Çaya Dair Kırk Yazı (5 )
Laf aramızda yalnızlığın merhemi çaydır. Çay bardağı bile yalnızlığınverdiği hüznü onun sımsıcak nefesiyle unutur. Biz de bu hususta çay bardağından geri kalmayız hani
"Yazmak, aslında var olmayan bir düşmanla kavga etmek gibidir. En azından, kimse sizi suçlamaz." - Ambrose Bierce"
"Yazmak, aslında var olmayan bir düşmanla kavga etmek gibidir. En azından, kimse sizi suçlamaz." - Ambrose Bierce"
Laf aramızda yalnızlığın merhemi çaydır. Çay bardağı bile yalnızlığınverdiği hüznü onun sımsıcak nefesiyle unutur. Biz de bu hususta çay bardağından geri kalmayız hani
Kadın olmak çile demek, dert demek... Kadın olmak, tertipli olmak düzenli olmak demek... Kadın olmak, evi evirip çevirmek, geçimi sağlamak demek... Kadın olmak, Yük demek, zor demek, güçlük demek ama hepsinden önemlisi de kadın olmak bunların hepsinin bir çırpıda üstesinden gelmek demek...
Başımızı, milletvekili aday listelerinden kaldırıp, etrafımıza bakmanın zamanı gelmedi mi ?
Memduh Şevket Esendal
Köy Enstitülerinin kapatılması eğitime nasıl büyük bir darbe vurduysa, köylerden öğretmenlerin çekilip alınması da, köy halkının aydınlanmasına darbe vurdu. Öğretmensiz kalan köylünün içine düştüğü karanlığı görmemek için; insanın hem kör, hem sağır ve hem de alık olması gerekiyor.
\*İnsan olmanın en başta gelen şartlarından biri başkalarının inançlarına karşı saygılı olmaktır. Sen inandığının doğru olduğunu kabul ediyorsan, karşındakine teklifte bulun. Teklifini kabul etmezse zorlama, ona karşı kin besleme. Ateşe tapıyorsa bile tapmaya devam etsin. Bunun sana ne zararı var ki? Senin inancına göre o, ateşe taptığı için
Tam çemberi döneceğim... Gözüm ister istemez çemberin etrafını belirli aralıklarla saran, siyah yelekli 3-5 bayana takılıyor. Kara yeleklerinin üzerinde, beyaz yazılarla yazılmış sloganlar var. Gözüm ister istemez bu yazılara takılıyor... Okumaya başlıyorum...
Bu güne değin, çaya dair yazdıklarıma kayıtsız kalanların ve olumsuz düşünce ifade edenlerin yanında ; heyecan veren teşvik eden kişiler daha ziyade oldu. Bu durum çaya dair kırk yazıya başlama hususunda bana cesaret verdi.
\*Cahille tartışma, ahmakla ortak iş yapma; arif olanı başının tacı, seni seveni de kalbinin sultanı yap.
\*Doğayı dedemden aldığım şekliyle, torunlarıma bırakamadığım için suçluluk duyuyorum.\*Ölümün hayırlısını dilemek, en sık edeceğin dua olsun.\*Vicdan, her gün defalarca kurulan bir mahkemedir. Üstelik delilleri de öyle sağlamdır ki\*Gemiye bindiysen, kaptana
Suların yokuşa aktığı zamanlarda en çok naz bulutunun busesine ihtiyaç duyar dudaklar. Hayaller buğulanır, naz bulutu berraklaşır. İnce belliler dolar boşalır
Şiiri kendi görüşlerine göre yorumlayarak dergilerine almayan, şiirini tartışan, şairini bırakın eleştirmeyi, şairliğini bile kabul etmeyen bir çevre var. Her yiğidin ayrana ekmek doğrayışı vardır. Bunları düşünerek yazmış olabilirim. Saygılarımla.
O yıllar, müthiş bir bavul turizmi de vardı Mağusa’da. Sokaklar, ticarethaneler hep insan kaynıyordu. Ellerinde bavullarla gezenler, köşebaşlarını mesken tutmuş bavul dizenlerle doluydu. Görüntü olarak belki hoş olmasa da en azından insan kaynıyordu. Canlılık vardı. Mağusa’nın bu günkü hali, doğrusu o günleri bile aratıyor...
Bunun dışında
Mehmet Rauf