Hep Geç Kalıyoruz...
Kan kokusu burnumuzun dibine gelmeden neden hareket etmiyoruz ki ?
"O kadar çok kitap okudum ki, artık kendi kafamın içinde bile dipnotlar görüyorum." - Umberto Eco (kurgusal)"
"O kadar çok kitap okudum ki, artık kendi kafamın içinde bile dipnotlar görüyorum." - Umberto Eco (kurgusal)"
Kan kokusu burnumuzun dibine gelmeden neden hareket etmiyoruz ki ?
Yıllardır özellikle yeşil sermayeler tarafından dolandırılan, paraları lüp lüp edilen vatandaşların, halen bu çetelere nasıl olup da güvenerek birikimlerini veriyor olmaları ise gerçekten şaşırtıcı geliyor bana.
Size, mutlaka yakından tanıdığınız bir insan tipinden sözedeceğim.
Reşat Nuri Güntekin
Yarışmanın ruhuna aykırıdır. İlk önce verilecek hediye açıklanır. Ama bunlar öyle yapmadılar. İnsanların heyecanını kullanarak yarışma bittikten çok sonra ÖDÜLÜ açıkladılar. Arka planda yapılan ''MUHASEBE'' hesapları, ödül yerine ''ZIMBIRTI'' verilmesine neden olmuştu.
Kendi yandaşlarını seçip, küfürbaz blogculara derece vermişlerdi. Bu küfürbaz blogculardan Wolkanca, bir bayan blogcu
Eğer bir böcek olsaydım ne olurdu? Şimdi ki önemsenmemden çok beni o halde bağrına basabilecek biri olur muydu? Eline alıp gezdirebilecek, çatır çutur amansız sesler çıkarsam da beni dinleyebilecek. Sevgi her şeyi ciddi ciddi yener mi belki de şu 4 5 saatimi ayırarak okuyup bitirdiğim Kafka'nın "Dönüşüm" kitabı
Ben, sen, o. Biz, siz, onlar ve...!
Gece, İstanbul’un Anadolu yakasından Avrupa yakasına baktığınızda yüzlerce binanın, gökdelenlerin, eğlence merkezlerinin ışıklarını görürsünüz. Rengârenk neon ışıkları, laserler, boğazı, gökyüzünü ve hatta Anadolu kıyısını bile aydınlatır. Bir mü’min kardeşimin aynı görüntü üzerine tefekkürünü hatırlıyorum.
Kişileri konuşmaktan usandık. Bunun küçük beyinlilerin işi olduğu dikte edildi ya yıllardır. İmtina ettik o yüzden. Olayları sorgulayalım, fikirler düzeyinde tartışalım istedik. Ama ne düşünce ,ne vaka, ne bilimin ışığı, ne belge, ne aklıselim aydınlatamadı onları. Şahsa ait sığ denizlerde onlar gibi olduk, çırpındık.
Börklüce’nin felsefesini, ruhunu, Karaburun yerelinden hareketle, tüm yurtta canlandırma çabalarının son üçüncüsüydü bu etkinlik. “Son üçüncüsü”, diyorum; çünkü, daha önceleri de denenmiş; denenmiş de, suskunluğa itilmiş kaç kez. Börklüce Mustafa adı çıkarılıp, Karaburun Festivaline dönüştürülmüş ince taktiklerle. Yerel ve genel yönetimlerin, çeşitli yöntemleriyle, özellikle 12 Eylül’den sonra daha
Birbirimize olan kinden nefretten bizi ne kurtaracaksa geleceğimizin daha güzel olması için ona şiddetle ihtiyacımız var.Yoksa her gün gelişen teknolojiyle güçlenen silahların acımasızlığı ile kendi kendimizi yok edeceğiz.
...demeyi çok isterdim.
Devletimizin halkıyla barışması ve kaynaşması bağlamında gelinen nokta...
Orhan Pamuk