Hükümet Pkk'ya Teslim Oldu - Millet Olmadı!
AKEPE artık DTPleşmiştir. Bunu da gayet iyi HAZMETMİŞTİR.
"Yazmak, bir yandan da dünyanın ne kadar aptal olduğunu kanıtlama çabasıdır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Yazmak, bir yandan da dünyanın ne kadar aptal olduğunu kanıtlama çabasıdır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
AKEPE artık DTPleşmiştir. Bunu da gayet iyi HAZMETMİŞTİR.
“ Ah kızım hiç rahat olur mu, her sabah izliyorum, erkekler karılarını aldatıyor, kesiyor biçiyor, o çoluk çocuk aç açıkta, her yanı açık kadınlar televizyonlarda ünlü oluyor. Bizim başımız bağlı, namusumuzla oturuyoruz diye kimse bizi televizyona çıkarmıyor. Asıl ünlü olması, örnek olması gerekenler bizi. Bak mesela sana, altında
“Doğru olan “ı yapmayan “susmayı” tercih eden aileler kara bir kadercilik anlayışıyla hareket ettiklerinde zannediyorlar ki bu olayın vebalinden kurtulacaklar.
Ülkemizde yıllardır bir türlü çözülemeyen konu, türbandır. Liseden hatta ortaokuldan başlar, imam hatipliler, orada olanlar, sen başka dünyanın insanı olarak konumlandırırsın kendini, kimi zaman başı örtülen kızlara üzülür, zorla yaptırıldı zannedersin, bazen başları bağlı kızların sokakta sevgilileri ile geziş şekillerine hayret edersin…
Bir baba, şehit düşen oğlu için kalıplaşmış sözleri reddederek toplumsal bir gerçeği haykırıyor: "Neden hep garibanların çocukları ölüyor?" Bu samimi isyan, Türkiye'de terörle mücadelenin yükünü kimlerin omuzladığı sorusunu gündeme taşıyor. Yazar, bu adaletsizliğe dikkat çekerek, karar vericilerin de yakınlarının aynı tehlikelere maruz kalması gerektiğini savunuyor.
Bunların yanında küreselleşmenin bir sonucu olarak kültür etkileşimi ve sınırlarımızdan giren yabancı kelimelerin Türkçe eşdeğerlerinin yerine konulmasında yaşanan gecikme yada umursamazlık bir garip iletişim dilini ortaya çıkarıyor.
Karnı tok, sırtı pek, hayatından genel manada memnun bir adam niye dağa çıkıp eline silah alsın? En fazla olacak olan siyasi bir platformda memnuniyetsizliklerini dile getirmek olacaktır.
Hani onlarla iyi geçinirsem, evimi yakmazlar mantığı ile bile bile “kundakçıları” evine alan “Aymazoğlu”. Bu bir türlü anlamayan, anlamak istemeyen, anlama güçlüğü çeken Aymazoğlu, “kundakçılara” karşı ne zaman uyanacak? diye bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, sabrınızın sınırlarını zorlayarak bekliyorsunuz ki Aymazoğlu “uyansın” ama gelin görün ki Aymazoğlunda “tık” yok.
Ve iki bin on..
Binlerce değil, sadece iki küçük bin yıllık ve bir on yılcık bilinen tarihin canlı şahitleriyiz hepimiz.. Neler yaşamadık ki bu iki küçük bincik yılda neler.. Kurulan yıkılan devletler, keşifler, icatlar, atlanan çağlar, çıkan savaşlar..
Doğa üzerindeki insan etkinliğine baktığımızda da egemen olma mücadelesini görüyoruz. Barış kültürü hakim olan topluluklarda doğaya egemen olma değil doğa içinde uyumlu yaşama kültürü geliştirme taraftarı olarak, doğanın yansıması olan insanın barışı egemen kıldığında doğaya dost olabileceğini düşünüyorum. Şu ana kadar yazdıklarım ve bundan sonra yazacaklarım fikir üretebilen
Hoca bir kadınla düşüp kalkmaya başlar. Bunu oğlu duyar ve isyan eder. Oğlu müdahale etmeye kalkınca, vatandaşlar bu işi Allah'a bırak der. Oğlu bu işi Allah'a bırakırsam, anamı hoca mahveder der. Bizim de işimiz hocalara ve hacılara kalmıştır. Allah yardımcımız olsun mu diyelim. Dersek sevaba mı gireriz; ya
Bu ülkeyi bölmek için PKK'ya ya da dış güçlere ihtiyacımız olduğuna inanmıyorum çünkü siyasetçilerimiz bu bölme işini gayet iyi götürüyor.
Gazeteleri açıyoruz dehşet haberleriyle irkiliyoruz. Vuran, kıran, parçalayan, bunalan ve cinnet geçiren bazen serinkanlılıkla planlanıp işlenen cinayetler. İnsanların hayatlarındaki suç bölümleri. Bu insanlar doğduklarında potansiyel olarak bunu taşıyorlarmıydı? Onları bu yöne iten sebepler nelerdir? Son zamanlarda varlıklı bir ailenin çocuğunun yaptığı vahşetin arkasından her gün yeni bir yorum
Bir de şu çılgın yaşlı amcamız. (Ah, şu Çılgın Türkler yok mu? İnsanın karşısına ne zaman çıkacaklar hiç belli olmuyor) Kendince mücadeleye başlayan bacakları titrek bir amca. Yaaa amca senin ne işin var burada? Git evine. Sıcacık sobanın başına. Üşüme bu ayazda. Ne işin var? Sen mi kurtaracaksın
Yıl 1923 aylardan ekim ve günlerden 29.. bir sabah uyanıyoruz ve bağımsızlığımız elimizde.. Artık daha özgür ve huzurluyuz..
Dışarısı bizi "jeep"lerimiz ve buna benzer komik söylemler ve bu söylemlerin rahatsız edici içerikleriyle tanır...
Bir Türk dünyaya bedelse, bunu kanıtlayacak bir lidere ihtiyacım var. Benim yeniden bu toprağa, bu ülkenin insanına inanacak bir rasyonele ihtiyacım var.