Çaya Dair Kırk Yazı (5 )
Laf aramızda yalnızlığın merhemi çaydır. Çay bardağı bile yalnızlığınverdiği hüznü onun sımsıcak nefesiyle unutur. Biz de bu hususta çay bardağından geri kalmayız hani
"Yarın 11 Mayıs'ta bitiririm dediğim her sayfa, aslında 10 Mayıs'ın ışıltılı bir yalanıydı." **Kurt Vonnegut**"
"Yarın 11 Mayıs'ta bitiririm dediğim her sayfa, aslında 10 Mayıs'ın ışıltılı bir yalanıydı." **Kurt Vonnegut**"
Laf aramızda yalnızlığın merhemi çaydır. Çay bardağı bile yalnızlığınverdiği hüznü onun sımsıcak nefesiyle unutur. Biz de bu hususta çay bardağından geri kalmayız hani
Merhaba özüm! Özünden kaybedenler sadece bir bedenden ibarettirler. Bizler ki yaratılmışların en yücesiyiz.
Unutmayalım ki gün gelecek tüm sesler kesilecek ve biz sadece amellerimizin sesini dinleyeceğiz. En yüce ses vicdanın sesidir o öyle bir sestir ki sessizliği bile sağır eder ve kötü kişileri kendi karanlığına gömer.
Tam çemberi döneceğim... Gözüm ister istemez çemberin etrafını belirli aralıklarla saran, siyah yelekli 3-5 bayana takılıyor. Kara yeleklerinin üzerinde, beyaz yazılarla yazılmış sloganlar var. Gözüm ister istemez bu yazılara takılıyor... Okumaya başlıyorum...
Zülfü Livaneli
Köy Enstitülerinin kapatılması eğitime nasıl büyük bir darbe vurduysa, köylerden öğretmenlerin çekilip alınması da, köy halkının aydınlanmasına darbe vurdu. Öğretmensiz kalan köylünün içine düştüğü karanlığı görmemek için; insanın hem kör, hem sağır ve hem de alık olması gerekiyor.
O yıllar, müthiş bir bavul turizmi de vardı Mağusa’da. Sokaklar, ticarethaneler hep insan kaynıyordu. Ellerinde bavullarla gezenler, köşebaşlarını mesken tutmuş bavul dizenlerle doluydu. Görüntü olarak belki hoş olmasa da en azından insan kaynıyordu. Canlılık vardı. Mağusa’nın bu günkü hali, doğrusu o günleri bile aratıyor...
Bunun dışında
Gittikçe büyüyen parlak yaprakların arasında izliyordu, gökyüzünde devasa sıra sıra gökdelenler. Denizin altında bir tren, karlarda yürüyen bir gemi. Bir çiçek kırmızı, ayın ışığında parlıyor gökte. Bir deniz canlısı yüzüyor, kaldırımların üzerinde hızlıca. Yerin üzerinde dalga dalga sular, kelebekler yerin altında uçuyor.
Bu güne değin, çaya dair yazdıklarıma kayıtsız kalanların ve olumsuz düşünce ifade edenlerin yanında ; heyecan veren teşvik eden kişiler daha ziyade oldu. Bu durum çaya dair kırk yazıya başlama hususunda bana cesaret verdi.
\*Cahille tartışma, ahmakla ortak iş yapma; arif olanı başının tacı, seni seveni de kalbinin sultanı yap.
\*Doğayı dedemden aldığım şekliyle, torunlarıma bırakamadığım için suçluluk duyuyorum.\*Ölümün hayırlısını dilemek, en sık edeceğin dua olsun.\*Vicdan, her gün defalarca kurulan bir mahkemedir. Üstelik delilleri de öyle sağlamdır ki\*Gemiye bindiysen, kaptana
Suların yokuşa aktığı zamanlarda en çok naz bulutunun busesine ihtiyaç duyar dudaklar. Hayaller buğulanır, naz bulutu berraklaşır. İnce belliler dolar boşalır
Şiiri kendi görüşlerine göre yorumlayarak dergilerine almayan, şiirini tartışan, şairini bırakın eleştirmeyi, şairliğini bile kabul etmeyen bir çevre var. Her yiğidin ayrana ekmek doğrayışı vardır. Bunları düşünerek yazmış olabilirim. Saygılarımla.
\*Yanlış yapmak hayatın sonu demek değildir; ama bilerek yapılan yanlışın da savunulacak bir tarafı yoktur.\*Gündüz geceye dönüştü diye üzülme; sabret, nasıl olsa gece de gündüze dönüşecek.\*Gelecek, çabuk mu gelecektir, yoksa yavaş mı? Bilemem. Benim bildiğim, ben ona doğru hızla gidiyorum.\*Büyük adamlar; hiç hata yapmayan insanlar değildir; hatalarından ders
bu gece yüreğimin en acı mektubunu yazdım ve her kelimesiyle, beni öldüren bir aşkın mezarını kazdım ...
Kemal Tahir