Eşref ile Safilin
Ak her daim temiz ve saflığı ifade etmez. Bazen de kirin ve kokuşmuşluğun rengidir.
"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"
"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"
Ak her daim temiz ve saflığı ifade etmez. Bazen de kirin ve kokuşmuşluğun rengidir.
Orta Doğu, Rusya ve Kafkaslardaki mevcut olaylar ve muhtemel gelişmeler üzerine kısa düşünceler...
Birlik ve beraberlik, jargonu ne kadar anlamlı, önemli ve gerekli bir söylem olsa da; yakın tarihimizde, bir o kadar da içi boşatılmış ve gerçek anlamından uzaklaştırılmış bir söylem haline sokulmuştur.
Karşı devrimciler, gericiler, şeriatçılar, dinciler kendiliğinden yok olmaz. Ne ülkemizdeki gericiler, ne küresel egemenler, ne de ABD'nin Irak ve Afganistan'daki işgal güçleri tarih sahnesinden, demokratik yollardan, ya da seçimle, veya BM kararlarıyla, veya kendi istekleriyle çekilmeyecekler, yenilgiyi kabul etmeyecekler, son mevziye kadar direnecekler, savaşacaklardır. Seçim olsa bile hile
Ben sizin taptıklarınızdan uzağım" mealinde İbrahimi gelenekteki bir ilanı telaffuz ederek,
Bu son Apo-MİT görüşmesinin düğmesine nerede basıldıysa; bu sefer atılan adım gayet ciddi görünüyor ve düğmeye basan el, her kimin eli ise, karşı konulamayacak kadar güçlü ve kararlı olduğu anlaşılıyor. Bu kez, hiçbir provokasyon veya tezgâhın bu süreci durduramayacağını umut ediyoruz. Durum bunu gösteriyor.
Padişah devrinde olan olayların ki o da Tarihçiler ce henüz onaylanmıyor. Türkiye Cumhuriyetine yüklenmesi gariptir, hazindir, amaçlıdır.
12 Eylül Faşizmini, çıkardığı (tüm değişikliklere rağmen) kendi anayasasıyla yargılamaya çalışmak nasıl bir sonuç verebilir? Yeni Anayasa’yı çıkarmak an meselesiyken, onları, alelacele mevcut yasalarla yargılamak ne derece güven verici olabilecektir? Darbe mağdurları, bu yargılama sürecinden memnun kalabilecekler midir?
Dağdaki ininde saltanat kurmuş eşkıyabaşı, bundan sonra barış imzalayıp Türkiye’de ya da bir başka ülkede sıradan bir insan gibi yaşamayı kabul eder mi sanıyorsunuz?
İnsan ne kadar çok şey bilirse bilsin, bilgi karışıklığı yanlış kararlar alıp, tabiri caizse, pot kırmasına neden olabiliyor.
Birkaç şeyden bahsetmek istiyorum; biri taharet, biri namaz, biri adalet, biri vicdan, biri itibar, biri de israf. Bu kavramlardan kısa kısa söz edip, günümüz toplum ve yönetimiyle karşılaştırılmasını
Milletvekillerimizin 'Biz de açız' feryadından sonra Anadolu'muzda Kadirşinas Halkımız tarafından başlatılan ve solganı 'BEN AÇ KALSAM DA VEKİLİM TOK, SIRTI PEK OLSUN' olan Kampanya süresince Memleketimizin İl, İlçe, Belde ve Köylerinde toplanan ve miktarı ve tutarı beklenenin çok üzerinde olan yardım malzemeleri şu kalemlerden oluşuyor:
Allah: “ Bilsem ki günah işlemeyeceksiniz ben günah işleyip tövbe eden kullar yaratırım.” der. İşte laiklik de budur. Kişiye günah işleme özgürlüğünü vermektir. Fakat bunu yaparken bireyi günah çukuruna düşürmek onun gözüne sürekli haram lokmaları da sokmak insan hak ve özgürlüklerine sığmasa gerek.
Gel gör ki o günkü bulanık suda balık avlamak isteyen Arabın Amr bin As tilkisi ile Muaviye kurnazlığı, bugün de aynı bulanık suda avlanmak isteyenlerle adına Selahattin Eş ve gibilerine mi düşer?
Gençliğimde, batı medeniyeti ve kültürü benim gözdelerimdi. Aynı şekilde derginiz de. Ve diğer dergiler de (Time, Newsweek, l'Express, vs). ABD ve AB özgürlükler ve insan hakları konusunda örnek alınacak modellerdi.
Suriyede ki iç karışılığı takip edenler, oyunun kimler tarafından, nasıl ve ne için tezgahkandığını elbette az, çok fark etmişle
Salyalı üç-beş ağzın verdiği özür bu toprakların gerçek sahibi olan yüce türk milletini asla bağlamaz , onların diledikleri özür şahsiyetsel noktada mensubu bulundukları bir boşluğun hezeyanıdır sadece...
Kılık kıyafet inkılabında şapkayı dinsizlik olarak gören sözde din adamları, sizin atalarınız da II. Mahmut sarığı kaldırılıp, Fransız fesini getirdiğinde (sizin gibi) yaygara koparmış ve Sultan Mahmut'u gâvur olarak suçlamışlardı.
Önce "ucube" heykel, aylarca sanat düşmanıymış gibi takdim edilen bir şehir... Şimdilerde de bal ve kaşar heykeli çıkışıyla üstünde milletin geyik yapacağı bir şehir durumuna düşürüldü benim bahtsız Kars'ım... Gerçeklerle ironiyi harmanlamaya çalıştım...
Iyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!
Ercan Kesal