Hüzünlü Değilim, Mizacım Böyle.
Kadınlar kitap gibi dir, öyle sade sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamasssın...
"Bütün büyük edebiyat, iki hikâyeden biridir: yolculuk ya da yabancının gelişi. — Lev Tolstoy"
"Bütün büyük edebiyat, iki hikâyeden biridir: yolculuk ya da yabancının gelişi. — Lev Tolstoy"
Kadınlar kitap gibi dir, öyle sade sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamasssın...
Eski çağlarda, hemen bütün toplumlarda kadının hiçbir hak ve değere sahip olmadığı yaygın bir görüştür. Eski Çinlilerde kadın, kocasının kölesi sayılırdı. Kocası ve çocuklarıyla birlikte yemeğe oturamazdı; Ayakta durur, onlara hizmet ederdi. Mısırda başlangıçta kadınlar erkeklerle aynı haklara sahip idiyseler de bu fazla uzun sürmemiş, Firavunun emriyle yine
Yağmur tanesi kadar saf ve temiz doğar insanoğlu.. Daha dünyaya ilk merhabasında yaşlar akar gözlerinden tıpkı yağmur gibi. Dokuz aylık anne hasretinin sona erişinin sevincidir kimbilir. Belki de bir bilinmeze gelişin tuhaf korkusudur.
"Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!"
Bakara-152
Bazen en çok istenilenler, uzun süre gerçekleşmeyenler olur. Bir konu ne kadar çok zihni meşgul ediyor, davranışları yönlendiriyor, yaşamın akışında rol oynuyorsa o kadar gerginlik ve stres yaratabiliyor. Üzerinde fazla durmayıp sadece gerekenleri yapmak, uzun süreli beklentilerin olumlu sonuçlanmasını sağlayabiliyor.
Kar yağmış şehrin sokakları ıssız. Her gün gazetesini alıp fırından yeni çıkmış, dumanı tüten ekmelerden alıp evlerine dönenler yok. Okula gitmek için servis bekleyen öğrenciler var sadece. Eskiden yürürdük okula, kar, yağmur, çamur demeden, sıkı sıkıya üstümüzü giyer, bir bere ve kaşkolla sarınıp sarmalanıp yolcu edilirdik, unutmuşum yollarda
Mabetler kentlerin münzevi evleridir. Mabetlerin sakinleri ise münzeviler.her münzevinin gözlerinin izi sinmiştir mabedin duvarlarına. Bir bakıma mabet münzevinin fildişi kulesi sayılır. Münzevi bu kulede kendi kendisiyle hesaplaşır, hâlihazırla geçmişin muhasebesini yapar, geleceği tevekkül penceresinden sızan ışığa emanet eder.
Bir yolu tanımlamak, o yolun adını bilmekle başlar.
Kaç şeritli olduğunu bilmek ise nasıl gidileceğine delil olur.
Sen minnacık bir şeydin. Küçücük çıtı pıtı… Konuşmaya başladığımızda boyundan büyük laflar kuşanmış olurdun. Ama çok sevimliydin. Bende bir civcivi okşamaya duyulan o içsel tepkiyi tetikleyen bir yanın vardı.
Sırça kavanozlarında yüreğimizin yeni acılar biriktirmeye gönüllü olma vaktidir…
Amaç savaşçısı yuvasına azığını güvenli bir şekilde yerleştirirken benim de yüreğime ruhuma bir umut ve yaşamdaki zorluklara karşı bir güç yüklediğinin farkında mıydı acaba?
Evet, kapatın lütfen. Kapatın yalanların ekranını ve sessizliği dinleyin, yalnızca o sessizliğin bile söyleyecek çok şeyi var size.
Öldürme güdünüz yok mu, adamım? Siz, tuvalette işerken bile sidiğinizi oradaki sineklere nişan alırsınız. Potansiyel katillersiniz hepiniz ve gün gelecek her şeyi yok ettikten sonra salgın virüsler gibi birbirinizi bitireceksiniz.
tek bir gün bile özgür bir nefes olurdu, çünkü bu esaretten başka bir şey değil
Aldatanla aldatılan daha cümleler kurulurken el değiştiriyorlar...Bu ne biçim duyumsama!
Cam kırıklarıyla doluydu her yer... Tiz bir çığlık ile cam kırılma sesi, müthiş bir ikili sayılabilirlerdi yerine göre. Kaygı dolu bir çift göz, olan bitene kılıf uydurmaya çalışıyordu. Şok kısa sürmeliydi. Öyle de oldu.
Çıplak ayağını tüylü paspasa değdirmeden, temizlik teçhizatlarının olduğu dolabı açtı ve faraş