"Okumak, düşünceyi başkasının eliyle yürütmektir. — Jorge Luis Borges"

Eleştiri > Türkiye

olumsuz

Açlıkla Terbiye Edilen Bir Ülkede Dilenen Yaşlı Bir Teyze

Beyaz saçlı yaşlı bir kadın. Eski elbiselerine karşın üzerinde eskimeyen bir zarafet ve garip bir naiflik duygusu var. Dirseğine geçirmiş olduğu ortopedik bastonuna dayanarak bana doğru seslendi. Son derece nazik ama yalvarmayan ve öylesine tanıdık bir edayla. Mürekkep yaladığı belli olan temiz Türkçesi ve nazik bir ses tonuyla

olumsuz

Türban Gerçekten Bir Sorun Mu?

Ülkemizde yıllardır bir türlü çözülemeyen konu, türbandır. Liseden hatta ortaokuldan başlar, imam hatipliler, orada olanlar, sen başka dünyanın insanı olarak konumlandırırsın kendini, kimi zaman başı örtülen kızlara üzülür, zorla yaptırıldı zannedersin, bazen başları bağlı kızların sokakta sevgilileri ile geziş şekillerine hayret edersin…

karışık

Hayatı Kaçırmak

Bir de şu çılgın yaşlı amcamız. (Ah, şu Çılgın Türkler yok mu? İnsanın karşısına ne zaman çıkacaklar hiç belli olmuyor) Kendince mücadeleye başlayan bacakları titrek bir amca. Yaaa amca senin ne işin var burada? Git evine. Sıcacık sobanın başına. Üşüme bu ayazda. Ne işin var? Sen mi kurtaracaksın

olumsuz

Türkiye Ekonomi - Poltikasına Genel Bir Projeksiyon.

2,8milyon insan günde 2 dolardan az bir parayla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Dünyanın zenginliğinin % 80’i dünya nüfusunun %15’inin elinde.
Dünyada işlemez bir duruma gelen emperyalist politikalar savaşlarla kendini yenilemeye çalışmakta ve bölgesel saldırılara kalan halklar yalnızlaştırılmakta, güya sahip çıkıyor gibi görünenler, durumdan iç politika malzemesi çıkarmakta.

olumsuz

"Bu Aymazoğlu, Ne Zaman Uyanacak? Ne Zaman? Ne Zaman? Ne Zaman?"

Hani onlarla iyi geçinirsem, evimi yakmazlar mantığı ile bile bile “kundakçıları” evine alan “Aymazoğlu”. Bu bir türlü anlamayan, anlamak istemeyen, anlama güçlüğü çeken Aymazoğlu, “kundakçılara” karşı ne zaman uyanacak? diye bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, sabrınızın sınırlarını zorlayarak bekliyorsunuz ki Aymazoğlu “uyansın” ama gelin görün ki Aymazoğlunda “tık” yok.

karamsar

Hepimizin Cumhurbaşkanı: Abdullah Gül

Güzel ülkemin halleri de kendine mahsustur. Bu ülkenin vatandaşları hukuk önünde eşit olsa da bazı çevreler kendilerini halktan üstün görürler. Kendilerini birinci sınıf, ötekileri ikinci sınıf vatandaş sayarlar. Bu durum son günlerde daha belirgin olarak görülüyor. Bu çevreler Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Abdullah Gül’ü bir türlü kabul edemiyorlar.

karamsar

29 Ekim Derken?

Parayı vurup köşeyi dönmenin ahlaksal, bilgisel, emeksel hiçbir karşılığının olmadığı; öğrenmenin, kendini geliştirmenin, emekle, iyi niyetle çabalamanın gerizekalılık algılandığı. Tatlı dilin, güler yüzün, anlayışlı olmanın ibnelik; öküzlüğün, kabalığın, iş bitiricilik adına süzme orospuçocuğu gibi davranmanın delikanlılık sayıldığı. İçtenliğin, kalptenliğin, dürüstlüğün mallık; çakallığın, binbir katakulli çevirmenin, kendi çıkarları adına

olumsuz

El Cevap

Kişileri konuşmaktan usandık. Bunun küçük beyinlilerin işi olduğu dikte edildi ya yıllardır. İmtina ettik o yüzden. Olayları sorgulayalım, fikirler düzeyinde tartışalım istedik. Ama ne düşünce ,ne vaka, ne bilimin ışığı, ne belge, ne aklıselim aydınlatamadı onları. Şahsa ait sığ denizlerde onlar gibi olduk, çırpındık.

olumsuz

Oy Verme, Dur de

Milletin vekilleri toptan çuvalladı. Milletin aslının duruma el koyma vakti geldi. Siyaset ne yazık ki kendini arapsaçı bir düğüme hapsetmiş durumda. Biz vekilleri bizim yerimize işleri yürütsünler diye Ankara’ya gönderdik lakin onlar ortalığı duman ettiler.

olumlu

Barış Kültürünü Egemen Kılmak

Doğa üzerindeki insan etkinliğine baktığımızda da egemen olma mücadelesini görüyoruz. Barış kültürü hakim olan topluluklarda doğaya egemen olma değil doğa içinde uyumlu yaşama kültürü geliştirme taraftarı olarak, doğanın yansıması olan insanın barışı egemen kıldığında doğaya dost olabileceğini düşünüyorum. Şu ana kadar yazdıklarım ve bundan sonra yazacaklarım fikir üretebilen

olumsuz

Bir Küfür Kii!

Bu küfür bildiğimiz küfürlere pek benzemez. Edilse rahatlatmaz, belki edilmesine kelimelerin kifayeti yetmediği için ağızdan çıkmaz. Dehşetinden alfabesi donar, içine yerleştiğinin. Çünkü bu küfür haksızlık karşısında duyulan çaresizliğin dilsiz ağıtıdır. Çünkü bu küfür yutkundukça yakan bir zehir, soludukça öldüren bir nefes, büyüdükçe imkânsızlaşan bir sestir

olumsuz

Terörü Asıl Besleyen...

Karnı tok, sırtı pek, hayatından genel manada memnun bir adam niye dağa çıkıp eline silah alsın? En fazla olacak olan siyasi bir platformda memnuniyetsizliklerini dile getirmek olacaktır.

olumsuz

Ülkemizde Gazetecilik Nasıl Yapılıyor?

Gazeteleri açıyoruz dehşet haberleriyle irkiliyoruz. Vuran, kıran, parçalayan, bunalan ve cinnet geçiren bazen serinkanlılıkla planlanıp işlenen cinayetler. İnsanların hayatlarındaki suç bölümleri. Bu insanlar doğduklarında potansiyel olarak bunu taşıyorlarmıydı? Onları bu yöne iten sebepler nelerdir? Son zamanlarda varlıklı bir ailenin çocuğunun yaptığı vahşetin arkasından her gün yeni bir yorum

Denetimli Serbestliğin Rutinleşmesi: Adalete Güvenin Aşınması ve Toplumsal Sonuçları

Türkiye'deki denetimli serbestlik sisteminin, rehabilitasyon amacından saparak rutin bir uygulamaya dönüşmesi eleştiriliyor. Sürekli çıkarılan infaz paketleri, toplumda adalet algısını zedeleyerek cezaların caydırıcılığını azaltıyor. Bu durum, Beccaria'nın ceza kesinliği ilkesiyle çelişiyor ve toplumsal güvenlik için tehdit oluşturuyor. Hukuki öngörülebilirliğin bozulması, ceza adaleti sisteminin temel işlevini yerine getirmesini engelliyor.

Başa Dön