"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

Eleştiri > Türkiye

üzgün

Hani Bayramdan Sonra Gelecektin Baba!

Sözün bittiği yerdeyim diye yazmıştım.
Bitmişti benim sözüm.
Fakat şehit kızlarının bitmemiş sözü…
Şöyle haykırmışlar minnacık kalpleriyle:
Hani bayramdan sonra gelecektin baba!

3020 Yılına Mektup

Bu mektup, bir vatandaşın Türkiye yöneticilerine hitaben yazdığı, Atatürk'ün mirasını ve ilkelerini hatırlatan samimi bir çağrıdır. Yazar, Cumhuriyet değerlerinin korunması, çağdaşlaşma hedefine bağlılık ve adalet, eğitim, basın özgürlüğü gibi konularda ilerleme beklentisini dile getiriyor. Dünya barışı ve Türkiye'nin bağımsızlığının önemine değinen metin, günümüz sorunlarına da atıfta bulunuyor.

olumsuz

Tohum Yasası - Bu Ne Biçim Yasa

Türkiye olarak defterimizi dürecek yeni bir yasa kabul edidi. Tohum Yasası. Böylece Hükümet eliyle hayatta kalış şartımızı dışa bağımlı kılmış oluyoruz. Uyuyun AKP'ye oy verenler.

olumsuz

Oy Verme, Dur de

Milletin vekilleri toptan çuvalladı. Milletin aslının duruma el koyma vakti geldi. Siyaset ne yazık ki kendini arapsaçı bir düğüme hapsetmiş durumda. Biz vekilleri bizim yerimize işleri yürütsünler diye Ankara’ya gönderdik lakin onlar ortalığı duman ettiler.

düşündürücü

Benim Kocam Ab"ye Karşı

“ Ah kızım hiç rahat olur mu, her sabah izliyorum, erkekler karılarını aldatıyor, kesiyor biçiyor, o çoluk çocuk aç açıkta, her yanı açık kadınlar televizyonlarda ünlü oluyor. Bizim başımız bağlı, namusumuzla oturuyoruz diye kimse bizi televizyona çıkarmıyor. Asıl ünlü olması, örnek olması gerekenler bizi. Bak mesela sana, altında

üzgün

Fısıl, Fısıl, Fısıl…

Artık her gece yatağa yatarken huzursuz uykular görüyorum, küçük kurtçuklar kemiriyor yüreğimin karanlık odalarını, böylesine "yan gelip yatmanın" rehaveti acaba kaç askerimize mal oluyor, kaç gencecik beden toprağa düşüyor atıl beyin jimnastikleri yaparken, ya da birileri "arsız medine dilencileri" gibi icazet almak için kapılar aşındırırken kaç cana mal

karışık

Hayatı Kaçırmak

Bir de şu çılgın yaşlı amcamız. (Ah, şu Çılgın Türkler yok mu? İnsanın karşısına ne zaman çıkacaklar hiç belli olmuyor) Kendince mücadeleye başlayan bacakları titrek bir amca. Yaaa amca senin ne işin var burada? Git evine. Sıcacık sobanın başına. Üşüme bu ayazda. Ne işin var? Sen mi kurtaracaksın

olumlu

Bol Keseden Atmak

Seçim sisteminin barajına da karşıyım. Ne barajı arkadaşım!? Bu ülkenin %1 lik kesimi de hala bu ülkenin vatandaşı.. Nasıl sokmazsın sen onu meclise? Onun da sesini duyurmaya hakkı var.

