Domuzlara Özgürlük, Tavuklara Ölüm
21\. yüzyıla geldiğimiz şu günlerde itlaf etmemiz gereken tek şey, sınır tanımayan maddi ihtiraslarımızdır.
"Edebiyat dünyasında bir yazar, yazdıkça değil, yayınladıkça ölür." - Jorge Luis Borges (kurgusal alıntı)"
"Edebiyat dünyasında bir yazar, yazdıkça değil, yayınladıkça ölür." - Jorge Luis Borges (kurgusal alıntı)"
21\. yüzyıla geldiğimiz şu günlerde itlaf etmemiz gereken tek şey, sınır tanımayan maddi ihtiraslarımızdır.
Bir mirastır tohum toprağa.Ağaç ormana mirastır. Yağmur buluta mirastır ve yağmur şakır şakır yağdığında yeryüzü ıslandığında insan bu döngüye muhtaçtır.Kimse kimsenin elinden avucundan cehennemi çalmasın.Kişi kendi eliyle kendini yakmasın.
Kuşların salıncaklara ihtiyacı yoktur.Çünkü salıncaklar sadece çocukları aldatır.Ve kuşlar kanatlarıyla gökyüzünü kucaklarken, çocuklar yetim kalır.
Kuşların ağaçlara ihtiyaçları çoktur; çünkü ince dallarında yuva yaparlar.Yapraklarının arasında, gün ışıklarıyla beraber hem mutluluğa hem yeme doyarlar.Ayrıca daldan dala atlayarak oyun oynarlar.Oysa çocukların uçurtmaları ağaçlara takılır ve birçoğu ne yapacağını
Yayla, tüm muhteşemliği ile gözlerimizin önündeydi. Allah’ım bu ne güzellikti ! Gözlerim, bedenim, ruhum inanmıyordu bu harikuledeliğe ! Dört bir yanı dağlarla çevrili ve yatay şeklinde yukarıdan aşağılara doğru edalı gelin gibi süzülerek kurulmuştu yayla.
Deniz dalgaları eşliğinde bir ileri bir geri oynaşıp duran kumsaldaki çakıl taşlarını hiç düşündünüz mü?
Sanki bir körük yüreğime yakın bir noktada üflüyor ve ben yanıyorum.Çünkü ben en çok ağaca benziyorum.
Gerçek bir tarımsal kalkınma için sistemli bir tarım eğitimi olmazsa olmaz bir gerçekliktir.
Bunu lise sonda yazmıştım. En kapsamlı denemem diyebilirim.
Ceviz yurdumuzun her bölgesinde yetişen hepimiz tarafından bilinen bir bitkidir. Tarla kenarlarında, bahçelerde kendi hallerinde sessiz sedasız yetişip boy atarlar...
Tırnaklarımda toprak kalıntıları var.Eşeleyip durduğum kendi mezarımı açabilmek içine usulca kıvranıp uyuyabilmek için.Kalıntıları temizliyorum yılanlarla böceklerle, bedenim arınsın.
Bir derin uyku, esneyipte uyanmamak üzere.
Sadece bir uyku.
Arsız bedenimi derin arınmalardan geçirip sadece bir kemiğe dönüşmek üzere.
Yağmur altında ıslanıp
Nisan bir başka sevindirir beni.
Her şeyden hoşnudumdur nisan günlerinde.
Güneş damarlarımdaki kanla beraber umutlarımı da ısıtır.
Fakat aralarında yukarıda kısmen belirttiğim kuş bilimcilerinin hayata bakış tarzları her nedense benim için ayrı bir değere sahip oldu. Ornitoloji deniyormuş kuş bilimine. En iyi görüntüyü alabilmek için doğayı çok yakından tanımaları gerekiyor. Fotoğrafçılık, kameramanlık arazi şartlarında yön bulma, harita okuma, iklimsel ve coğrafi özellikler ve elbette yabanıl
Bulutun buhara doyduğu, göğün içini boşalttığı andır yağmur. Yeryüzünün gökyüzüyle selamlaşmasıdır; yerin kirlerden, göğün buluttan arınmasıdır. Canlı cansız tüm varlıklara karşılıksız bir hediyedir yağmur, hem rahmettir hem berekettir.
Her şey gözümün ellerimdeki tüylere çarpmasıyla başlıyor.
Yavaş yavaş süzüyorum; bakıyorum.
Derimin üzerindeki gözeneklerde başlayan bu "rastlantı akış" yan masada oturan kadının dudaklarına çarparak devam ediyor.
Bir kafeteryanın "boğuk kalabalığı" arasında yitiyor sesler.
Reşat Nuri Güntekin