Öğretmen Öğretir Direnişi de
Bu gün 24 Kasım öğretmenler günü. Öğretmenler meydanlarda biber gazı yutup, polis copu yiyerek, zıvanadan çıkmış bir düzene karşı direniyor.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bu gün 24 Kasım öğretmenler günü. Öğretmenler meydanlarda biber gazı yutup, polis copu yiyerek, zıvanadan çıkmış bir düzene karşı direniyor.
Sözün bittiği yerdeyim diye yazmıştım.
Bitmişti benim sözüm.
Fakat şehit kızlarının bitmemiş sözü…
Şöyle haykırmışlar minnacık kalpleriyle:
Hani bayramdan sonra gelecektin baba!
Ben artık halkı kötülemiyorum...Gerçekten. Yok cahilmiş te yok okumamış ta. Neymiş efendim üç kuruş yüzünden oy vermiş hatta o dağdaki çobanmış,o siyaseti bilmezmiş....
Dersim, genç Cumhuriyet’in uluslaşma ve mevcut sınırlar içinde otoritesini tesis etmesinin önünde bir engel, tıbbi deyimle “çıbanbaşlarından biri” olarak görüldüğü için kesilip atılması lazım gelen bir ur gibi düşünülmüştür. Devlet, bu coğrafyada hâkimiyetini tam anlamıyla kuramadığı, vergi alamadığı için Kürt ve Kızılbaş olan ve bu manada da “makbul
Beyaz saçlı yaşlı bir kadın. Eski elbiselerine karşın üzerinde eskimeyen bir zarafet ve garip bir naiflik duygusu var. Dirseğine geçirmiş olduğu ortopedik bastonuna dayanarak bana doğru seslendi. Son derece nazik ama yalvarmayan ve öylesine tanıdık bir edayla. Mürekkep yaladığı belli olan temiz Türkçesi ve nazik bir ses tonuyla
Mevcut siyasi iktidarın ayrıca hegemonik bir güç haline gelme gibi bir amacı da vardır. Kendi dünya görüşlerinin ve sınıfsal çıkarlarının evrensel çıkarlar olarak temsil edilmesi mutlak hedefleridir. Çevreden merkeze gelerek belirli bir sınıfın iktidarını, muhafazakâr burjuva sınıfının iktidarını tesis ve idame ettirme gibi bir sınıfsal duruş da sergilemektedirler.
Türkiye olarak defterimizi dürecek yeni bir yasa kabul edidi. Tohum Yasası. Böylece Hükümet eliyle hayatta kalış şartımızı dışa bağımlı kılmış oluyoruz. Uyuyun AKP'ye oy verenler.
Herkes tutturmuş, “Türkiye nasıl kurtulur?” diye soruyor. Yahu bu konuda doğru soru nedir, önce ona bakalım.
Bu şehrin en önemli değerlerinden birisidir Kanunî Sultan Süleyman…1495 yılında Trabzon’da dünyaya gözlerini açan bu hükümdar, 15 yaşına gelinceye kadar bu şehrin sokaklarında dolaşmış, şifalı sularını içmiş, güzel havasını solumuştur. Hayata dair ilk gözlemlerini burada gerçekleştirmiştir. İlk ve temel eğitimini burada tamamlamıştır.
Türkler robot üretemez mi? Öyle bir üretir ki parmaklarını yersin!
İslamcı muhafazakâr iktidar, devlet teşkilatında kadrolaştıktan sonra, başka bir tabirle devleti dönüşüme uğrattıktan sonra, sıranın topluma geldiğini söylem ve eylemleriyle açığa vurmaktadır. Kendi yaşam tarzlarını toplumun bütününe dayatma gibi bir anti-demokratik tavır sergilemektedirler. Özellikle yerel yönetimlerde, söz sahibi oldukları yerlerde muhafazakâr yaşam biçiminin bütün kural ve kaidelerini zaten
"Türkiye büyük millet meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez."
mana: halk unutsa, hukuk unutmaz. seve seve devam edicez yavrucum soruşturmana demektir.
Güzel ülkemin halleri de kendine mahsustur. Bu ülkenin vatandaşları hukuk önünde eşit olsa da bazı çevreler kendilerini halktan üstün görürler. Kendilerini birinci sınıf, ötekileri ikinci sınıf vatandaş sayarlar. Bu durum son günlerde daha belirgin olarak görülüyor. Bu çevreler Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Abdullah Gül’ü bir türlü kabul edemiyorlar.
Milletin vekilleri toptan çuvalladı. Milletin aslının duruma el koyma vakti geldi. Siyaset ne yazık ki kendini arapsaçı bir düğüme hapsetmiş durumda. Biz vekilleri bizim yerimize işleri yürütsünler diye Ankara’ya gönderdik lakin onlar ortalığı duman ettiler.
Artık her gece yatağa yatarken huzursuz uykular görüyorum, küçük kurtçuklar kemiriyor yüreğimin karanlık odalarını, böylesine "yan gelip yatmanın" rehaveti acaba kaç askerimize mal oluyor, kaç gencecik beden toprağa düşüyor atıl beyin jimnastikleri yaparken, ya da birileri "arsız medine dilencileri" gibi icazet almak için kapılar aşındırırken kaç cana mal
AKEPE artık DTPleşmiştir. Bunu da gayet iyi HAZMETMİŞTİR.
“ Ah kızım hiç rahat olur mu, her sabah izliyorum, erkekler karılarını aldatıyor, kesiyor biçiyor, o çoluk çocuk aç açıkta, her yanı açık kadınlar televizyonlarda ünlü oluyor. Bizim başımız bağlı, namusumuzla oturuyoruz diye kimse bizi televizyona çıkarmıyor. Asıl ünlü olması, örnek olması gerekenler bizi. Bak mesela sana, altında
“Doğru olan “ı yapmayan “susmayı” tercih eden aileler kara bir kadercilik anlayışıyla hareket ettiklerinde zannediyorlar ki bu olayın vebalinden kurtulacaklar.
Ülkemizde yıllardır bir türlü çözülemeyen konu, türbandır. Liseden hatta ortaokuldan başlar, imam hatipliler, orada olanlar, sen başka dünyanın insanı olarak konumlandırırsın kendini, kimi zaman başı örtülen kızlara üzülür, zorla yaptırıldı zannedersin, bazen başları bağlı kızların sokakta sevgilileri ile geziş şekillerine hayret edersin…