"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"

Deneme

Din

Zengin Fakir Ayrımı

Dünya hayatına sımsıkı bağlı olan insanlar birbirlerini tevazu, akıl, merhamet, şefkat, fedakarlık gibi Kuran ahlakının kazandırdığı üstün özelliklere göre değil; zenginlik, güzellik gibi geçici dünyevi kriterlere göre değerlendirirler. Bu bakış açısının sonunda zengin - fakir ayrımı yaparak insanlara karşı; mimiklerine, ses tonuna, bakışlarına kadar yansıyan değişik tavırlar sergilerler.

Yazmak Kazmakla Başlar

Yazmak kazmakla başlar dil madenini...Damarı bulacaksın şakirt, vuracaksın us çekicini. Kıvılcımlar çıkacak zekanın balyozundan...Aydınlanacaksın. Bir babanın taşıdığı ekmek gibi götüreceksin en nadide hazineleri gönül evine, yorgun argın...Ve annenin sinesine alarak yavrusunu, süt verdiği gibi emzireceksin insanlık cevherini.

Şaşkınlığım Üzerine

Dostların kazığı "sinsice" oluyor.
Diline kilit vurmalı, heyecanını sadece kendinle yaşamalısın.
Dikkatlice seçtiğin kelimeler, özenle söylediğin ve paylaştıkların, tokat gibi yüzünde patlayabilir.

İşte Bu.

Aşktan, umuttan, kendinden vazgeçmiş insanları düşününce, onlar adına üzülüyorum.Oysa; Aşktan , umuttan hele de kendinden vazgeçmek nasıl da hastalıklı bir hadise

Şâirlik Meslek Midir?

Yürek ve duygu işçisidir şâirler… Dış dünyayı geniş ufuklarıyla algılayarak insanlığa sunarlar. Üçüncü gözleri vardır onların… Bizim iki gözle göremediklerimizi onların üçüncü gözü görür. Yürek gözü de diyebiliriz buna…

Başa Dön