Meçhule Yazılmış Mektuplar - 8
Aslında içimde çağlayanlar çağıldıyor, ummanlar coşuyor, lâkin ; ben duygularımı yansıtmaktan acizim… İlk mektubumda dedim ya iki lafı bir araya getiremem.
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
Aslında içimde çağlayanlar çağıldıyor, ummanlar coşuyor, lâkin ; ben duygularımı yansıtmaktan acizim… İlk mektubumda dedim ya iki lafı bir araya getiremem.
“Kırk yıllık Kâni olur mu Yani?”
Korkma sakın sen olmayınca ölmüyorum
Aklın kalmasın sakın sadece yaram çok kanıyor
........ Neden mi yazamadım?
Gözler buğulu
Yürek kırık dökük
Eller titrek.
Saatlerdir yazamıyor bir satırı.
Hayal edebildiğim kadar, tebessümünü hayal ediyorum. Gözümde, gittikçe gülleşiyorsun. Akşam vakti leylak kokularıyla kokun dağılıyor yanıma yöreme.
Bir an için geldiğini sanıyorum.
Seninle nasıl anlaşayım, hav hav diyerek mi miyavlayarak mı? Tek derdin yemek, içmek, sevişmek. Bunca romana, şiire, daha birçok esere ve hatta insanlığa araç olmuş bir dille seninle anlaşmak istemem.
Üç Nasreddin Hoca fıkrası.
Kod adı “Yoldaki Mühendis” ya da “Gölgeler Prensi” denilen Abdullah Bergusi...
Abdullah Bergusi ki, Filistin tarihinde en çok ceza alan kişi…
“Yoldaki Mühendis” adlı kitap başta İngilizce ve Türkçe olmak üzere birçok dünya diline çevrilmiş…
Her ceht ve mücadelecinin okuması gerektiğini düşündüğüm
Bu gün ben okuldan kaçtım. Çok önemli başka nedenlerim vardı. Şimdi burada söylemesem... Olmaz mı diyorsunuz? Şiir yazmam lazımdı. Sizlerde genç oldunuz. Fazla kurcalamayın işte. Baharlı, böcekli, tomurcuklu çiçekli, bulutlu bir şeyler. Sınıfta bir türlü aklımı toparlayamıyorum. Çünkü o var…
Duygusallık, cahiliye toplumunda iyi insanlara has beğenilen bir özellik olarak görülür. Oysa duygusallık, en önemli özelliklerden biri olan ’aklı’ tamamen devreden çıkarır, kişiyi tutkularına, öfke ve zaaflarına göre yaşamaya yönlendirir.
Bu gün 19 Eylül Gaziler Günü. Bildiğim kadarı ile İstiklal Savaşı gazilerimizin hiç biri kalmadı hayatta. Bir iki tanesini üç beş sene önce televizyonlara da çıkarmışlardı. Aksakallı, onlarca oğlu, torunu torbası olan, nur yüzlü, buram buram Anadolu kokan dedelerimiz, mübarek insanlar. Onlara çok şeyler borçluyuz. Hayatımızı, namusumuzu, vatanımızı,
Sanırım Özal’dan sonra Malatya nadasa bırakıldı…
Öyle görülüyor ki bu uzun ‘nadasa’ sonrası beklenilen verim elden edilecektir.
Özetle işi ehline vermişler…
En kara günlerimde, 28 Şubat’ın en kara günlerinde biz mağdurların yardımına hukukçu kimliğiyle bir Hızır gibi yetişen Av. Bülent Tüfenkçi’yi tebrik