Su İçerdik Testiden
Elinden teraziyi alıp bir kenara fırlattılar. Üzerindeki beyaz entariyi hoyratça çıkarttılar. Yok, yok hayır, buna çıkartmak denmez; vahşice parçaladılar.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Elinden teraziyi alıp bir kenara fırlattılar. Üzerindeki beyaz entariyi hoyratça çıkarttılar. Yok, yok hayır, buna çıkartmak denmez; vahşice parçaladılar.
Kılık kıyafet inkılabında şapkayı dinsizlik olarak gören sözde din adamları, sizin atalarınız da II. Mahmut sarığı kaldırılıp, Fransız fesini getirdiğinde (sizin gibi) yaygara koparmış ve Sultan Mahmut'u gâvur olarak suçlamışlardı.
Erdoğan Hükümeti, Öcalan ile anlaşırken, sadece Türkiye içindeki Kürtlerin sorunlarıyla ilgili tek değil, tüm Kürdistan parçalarıyla ilgili bir plan ve proje etrafında yoğunlaşmış olabilir mi?. Özellikle Suriye ve İran Kürdistanı nın geleceği açısından Görüşülen tüm konuları, kamuoyunun bilmesi gerekmiyor elbette; ama bölgenin gelişme seyri ve doğru öngörülerle bölgesel
Ey İhvan-ı Yaran; Biraderan-ı Hıyaran.!
Metafizik nedir bilmez;gayb ne’dir tınmaz; izafi aklından başka kuş tanımaz; dini imanı bu dünya ve onun ekonomi politiğinden ibaret olan şu diyalektik nazariyeye bir de felasife
Bu coğrafyada, sürekli birbirine kırdırılan halklar, daha mı zenginleşiyor; huzura, güvene, barışa kavuşuyor yoksa aksi mi oluyor? Irak, Libya, Yemen, Mısır halkları, şu ünlü baharlarından(!) sonra şimdi daha mı mutlu? Ellerinden alınan, talan edilen zenginlikler bu halkların yararına mı kullanılıyor şimdi? Diktatörlerden kurtuldular ama daha özgür ve demokratik
Ak her daim temiz ve saflığı ifade etmez. Bazen de kirin ve kokuşmuşluğun rengidir.
Bugünün Türkiyesinde -isteyen DARBECİ isteyen militarist desin umurumda değil gururla söylüyorum inandığım şeyi- Türk Silahlı Kuvvetleri olmadan ÖZGÜRLÜK de kalmaz o çok sözü edilen ama bir türlü görülmeyen DEMOKRASİnin adı bile kalmaz. Aç ve eğitimsiz bırakılmış bir Türkiye'de Sivil bir YEŞİL DARBEnin ve DİKTATÖRLÜĞÜN önündeki en büyük engel
Merhaba. HANGİ LİYAKAT , başlıklı yazımda ,, ülkemizde işlerin ehillerine verilmesi hususunda eleştirel bir değerlendirme yapmaya çalıştım, yorumlarınızı beklerim.
Türkiyede medya denince nedense, İstanbul merkezli yayın yapan, gazeteler, televizyonlar akla gelir.
Oysa artık giderek güçlenen yerel medya İstanbuldan yayın yapan ve ulusal medya olarak adlandırılan medya yapılanmasına karşı kafa tutmaya başlamıştır.
Gel gör ki o günkü bulanık suda balık avlamak isteyen Arabın Amr bin As tilkisi ile Muaviye kurnazlığı, bugün de aynı bulanık suda avlanmak isteyenlerle adına Selahattin Eş ve gibilerine mi düşer?
Birlik ve beraberlik, jargonu ne kadar anlamlı, önemli ve gerekli bir söylem olsa da; yakın tarihimizde, bir o kadar da içi boşatılmış ve gerçek anlamından uzaklaştırılmış bir söylem haline sokulmuştur.
Merhaba. İhaleler İnternette Yayımlansın başlıklı yazımı görüşlerinize sunarım.
İktidarın öyle temel uygulamaları oluyor ki, orada, ne halka ve ne de demokrasiye yer verilmiyor. Orada, vesayet mantığı ve tepeden inme diktacı rejim mantığı hala hüküm sürüyor gibi duruyor. Altyapısı hazırlanmadan hiçbir kapsamlı proje yürürlüğe konmamalıdır.
Türkiye’de medya denince nedense, İstanbul merkezli yayın yapan, gazeteler, televizyonlar akla gelir.
Oysa artık giderek güçlenen yerel medya İstanbul’dan yayın yapan ve “ulusal medya” olarak adlandırılan medya yapılanmasına karşı kafa tutmaya başlamıştır.
Sene 1970. Yaşar Kemal ile Âşık Veysel, Beşiktaş’ta yürürken, aşırı bir yağmura yakalanırlar. Sığınacak yer ararken hemen karşısındaki Yaşar Kemal’in kadim dostu Şemsi Yastıman’ın saz dükkânına girerler. Sırılsıklam olmuş iki dostunu karşısında gören Şemsi Yastıman, espriyi patlatır: “Hey Yarabbim! İki insan yaratmışsın, bir tek göz vermişsin. Yaşar Kemal
Merhaba.. Liyakat / İşinde Ehil Olmak Ve Gerçekler , başlıklı yazımda bazı gerçeklere dikkat çekmeye çalıştım.. Yorumlarınızı beklerim ..
O yıllarda da geçerliydi Askeri yerlere kılık kıyafetlerdeki disiplin anlayışı, ama sakallı olan alınmamış başı kapalı olanlar içeri alınmıştı. Bu konuyu biz ne basına yansıttık ne de alenen tartışma konusu yapmıştık. Neden? Çünkü ASKER biz Türklerin kayıtsız şartsız sadakatle yürekten sevdiğimiz, bağlandığımız Mustafa Kemallerin Ocağı idi...