86 Yılda Ne Hale Geldik?
Yıl 1923 aylardan ekim ve günlerden 29.. bir sabah uyanıyoruz ve bağımsızlığımız elimizde.. Artık daha özgür ve huzurluyuz..
"Okumak, başka birinin zihniyle düşünmektir. — Arthur Schopenhauer"
"Okumak, başka birinin zihniyle düşünmektir. — Arthur Schopenhauer"
Yıl 1923 aylardan ekim ve günlerden 29.. bir sabah uyanıyoruz ve bağımsızlığımız elimizde.. Artık daha özgür ve huzurluyuz..
Türkiye olarak defterimizi dürecek yeni bir yasa kabul edidi. Tohum Yasası. Böylece Hükümet eliyle hayatta kalış şartımızı dışa bağımlı kılmış oluyoruz. Uyuyun AKP'ye oy verenler.
Türkiye'de yaşanan bazı sorunlar üzerine bildiklerimi ve görüşlerimi aktarmak üzerine güzel Türkiye'mizde yaşayan ırkların bir barış çerçevesinde yaşamasını dilediğim bir yazı...
Kürt eleman meselesi.!
Bana bakın Kürt biraderler.!?
Yıllardır Kürtçe Kürtçe diye yaygaranızdan geçilmedi.
Şimdi de öğrenmeye yanaşmıyosunuz.
Ne lan bu.!?
İnternette dolaşan bir E-posta'dan alıntı. Yazanı ve ilk dolaşmaya başladığı tarihi çıkartamadım.
Ben artık halkı kötülemiyorum...Gerçekten. Yok cahilmiş te yok okumamış ta. Neymiş efendim üç kuruş yüzünden oy vermiş hatta o dağdaki çobanmış,o siyaseti bilmezmiş....
Türkler robot üretemez mi? Öyle bir üretir ki parmaklarını yersin!
Yukarıda bahsedilen bütün olumsuz değerlendirmelere rağmen İslamcı kesimin gerçekten demokratik hak ve özgürlükleri genişleteceği safsatasına inanmak mümkün müdür! Özellikle 2002 ile 2005 yılları arasında demokratik toplum ve demokratik devlet için göreli olarak atılan adımların devamı neden gelmemiştir.2007 yılından itibaren neden gem azıya alınmış ve rövanşist tutumla hareket edilmeye
Geçen akşam bir CHP’li ve ÖDP lideri Ufuk Uras, Fatih Altaylı’nın programında SOL’u konuşuyordu. Arasıra zaplarken gidip geldim.. Kusura bakmasın CHP’li konuğun adını hatırlayamıyorum.
Sermayenin yeşili olur mu? Daha doğrusu sermayenin rengi hangi renk?
Yeşil mi?
Kırmızı mı?
Yoksa kapkara mı?!
Yok illa bir hinlik yapacağız.
Boş tartışmalarla günümüzü geçireceğiz.
Artık bu konu Kurban Bayramı sonuna kadar
gündemden düşmez.
“ Ah kızım hiç rahat olur mu, her sabah izliyorum, erkekler karılarını aldatıyor, kesiyor biçiyor, o çoluk çocuk aç açıkta, her yanı açık kadınlar televizyonlarda ünlü oluyor. Bizim başımız bağlı, namusumuzla oturuyoruz diye kimse bizi televizyona çıkarmıyor. Asıl ünlü olması, örnek olması gerekenler bizi. Bak mesela sana, altında
“Doğru olan “ı yapmayan “susmayı” tercih eden aileler kara bir kadercilik anlayışıyla hareket ettiklerinde zannediyorlar ki bu olayın vebalinden kurtulacaklar.
Kapitalizm, Afrikanın doğal kaynaklarını nasıl ele geçirdi?
Bu sorunun cevabını Kenya bağımsızlık mücadelesi önderi ve Kenya'nın ilk Cumhurbaşkanı olan Jomo Kenyattadan (1894-1978) dinleyelim: "Batılılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi,
Kızılderili Geronimo, o güne kadar görülmemiş bir olay yaşamış, kabilesinde.
Tek isteği özgür topraklarında hür yaşamak olan, bir ağacın gölgesinde ailesiyle mutlu bir gün geçirmek isteyen Apache Geronimo, kartala benzeyen bir kuşun meydanın tam ortasına indiğini, pençelerinde de garip bir nesnenin olduğunu fark eder.
Bu mektup, bir vatandaşın Türkiye yöneticilerine hitaben yazdığı, Atatürk'ün mirasını ve ilkelerini hatırlatan samimi bir çağrıdır. Yazar, Cumhuriyet değerlerinin korunması, çağdaşlaşma hedefine bağlılık ve adalet, eğitim, basın özgürlüğü gibi konularda ilerleme beklentisini dile getiriyor. Dünya barışı ve Türkiye'nin bağımsızlığının önemine değinen metin, günümüz sorunlarına da atıfta bulunuyor.
Bilincin ve kültür seviyesinin vizyon kazanamadığı, bizim gibi aydınlanmasını tamamlama sürecinin emekleme döneminde olan ülkelerde insanların ilgisinin sığılığı sonrasında:
Günlük yaşamda; direk ya da dolaylı yoldan herşeyin maddi, sanatsal yaşamda; herşeyin ucuz-değer/emek/estetik kaygısız, siyasi hayatta ise; herşeyin liderler oligarşisi altında, sistem içi hiyerarşinin getirdiği zincirleme yalama
Dersim, genç Cumhuriyet’in uluslaşma ve mevcut sınırlar içinde otoritesini tesis etmesinin önünde bir engel, tıbbi deyimle “çıbanbaşlarından biri” olarak görüldüğü için kesilip atılması lazım gelen bir ur gibi düşünülmüştür. Devlet, bu coğrafyada hâkimiyetini tam anlamıyla kuramadığı, vergi alamadığı için Kürt ve Kızılbaş olan ve bu manada da “makbul
Lakin iş gençliğin Cumhuriyeti müdafaa etmesi noktasına gelene kadar yarılması gereken savunma hatları vardır. Bu hatların yarıldığı Cumhuriyeti seven kitlelerce hissedilmeye başlandığında toplumda oluşacak huzursuzluğun derinliğini çok kişi takdir edecektir.