olumlu

Barış Kültürünü Egemen Kılmak

Doğa üzerindeki insan etkinliğine baktığımızda da egemen olma mücadelesini görüyoruz. Barış kültürü hakim olan topluluklarda doğaya egemen olma değil doğa içinde uyumlu yaşama kültürü geliştirme taraftarı olarak, doğanın yansıması olan insanın barışı egemen kıldığında doğaya dost olabileceğini düşünüyorum. Şu ana kadar yazdıklarım ve bundan sonra yazacaklarım fikir üretebilen

olumlu

Geleceğin Türkiyesi

Birleşik devletlerin her ferdi doğar doğmaz, devlet güvencesinde olacak, her türdeki sosyal haklara ve statülere sahip bulunacak. Coğrafyada doğan her canlı Allahın kutsal bir emaneti kabul edilerek koruma altında bulundurulacak. Doğan her fert, şartlar gereği kendini büyük davalar, büyük ülküler içinde bulmalıdır. Bu ülkülere erişmek onun Kızılelması olmalıdır.

Denetimli Serbestliğin Rutinleşmesi: Adalete Güvenin Aşınması ve Toplumsal Sonuçları

Türkiye'deki denetimli serbestlik sisteminin, rehabilitasyon amacından saparak rutin bir uygulamaya dönüşmesi eleştiriliyor. Sürekli çıkarılan infaz paketleri, toplumda adalet algısını zedeleyerek cezaların caydırıcılığını azaltıyor. Bu durum, Beccaria'nın ceza kesinliği ilkesiyle çelişiyor ve toplumsal güvenlik için tehdit oluşturuyor. Hukuki öngörülebilirliğin bozulması, ceza adaleti sisteminin temel işlevini yerine getirmesini engelliyor.

olumsuz

Şehit Ailelerinin Tepkisi Artarken...

Bir baba, şehit düşen oğlu için kalıplaşmış sözleri reddederek toplumsal bir gerçeği haykırıyor: "Neden hep garibanların çocukları ölüyor?" Bu samimi isyan, Türkiye'de terörle mücadelenin yükünü kimlerin omuzladığı sorusunu gündeme taşıyor. Yazar, bu adaletsizliğe dikkat çekerek, karar vericilerin de yakınlarının aynı tehlikelere maruz kalması gerektiğini savunuyor.

olumsuz

"Bu Aymazoğlu, Ne Zaman Uyanacak? Ne Zaman? Ne Zaman? Ne Zaman?"

Hani onlarla iyi geçinirsem, evimi yakmazlar mantığı ile bile bile “kundakçıları” evine alan “Aymazoğlu”. Bu bir türlü anlamayan, anlamak istemeyen, anlama güçlüğü çeken Aymazoğlu, “kundakçılara” karşı ne zaman uyanacak? diye bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, bekliyorsunuz, sabrınızın sınırlarını zorlayarak bekliyorsunuz ki Aymazoğlu “uyansın” ama gelin görün ki Aymazoğlunda “tık” yok.

olumsuz

Türkçe Nereye Gidiyor?

Bunların yanında küreselleşmenin bir sonucu olarak kültür etkileşimi ve sınırlarımızdan giren yabancı kelimelerin Türkçe eşdeğerlerinin yerine konulmasında yaşanan gecikme yada umursamazlık bir garip iletişim dilini ortaya çıkarıyor.

karamsar

İkibinon

Ve iki bin on..
Binlerce değil, sadece iki küçük bin yıllık ve bir on yılcık bilinen tarihin canlı şahitleriyiz hepimiz.. Neler yaşamadık ki bu iki küçük bincik yılda neler.. Kurulan yıkılan devletler, keşifler, icatlar, atlanan çağlar, çıkan savaşlar..

olumsuz

Ülkemizde Gazetecilik Nasıl Yapılıyor?

Gazeteleri açıyoruz dehşet haberleriyle irkiliyoruz. Vuran, kıran, parçalayan, bunalan ve cinnet geçiren bazen serinkanlılıkla planlanıp işlenen cinayetler. İnsanların hayatlarındaki suç bölümleri. Bu insanlar doğduklarında potansiyel olarak bunu taşıyorlarmıydı? Onları bu yöne iten sebepler nelerdir? Son zamanlarda varlıklı bir ailenin çocuğunun yaptığı vahşetin arkasından her gün yeni bir yorum

Başa Dön