Doğa'nın İntikamı
Ağustos ayının ilk haftasının ilk yarısındayız. Gök kış aylarını aratmayacak şekilde gürlüyor
"Okumak, başka birinin zihniyle düşünmektir. — Arthur Schopenhauer"
"Okumak, başka birinin zihniyle düşünmektir. — Arthur Schopenhauer"
Ağustos ayının ilk haftasının ilk yarısındayız. Gök kış aylarını aratmayacak şekilde gürlüyor
Beni içine çekmişti bir kerede olsa ve ben şuan içindeyim. İçini mahfeden artık benim...
Birlikte yaşayan iki insanın aslında hep varolmuş olan acılarının birgün karşılarına çıkması.Ve alt üst olan yaşamlar.
Dağın zirvesindeki köylerinden eşekleri ile yola koyuldular. Ağır aksak ilerlediler. Nihayet gün batmak üzereydi ki misafir olacakları baba dostlarının evine ulaştılar. Utana sıkıla kapıyı çaldılar. Sadece bu gece kalacaklar ve güneş ile birlikte ayrılaca
Sana ait değildi bendeki sen. En kuytuma sığınan bir sen vardı bende. Hicretindim senin.
Marketten çıkaraken çarpıştık Melek’le. Ben o sıralar hala öyle bir güzelliğin ve her yanına renk renk ışıltılar saçan, kısa saçlı, fındık burunlu, çimen gözlü bu ilahenin adının Melek olduğunun bilincinde değilken yani. Marketin kapısında, hem de ç
Göreeceli bir yazı; hangi taraftan baktığınızı nereden bilebilirim?
çocuklarımız bizim çocuklarımız,onlar daha güzel yaşamalı...onlara en büyük mirasımız güzel bir gelecek olmalı...
"Eskiden her şey ateşmiş. Tanrılar her şeyi bir kıvılcımdan yaratmış. Her şey öyle ateşmiş ki, bir zamanlar dünyanın tam göbeğiymiş adına “cehennem” dedikleri. Şimdi ise sönmekte dünyanın bütün ateşgedeleri..."
Resepsiyona uzanan renksiz ve bakımsız yer yer duvarları nemden dökülen
koridorun sonunda duran masaya vardım
Genelde bu mecburi telefon görüşmemiz sağlamından bir yarım saat sürer. Bazen ben susarım o “goran dobreçivski goran, goran köteki bratisla...” gibisinden uzun uzadıya konuşur.