 Anne, Ocak Çok Isındı / Röportaj  (Ertuğrul ERDOĞAN)

O bir anne… Yaşamında hem de üç kuşak madenci görmüş bir anne… Babası, kocası ve oğlunun maden ocaklarının tozlu tenlerini yıllarca temizlemiş… “Hakkını helal et” sözcükleriyle her sabah yerin metrelerce altına uğurlayıp, akşam, iş dönüşüne kadar düşünceleri kömür karasıyla yoğrulan anne… Kazanın meydana geldiği şirketin başka bir ocağında çalışan oğlunun, işinden kovulmaması için isminin açıklanmasını istemedi. Evet, adının ne önemi var ki… O, yalnızca hepimiz gibi, yüreği ölenlere yanan, kurtulanlara sevinen, geride kalan yetim ve dulların ise gelecekte neler yapacaklarını düşünenlerden birisi…
805 
 Aşk-ı Memnu  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Beyaza bürünmüş küçük odanın içinde beş yaşlı, yataklarında iğne, serum ve inlemeler arasında yaşam savaşında… Refakatçiler ise hemen yanı başlarında koca çınarların dirilmesi bekleyişinde... Her biri tarih ve her biri kim bilir ne iktidarlar görüp, ne acılar çekti yaşamın feleğinde… Televizyonda başlayan “Aşk-ı Memnu” dizisinin entrikaları kimsenin umurunda bile değil. Refakatçiler yalnızca inleyen ihtiyarların gözlerinde azalan ferdeki bakışlarında… Yeni başlayan ve “Çocuğum tost için ağladı…” diye devam eden Adanalı bir babanın çaldığı beş kilo peynir için beş yıl on ay aldığı, hapis haberine kulak veriyorum…
806 
 Saplara Dikkat Etmeli  (Ahmet Zeytinci)

Zaman zaman sap ile samanı karıştıran insanlar olur ki hiç de iyi bir şey değildir sap ile samanı birbirine karıştırmak... Allah muhafaza çok kötü bir duruma düşebilirsiniz muhatabınızın karşısında... Sonra sapır sapır dökülür de ya sabır çekme durumunda kalırsınız...
807 
 Şu Yargı Olmasa!..  (Ertuğrul ERDOĞAN)

“Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” yani şu günlerde ağaçların tomurcuklarını görüp ‘Bahar geldi’ diye sevinmeyin. Eskilerin deyimi ile kısacası “Mart” dert ayıdır… Şöyle bir Türkiye’nin gündemine baktığımızda,
808 
 Beyaz Kurdele  (BELGİN ERYAVUZ)

Şiddete maruz kalmak, o acımazlığı an be an yaşamak, ince ince sızlayan bir yürekle bir ömür geçirmek, yıllarca kimselerle paylaşamamak hiç de kolay değil. Mutlaka çeken bilir, bizler ise sadece anlamaya çalışabiliriz.
809 
 Haklarımızı Biliyor Muyuz?  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Dünya’da ve Türkiye’de şu satırları okumaya başladığınız saniyelerde bile, kim bilir ne ilginç olaylar, kavgalar ve en kötüsü de ölümler meydana geliyordur. Belki de sinsi bir köşede canlı bir bombanın bedeniyle birlikte parçalanması sırasında meydana gelecek onlarca masum, çocuklu ve ihtiyar bedenlerin parçalanmasını televizyonlardan ürkerek izleyeceğiz.
810 
 İnsan Psikolojisi  (adnan)

İnsan psikolojisi herşeyden önce zihinsel bir süreç.psikolojik hastalıklar aslında halk diliyle tabir edilen biçimde "hastalık hastası olma"
811 
 Bugünü Başarmak, Geleceği Yönetmek  (yeşim kale)

Yönlendirilmiş haber programları ,dedikoduyu teşvik eden ve fuhuşu parlak gösteren programları, eğlence ve gayri ahlaki yarışma programları, hayal ürünü ancak aileyi çökertecek dizi filmleri, insanların göz kırpmadan öldürüldüğü ve değer verilmediği, ellerinde silah soğukkanlı bir şekilde onlarca adamı öldürüp sonra normal hayatına devam eden canileri yücelten sinema filmleri...
812 
 Kırmızı Lekeler  (Ertuğrul ERDOĞAN)

