Akp ve Türkiye; Diklenmeden Dik Duruşu Sergileyebilecek mi?
Her şeye yeni başlamış değiliz, ancak yeniden başlamak için geç kalmışta değiliz.
"Bütün büyük edebiyat, iki hikâyeden biridir: yolculuk ya da yabancının gelişi. — Lev Tolstoy"
"Bütün büyük edebiyat, iki hikâyeden biridir: yolculuk ya da yabancının gelişi. — Lev Tolstoy"
Her şeye yeni başlamış değiliz, ancak yeniden başlamak için geç kalmışta değiliz.
Bu soytarılığa en başta Avrupalılar şaşırdı. Hatta bazı çevrelerde bu ilk önce şaka gibi algılandı. Harıl harıl silah üreten, el altından terörizme destek veren, dünyadaki bütün kirli oyunların planlayıcısı ve ekonomik olarak batmakta olan böyle bir kuruluşa barışa katkılarından(!) dolayı ödül verilir mi? AB üyesi bir çok ülke
Bugün televizyonlarda yapay zekâ haberlerini seyrettim. İlgi uyandıran çok güzel bir çalışma. İnsanın hayranlık duymaması işten değil.
Konuya ilişkin açıklamaları Sanayi ve Teknoloji Bakanı ile şirket yönetim kurulu başkanı birlikte yaptılar.
Merhaba. Latin harflerine Geçilmesi Doğru muydu ? başlıklı yazımı görüşlerinize sunar, yorumlarınızı beklerim .
Havuz medyası özgür bir medya değildir. Velinimetlerinin emriyle tetikçilik yapan sözde gazetecilerin hem savcı, hem yargıç, hem de infaz memuru olduğu ve namuslu insanları linç etmek maksadıyla kullandıkları bir atış poligonudur
Biz millet olarak lüks otomobillerle dolaşmaya, tesettürlü haşemalı ucubeliklerle plajlara çöreklenmeye, kentlerin çirkin gökdelenlerine tıkışıp kapı önlerine kokmuş pabuçlarını yığmaya, oraları güya «modernize» ederek yaşanmaz hale getirmeye bayılırız. Zengini ve fakirimizle çapulcu güruhundan farkımız yoktur, kentlisiyle köylüsüyle halkımız zır cahildir...
...2018 geride bıraktık 2019 a girerken geride kalmış zannettiğimiz konular berdevam bunları başlıklar halinde yazacağım açılımını siz yapın hatırlatma olur doğru ve yanlış gibi ...
“..benim Kürtlerle derdim yok. Ben PKK’ya karşıyım” diyecek oldum.. Cevabımı aldım. “valla benim derdim var arkadaşım. Ben falanca şehirliyim.. Ailemden bir şehit verdim PKK’ya.. Şehirde de her yer PKK sempatizanı ve uyuşturucu satıcısı kabadayılarının eline geçti. İş aş-huzur kalmadı. Okullarda-sokakta çocuğumuz Türkçe konuşuyor diye azar işitip itilmeye başlandı.
O nedenle kırgınlıkları,küskünlükleri,şahsi çıkarları,kızgınlıkları,hepsinden önemlisi egoist düşünceleri bir tarafa atıp siyasi görüşümüze uygun olan muhalefetteki iki büyük partiden birinin içinde yer alıp güçlerimizi birleştirmeliyiz.Fikirdaşlarınızla bir hesaplaşma planlıyorsanız bunu şimdilik erteleyip ülke selamete çıktıktan sonra yapabilirsiniz.
Merhaba. İstidam Ve Okumak Üzerine , başlıklı yazımı görüşlerinize sunuyorum .
Bizim zamanımızda demokrasi bu kadar ileri değildi. Darbe dönemleri hariç, politikacılar, ortalığı ayağa kaldıran sorunlarda açıklama yapma gereği duyarlar, bizi de tatmin etmeye çalışırlar, hiç değilse öyleymiş gibi yaparlardı.
Kurulmaya çalışılan İkinci Cumhuriyet’in, imana ve imama dayanan “İleri Demokrasi’sinde böyle zahmetlere yer yok anlaşılan. İşte o
Bakıyorum da, ülkemizde öncelik verilen tek şey mimari. Mimaride de öncelik ise saray ve tapınaklar.
Bir ülkede tapınaklar ne kadar görkemli ve göz alıcıysa, o ülke dinden o kadar uzaklaşmış demektir.
Konuşmacıların üzerinde durdukları noktalardan biri, toplantıya genç kuşaktan pek az kişinin katıldığı yönündeydi. Aynı benzer durumun Ödemiş ADD toplantısında da dile getirilmesi gösteriyor ki, 12 Eylülcü Paşalar amaçlarına ulaşmışlar! Gençliği siyasetten uzaklaştırmışlar. Ya bizim kuşak da giderse ne olacak, bir bilen varsa çıksın ortaya.
Sahi şimdi de şu soru aklıma geldi: Yok mudur ulemadan tek bir Allah’ın kulu, “Yapmayın, etmeyin ey müminler, bu kadar hak yiyip bunca günaha girilmez ki...” diyen? Hani dinimiz böyle değil, insanlar kötü diyorlar ya...Kötü insanların yaptıkları kötülüklere, haksızlıklara “Hooopp, burda durun bakalım.” niye demiyor bu ulema? Ulema
Merhaba. Anayasa Mahkemesi ve Türkiye Yüksek Adalet Meclisi , başlıklı yazımda hukuk / adalet sistemi üzerine genel bir değerlendirme yapmaya çalıştım, yorumlarınızı beklerim.
Ma hêzek, yan partîyek, bi şîara "yek parti, yek serok, yek nerîn" a xwe, li ser netewekî û hemî partî û hêz û rêxistinên wî gelî de ferz bike, qey pir rewa ye û yan jî, ew çawa demoqratîk dibe?
Padişah devrinde olan olayların ki o da Tarihçiler ce henüz onaylanmıyor. Türkiye Cumhuriyetine yüklenmesi gariptir, hazindir, amaçlıdır.
12 Eylül Faşizmini, çıkardığı (tüm değişikliklere rağmen) kendi anayasasıyla yargılamaya çalışmak nasıl bir sonuç verebilir? Yeni Anayasa’yı çıkarmak an meselesiyken, onları, alelacele mevcut yasalarla yargılamak ne derece güven verici olabilecektir? Darbe mağdurları, bu yargılama sürecinden memnun kalabilecekler midir?