Dingin Bir Akşamüstü
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
"Yazmak, aslında kendimizi kandırmanın en sofistike yoludur. Başkalarını kandırana kadar!" - Oscar Wilde (kurgusal)"
"Yazmak, aslında kendimizi kandırmanın en sofistike yoludur. Başkalarını kandırana kadar!" - Oscar Wilde (kurgusal)"
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Yalnızım, Yalnızsın, Yalnız…
Bu diyarın mahsulü salgın. Küçük, veba tuttu, babasına dargın.
YZ
Sis dağılıyor. Güneş gücünü hızla toparlıyor. Artan ışıkla, koyu yeşil bir ton açılıyor. Ama köy hala uzak ve derinde. Bu yosunlu, kaygan kaya güneşi neredeyse hiç almıyor. Şimdilik oradan uzaklaşıyor. Ancak, o(?) kayaya tekrar dönecek. Varlık, yokluk; de
Adalet Ağaoğlu
Masaya varınca Mahmut Nil'i sırtından ittirerek masasına dayadı. Nil belli belirsiz bir sesle inledi. Sonra da tek hamlede hoyratça Nil'in eteğini aşağı sıyırdı. Nil, kariyeri için bir fedakarlığa daha katlanmalıydı.
"Tutkunluk değil gözlerime yaşları pazarlayan, aşk değil hüzünleri yüz hatlarıma mühürleyen! Gerçeklere kapadığım gözlerimi uçurumdan düştükten sonra açmış olmamdır canımı yakan! Zamanında üstünü kapattığım her hata cebime koyduğum bir taşmış ve her bir taşın adı belki`ymiş... Şimdi gerçeğe açtığım gözlerimle bakıyorum ceplerime ve sayamayacağım kadar çok, taşıyamayacağım kadar
Önce bir çocuğu ağlattım sebepsiz yere.. Düşlerini kabusa çevirdim, şeker istedi, vermedim. Kötü karakter bulamamıştım o ana kadar, onu da buldum.. Bendim kötü karakter.
Sustu adam... Bir anda çocukça küsme krizlerine girdi. Perdelerini kapadı, hatta belki pijamalarını bile giydi. Akşam karanlığına sarılıp yattı. Üşüyordu ve sabahın serinliği bastırdığında – koskoca adam- altına işeyebilirdi, tıpkı eskisi gibi, tıpk
Sıcacık şöminemizdeki neşeli alevler yüzümü aydınlatırken, taş döşemenin önüne oturmuş ellerimi ovuşturuyordum. “Neden kış ayları böyle soğuk olur ki?” diye de düşünüyordum bir yandan...
-Gözler kalbin aynasıdır; sözler kapı dışarı. Eller aşkın ağları; kördüğüm sarmış gönülleri. Görülen bir gerçek, bir rüyaymış/ ...Siyah saçlı, ceylan bakışlı genç, kızıl ellerini genç kızın yüreğine dokundurduğu geceden sonra an’lar an’ları ta
Genç adam birazdan kalkıp gidecek ve bir daha kimbilir kaç ay sonra görüşeceklerdi. Ayrılığın pul biber acısı, şimdiden dudaklarına işlemişti.
Falih Rıfkı Atay