KIRMIZI LEKELER Büyük gürültü geceyi yarmıştı. Evin ahalisi , ‘deprem mi oldu’ korkusuyla uyandığında, herkes sersemdi. Baba, hızla koştuğu pencerenin saydamlığında kayboldu. Pencereden fırlayan cam parçacıkları hemen önünde tuz-buzdu. Tavandaki mavi desenli avizeye baktı, sallanmıyordu. İçinden bildiği bütün duaları ardınca sıraladı. Dışarıdan gelen zehir gibi kokuya ise bir anlam veremedi. İçerisinin loşluğuna rağmen zorda olsa saatine baktı. Akrep üç, yelkovan ise, on ikinin üstündeydi. Kutucuk içindeki tarihte March yirmiyi gösteriyordu.
813 
 Gelsen Ne Oluur, Gelmesen Ne Oluuur!  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Seneler öncesine gittim, rahmetli PTT emeklisi dedemin elinden Kuran, başı da secdeden kalkmazdı. Büyükannem keza öyle, babam da öyle… Çalışma hayatımda arkadaşlarım da öyle, Kayınpederim on çocuğunu namusu ile büyütüp hayata vermiş ve onunda elinden Kuran düşmez ve namazını ihmal etmezdi, hatta Osmanlı’da doğan babasının da yedi yaşından beri namaz kıldığını ve Kuran okuduğunu, yöresinde hatırı sayılır eli öpülesi birisi olduğunu söylerdi. Daha kimleri söyleyim, Yıllar öncesi bir alt komşumuz Çorumlu teyzeyi mi, üst katta oturan Ahmet amcamızı mı? Hepsi de Cumhuriyet döneminin dindarlarıydı… Hepside dürüst ve çocuklarını aydın yetiştirenlerdi… Birçoğumuzun da hayatında Ahmet amcaları, Fatma teyzeleri ve onun aydın, dürüst çocukları mutlaka vardır.
814 
 Savaşın Derin Felsefesi  (mahinur alihanoğlu)

Zamanımızdaki savaşlara gelince...Geçmişteki savaşlarla kıyaslanmayacak düzeyde hızlı ve acımasız...Eskiden bir yere savaş açılacağı zaman, ......
815 
 Mazotun Kerameti  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Boğucu çöl sıcaklarının kendini hissettirdiği şu günlerde, iç ve dış siyasette her yönüyle ısınmaya başladı. Her seçimde alışkın olduğumuz vaatler havada uçuşmaya başladı. Siyasiler, oyların kimin elinde olduğunu çok iyi biliyorlar. Ülkemizde oy oranının yoğun olduğu kesim hangisi dersek, aklımıza, öncelikle köylü, işçi, memur, esnaf, öğrenci ve işverenler gelir.
816 
 Tikir, Tikir, Tikir  (Ertuğrul ERDOĞAN)

“TİKİR, TİKİR, TİKİR” Ekonomi tıkırında!... “Tikir, Tikir, Tikir!..” diyen bir reklam var ya, tıpkı onun gibi!... Yılın ilk çeyreğinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomi daralmasını % 13.8 küçülme ile yaşadık!...
817 
 Bencil Ben...  (bahar)

kacışım...
818 
 Mesaj Çılgınlığı  (Ertuğrul ERDOĞAN)

“ Okan slm” “ Nbr?” “ ii “ “ Sen nsl?” “ ii “ Mert lavaboda elini yüzünü yıkayıp elinden hiç düşürmediği son model cep telefonunun tuşlarına hızlıca dokunmaya devam etti. “ Orda mısın?” “ Ewt” “ Şu an ne yaptın?” “ Ellerimi yıkadım. Ya sen?” “ Bende yemekteyim” “ Oki”
819 
 Batının İki Yüzü  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Hazreti Adem’in oğulları oldu. Adlarını Habil ve Kabil koydular. Habil çok iyi, Kabil ise kötüydü. Habil, kardeşinden çok korkardı. Aşk ve kıskançlık sonucu Kabil, hep kardeşinin peşindeydi. Onu öldürmek için fırsat kolladı. Ve Kabil, kardeşini dağın başında uyurken taşı yüzüne bıraktığında, yeryüzüne ilk kan acımasızca dökülüp, kırmızı renkle tanışıldı. İnsanoğlu, M.Ö. 3600 yılından günümüze kadar, Kabil’in açtığı yoldan hızla ilerleyerek 14.361 savaş çıkartmış. Bu savaşlarda, 3 milyar 640 milyona yakın insan katledilmiş ve yaklaşık 18 milyar 200 milyar litrelik kan hücresi de, yeryüzünden gökyüzüne buhar olmuştur.
820 
 Türk Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı  (crouching)

Evet doğrudur! Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur; Türk olduğunun farkını diğerlerine hissettirmeye çalıştıkça ve diğerlerini kendinden farklı görmeye devam ettiği sürece.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Kadın...
Ebru Otuzbir
Deneme > Toplum
2020 Bit Artık
Aysun Güven
Deneme > Toplum

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © , 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.