Türkiye'nin Zihin Tarihi
Hilmi Yavuz'un özellikle bugünlerde tekrar okunması gereken ufuk açıcı bir kitabı değerlendirme yazım
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, ama henüz yazılmamış olanın." - Ursula K. Le Guin"
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, ama henüz yazılmamış olanın." - Ursula K. Le Guin"
Hilmi Yavuz'un özellikle bugünlerde tekrar okunması gereken ufuk açıcı bir kitabı değerlendirme yazım
İzmir’den..
Osmaniye’den…
Beyşehir’den…
Şehitlerine rahmet okuyor,hain teröre lanetler
yağdırıyor.
Yıl 2019. Türkiye beş vakit namazda. Maaaşallah, maaaaşallah! Devlet kamyona, millet dincilere çarptı. Ferhan Şensoy’a da siyah çarşaf pek yaraştı. Size de yaraşır. Emin olun yaraşır! Rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmayın. Beş yıl sonra lazım olacak.
Yoldaki tuzakları hesaba katmazsanız yol uzar, gidilecek yere ulaşma sansınız azalır.
Bir de dönüş imkanınız yoksa…
Tehlikeli sulardaysanız...
Gemileri yakmışsanız…
Osmanlı-Türk tarihinin iki dâhisinden biri Fatih Sultan Mehmet, diğeriyse Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ün daha I. Dünya Savaşı yıllarında kafasında şekillendirdiği cumhuriyet fikrini, silah ve siyaset arkadaşlarından uzaklaşma pahasına Türk ulusuna armağan etti.
Adı Milletti, soyadı Çoğunluk… 12 Eylül Referandumunda bazı haklarını almayı başardı... Eksik ama gerekli haklardı bunlar. Milleti oluşturan her kesimin uzlaşmasıyla gerçekleştirilecek yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç duyduğumuz artık ortada... Şimdi sırada Yeni Anayasa var...
Türkiye.
Sanırım dünyanın gündemi en hızlı değişen ülkesi.
Öyle bir savruluyoruz ki topla toplayabilirsen.
Türkiye'nin en temel sorunu olduğuna inandığım feodal yapı ve bu konudaki duyarsızlığa vurgu yapmak istedim.
Bu bir komplo olduğunu düşünüyor ve Türk insanının en güvendiği ve sevgi ile bağrına bastığı BİR ASKERİMİZ VAR, BAŞKA GÜVENECEK DAL MI KALDI? sözlerimizi hala söylemekteyiz.
Çünkü güveniyoruz.
Hazırlanmakta olan " Lozan Belgeseli" haberlerine dair ...
Efendim “çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.”diye bir atalar sözümüz var. Belki buna hemen itiraz gelebilir ;ama bilindiği üzere atasözleri binlerce yıllık tecrübelerden doğan kristalize sözlerdir. Birilerine dokunsa da bu sözü yadsıyamayız. Bu yazıda insanların zenginliğini, çok mal sahibi, olmasını eleştirmeyeceğiz.
Korkmamız gereken şey siyasete şiddetin bulaşması ya da insanların kötü yönetimler karşısında umutsuz ve umursamaz olmasıdır-tepkisiz kalmasıdır.
Karşısında muhalefet hedefi olan bir ana muhalefet lüksü kalmamış. Bilakis iktidar hedefi olan ve halkın gündemini yakalamış çetin bir muhalefet vardır...Kısa adı AJC olan Amerikan Yahudi Kongresi, 2004 yılı Ocak ayında New York’taki HSBC binasında düzenlenen törenle Başbakan Recep Bey’e ‘Cesaret Ödülü’ vermişti...Ampulün şifreleri çözüldü. Patladı patlayacak. Yeni
Bacaklarımın arasındaki ahlak beni ilgilendirir, alan da veren de memnunsa geriye kalanlara incik boncuk yemek düşer. İki kişi arasındaki tatlı muhabbete maydonoz olanlar bütün ülkenin, milyonların, yetim hakkının, hukuk sisteminin ırzına geçenlere ses çıkarmayınca "ben sizin ahlakınızı siliyim.." diyorum..
Bir Uzakdoğu sözü aklıma düştü:
"...Eğer bir ülkenin adliye basamakları yosun tutmuşsa,
"...Eğer bir ülkenin hastane basamakları aşınmamışsa,
"...Eğer bir ülkenin okul basamakları aşınmışsa,
"...O ülkede huzur, barış ve refah var, demektir..."
Usandığım için yazıyorum. Bir yerlere gönderme yapma veya birilerinden bir şey bekleme gibi bir durum söz konusu değil. Finalimi şimdiden belirtiyorum sonra olay çıkmasın.
“Biliyor musun Ayçe Hanım, birbirini hiç tanımayan sanata eğilimli gençler, aynı şairi ya da yazarı sevmenin sonucu dostluk kurarlar, saygı dolu sevgilerle başlardı birliktelik.” dedi Haldun Taner. Doğruydu bu. Çok tanık olmuştum bu denli başlayan birlikteliklere.
Kimilerinin tuzu kurudur biliyorum. Kim başa geçerse geçsin birileri hep rahat. Birilerinin işleri hep tıkırında. Onlar rahatını bozmaz, kendi hayatları toz pembe olduğundan sesleri çıkmaz hatta ŞAKŞAK yaparlar.. Sanatçısından işadamına hepinize bu sözüm, midem adınızı anmayı kaldırmıyor..
Bu bağlamda AKP iktidarı, 12 Eylül rejimiyle hesaplaşmak bir yana, bizatihi bu rejimin siyasi sonucu ve varacağı son nokta olduğu için vazgeçilmesi kendileri için son derece zor bir siyasi zeminin üzerinde duruyorlar.12 Eylül rejiminin sivil yüzü ve uzantısı olan Özalizmin siyasal, kültürel ve ekonomik mirasının konjonktürün ve sosyolojinin
Türkiye'de yaşanan bazı sorunlar üzerine bildiklerimi ve görüşlerimi aktarmak üzerine güzel Türkiye'mizde yaşayan ırkların bir barış çerçevesinde yaşamasını dilediğim bir yazı...