Sözcüklerin Dansı
Bazen de sözcük söz olur, söz namustur denir. Kamus dolusu sözcük verilip de yerine getirilmeyen sözün yerini tutmaz. Yahut bir davranışı söz olur diye çekingen davranır insan.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bazen de sözcük söz olur, söz namustur denir. Kamus dolusu sözcük verilip de yerine getirilmeyen sözün yerini tutmaz. Yahut bir davranışı söz olur diye çekingen davranır insan.
Her şey kendi yolunda ilerler iken, kendi elimizle ihmal edilene duyulan özlem..
Bugün dağlardan geçtim. Yeşile hem de yeşilin en koyusuna boyanmış dağların arasındaki dağ yollarından…
Başlığa bakıp da bir tren yolculuğu yazısı yazacağımı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
Zira bir zamanlar Malatya ile Adana arası trenle mekik dokumuş birisi olarak kondüktörlü ulaşıma yabancı değilim.
Bugün Bosna-Hersek maçına çıkıyoruz.
Mutlu sona doğru son maç,son adım,son doksan
dakika.
Nefes alıp vermek, hava ile dolan ciğerler, kalbin ritmi, kanın küçük ve büyük damarlarda dolaşımı, hücreler, vitaminler, enzimler, sinir uçları ve daha ötesi Sempatik sistem, duygular, duygulanmalar, beyin fonksiyonları, gelecekte bir nokta, umut, umuda doğru koşmak, başarılar, gurur ve hüzün veya heyezan Sayılamayacak kadar kelime ve kavram. Peki,
Kim bilir belki de bir rüya bu
Belki de bir ütopya
Herkes sorar bu soruyu Var mı böyle bir Dünya?
İnsan, ne zaman ki içindeki benlikten kurtulur, kötülüğü, çirkinliği yok eder, kendinden çok karşısındakini düşünür ve Tanrının istediği doğru ve dürüst bir
Tüm bu olup biten yorumlardan sonra içimde dünyaya şöyle haykırasım geliyor:
Ey Dünya ve ey dünyevileşmiş dünyanın buzdağları!...
Sizler her ne kadar güneşi balçıkla sıvamaya kalkışsanız da gerçeklerin üstünü örtemezsiniz ve hakikat karşısında eriyip yok olmaya mahkûmsunuz. Kâinatta baki olan ancak Allah’tır…
20 sene sonra o kadınlardan biri de ben olmak istemiyorum.. O ateşin düşüp beni de yakma ihtimalini düşünmek içimi daraltıyor. Çok mu uzak 20 yıl sonrasını düşünmek? Hiç değil.. Bu senaristleri de seyircileri de fazla sabırlı korku filmi başlayalı 27 sene olmuş. Bitsin artık bu filmin kapalı gişe
hayat dersleri 3: sodade
hayatta herşey yolundayken içteki huzursuzluk, bu ispanyolca kelimenin anlamı; sodade...
kulağa çok romantik geliyor.
ispanyolların meşhur, geleneksel gazlı içeceğidir desem de gayet uygun olurdu.
bizde soda, ispanya da sodade…
Bir insana sahip olamazsınız, aitte. Bunlar çirkin şeyler. Ama sahipmiş gibi yaşıyoruz. Aitmişiz gibi tapıyoruz.
“Kayıp duraklar” başlığa bakıp da matraklık yaptığımı sanmayınız.
Acı bir haber ama gerçek…
Olay Malatya’mızda meydana gelmiştir.
İlimiz Malatya’nın Battalgazi, Hanımınçiftliği, Hasırcı ve Orduzu Belediyelerin durakları –maalesef- birkaç gündür kayıp…
Ben ders vermeye kalkınca dersi ben aldım. Benim gibi hayat dersi vermek isteyen bir öğretmene de ders vermişler geçen hafta.
Yaşlılar, sandalyelerde namaz kılıyordu. Çocuklar babalarıyla birlikte gelmişti. Erkekler içeriyi doldurmuş, kadın bölümü dolmuş, dışarıya taşmıştı. Camii avlusu kadın ve çocuklarla doluydu. Hani derler ya İğne atsan yere düşmez işte öyleydi. Her yaştan insan camiye dolmuş, Dünyayı ve kâinatı yoktan var eden biricik ve gerçek sevgiliye koşmuştu. Namaz
Haftanın tatil gününü efradım ve dostlarımla önceki bir zaman diliminde bir programlanan haliyle icara etmek için hazırlıklarımızı olanca titizliği ile yapmıştık.
O vakte kadar gelen dost ziyaretçi ahbaplarla genel değerlendirmek için sohbeti koyulaştırmıştık.
Şarkılarla ağladık, Şarkılarla güldük, Şarkılarda ayrıldık, Şarkılarda üzüldük şarkılarda hayat, şarkılarda ölüm, olursa olsun
okunmasa daha iyi aslında biraz saçma ama gerçekçi de entelektuellerin ilginç bir tablo dedigi, cocugun eline fırca versen daha güzel çizer abi diye yorumladığımız abuk subuk resimler gibi
bildiğimizi sandığımız kainatta, en bilge şey, karadelik oluyor bu durumda. acaba farkında mı?
Evet, her şey ağaçların sökülüp güzelim Gezi Parkının; ruhsuz, betondan yapılmış bir AVMye dönüşmesini engellemek için başladı. Farklı dünya görüşünden yüzlerce genç insan peşlerine yaşça büyükleri ilk defa bu denli kısa sürede ve etkili bir biçimde takabilmeyi, kendi saf ve çevreci söylemlerine katabilmeyi başarmışlardı.
Orhan Pamuk