"Roman, elde taşınan bir aynadır. — Stendhal"

Eleştiri > Türkiye

olumsuz

"Bu Aymazoğlu, Ne Zaman Uyanacak? Ne Zaman? Ne Zaman? Ne Zaman?"

Hani onlarla iyi geçinirsem, evimi yakmazlar mantığı ile bile bile “kundakçıları” evine alan “Aymazoğlu”. Bu bir türlü anlamayan, anlamak istemeyen, anlama güçlüğü çeken Aymazoğlu, “kundakçılara” karşı ne zaman uyanacak? diye bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, sabrınızın sınırlarını zorlayarak bekliyorsunuz ki Aymazoğlu “uyansın” ama gelin görün ki Aymazoğlunda “tık” yok.

karamsar

Hepimizin Cumhurbaşkanı: Abdullah Gül

Güzel ülkemin halleri de kendine mahsustur. Bu ülkenin vatandaşları hukuk önünde eşit olsa da bazı çevreler kendilerini halktan üstün görürler. Kendilerini birinci sınıf, ötekileri ikinci sınıf vatandaş sayarlar. Bu durum son günlerde daha belirgin olarak görülüyor. Bu çevreler Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Abdullah Gül’ü bir türlü kabul edemiyorlar.

olumsuz

Öfkeli Mektuplar - 3

Kürt eleman meselesi.!
Bana bakın Kürt biraderler.!?
Yıllardır Kürtçe Kürtçe diye yaygaranızdan geçilmedi.
Şimdi de öğrenmeye yanaşmıyosunuz.
Ne lan bu.!?

karamsar

29 Ekim Derken?

Parayı vurup köşeyi dönmenin ahlaksal, bilgisel, emeksel hiçbir karşılığının olmadığı; öğrenmenin, kendini geliştirmenin, emekle, iyi niyetle çabalamanın gerizekalılık algılandığı. Tatlı dilin, güler yüzün, anlayışlı olmanın ibnelik; öküzlüğün, kabalığın, iş bitiricilik adına süzme orospuçocuğu gibi davranmanın delikanlılık sayıldığı. İçtenliğin, kalptenliğin, dürüstlüğün mallık; çakallığın, binbir katakulli çevirmenin, kendi çıkarları adına

3020 Yılına Mektup

Bu mektup, bir vatandaşın Türkiye yöneticilerine hitaben yazdığı, Atatürk'ün mirasını ve ilkelerini hatırlatan samimi bir çağrıdır. Yazar, Cumhuriyet değerlerinin korunması, çağdaşlaşma hedefine bağlılık ve adalet, eğitim, basın özgürlüğü gibi konularda ilerleme beklentisini dile getiriyor. Dünya barışı ve Türkiye'nin bağımsızlığının önemine değinen metin, günümüz sorunlarına da atıfta bulunuyor.

olumsuz

El Cevap

Kişileri konuşmaktan usandık. Bunun küçük beyinlilerin işi olduğu dikte edildi ya yıllardır. İmtina ettik o yüzden. Olayları sorgulayalım, fikirler düzeyinde tartışalım istedik. Ama ne düşünce ,ne vaka, ne bilimin ışığı, ne belge, ne aklıselim aydınlatamadı onları. Şahsa ait sığ denizlerde onlar gibi olduk, çırpındık.

karamsar

86 Yılda Ne Hale Geldik?

Yıl 1923 aylardan ekim ve günlerden 29.. bir sabah uyanıyoruz ve bağımsızlığımız elimizde.. Artık daha özgür ve huzurluyuz..

olumsuz

Terörü Asıl Besleyen...

Karnı tok, sırtı pek, hayatından genel manada memnun bir adam niye dağa çıkıp eline silah alsın? En fazla olacak olan siyasi bir platformda memnuniyetsizliklerini dile getirmek olacaktır.

olumlu

Barış Kültürünü Egemen Kılmak

Doğa üzerindeki insan etkinliğine baktığımızda da egemen olma mücadelesini görüyoruz. Barış kültürü hakim olan topluluklarda doğaya egemen olma değil doğa içinde uyumlu yaşama kültürü geliştirme taraftarı olarak, doğanın yansıması olan insanın barışı egemen kıldığında doğaya dost olabileceğini düşünüyorum. Şu ana kadar yazdıklarım ve bundan sonra yazacaklarım fikir üretebilen

olumsuz

Oy Verme, Dur de

Milletin vekilleri toptan çuvalladı. Milletin aslının duruma el koyma vakti geldi. Siyaset ne yazık ki kendini arapsaçı bir düğüme hapsetmiş durumda. Biz vekilleri bizim yerimize işleri yürütsünler diye Ankara’ya gönderdik lakin onlar ortalığı duman ettiler.

olumsuz

Bir Küfür Kii!

Bu küfür bildiğimiz küfürlere pek benzemez. Edilse rahatlatmaz, belki edilmesine kelimelerin kifayeti yetmediği için ağızdan çıkmaz. Dehşetinden alfabesi donar, içine yerleştiğinin. Çünkü bu küfür haksızlık karşısında duyulan çaresizliğin dilsiz ağıtıdır. Çünkü bu küfür yutkundukça yakan bir zehir, soludukça öldüren bir nefes, büyüdükçe imkânsızlaşan bir sestir

Denetimli Serbestliğin Rutinleşmesi: Adalete Güvenin Aşınması ve Toplumsal Sonuçları

Türkiye'deki denetimli serbestlik sisteminin, rehabilitasyon amacından saparak rutin bir uygulamaya dönüşmesi eleştiriliyor. Sürekli çıkarılan infaz paketleri, toplumda adalet algısını zedeleyerek cezaların caydırıcılığını azaltıyor. Bu durum, Beccaria'nın ceza kesinliği ilkesiyle çelişiyor ve toplumsal güvenlik için tehdit oluşturuyor. Hukuki öngörülebilirliğin bozulması, ceza adaleti sisteminin temel işlevini yerine getirmesini engelliyor.

üzgün

Fısıl, Fısıl, Fısıl…

Artık her gece yatağa yatarken huzursuz uykular görüyorum, küçük kurtçuklar kemiriyor yüreğimin karanlık odalarını, böylesine "yan gelip yatmanın" rehaveti acaba kaç askerimize mal oluyor, kaç gencecik beden toprağa düşüyor atıl beyin jimnastikleri yaparken, ya da birileri "arsız medine dilencileri" gibi icazet almak için kapılar aşındırırken kaç cana mal

Başa Dön