Düşünen Gençlik (!)
Bana kalırsa bu adamlar bizi görselerdi, düşüncelerine lanet ederlerdi.... Kafası karışmış zaten gençliğin bir de siz bulandırmayın.. Hem onlara emanet değil mi vatan??
"Herkesin kendi 'başyapıtı' vardır; çoğunlukla yazılmamış, hatta düşünülmemiş bir romandır." - Umberto Eco"
"Herkesin kendi 'başyapıtı' vardır; çoğunlukla yazılmamış, hatta düşünülmemiş bir romandır." - Umberto Eco"
Bana kalırsa bu adamlar bizi görselerdi, düşüncelerine lanet ederlerdi.... Kafası karışmış zaten gençliğin bir de siz bulandırmayın.. Hem onlara emanet değil mi vatan??
“Dergi hür tefekkürün kalesidir” demişti Cemil Meriç “Bu Ülke” adlı kitabında… Gazeteler günün haberlerine değinir ve bunları değişik açılardan yorumlar; bu yüzden bir günlük ömrü vardır gazetelerin. Ya dergiler; dergiler öyle midir? Gazetenin aksine dergiler daha kalıcıdır. En azından yayınlandığı dönem içerisinde hayatiyetini sürdürürler. Birçok aydının duygu ve
Tabi bizim medya “def-i hacetinde boncuk bulmuş deli ibraam gibi” konuya kör kötük bir milliyetçi anlayışla hatta yer yer ırkçı yaklaştıkları için, konun aslı astarı sizlere rahmet. Yani bu zâti muhterem Hollandalı en azılısından ırkçı olabili
Engin Geçtan
Biz onlardan sadakati, sevmeyi, tutkuyu, doğaya zarar vermemeyi, gereksiz tepkiler vermemeyi, arkadan konuşmamayı, kandırmamayı, yapmacık tavırlar sergilememeyi, uyum içinde olmayı, otoriteyi, disiplini ve yürekten sevmeyi öğrenmediğimiz sürece onları aşa
İnsanlar kendi yaşamlarını patavassızca ve düşüncesizce diledikleri gibi yönetebilirler.Bu sadece kendi yaşamlarını bağlar. Buna karşın,eğer ki kararlarınız bir milletin kaderine etki ediyorsa attığınız her adıma,aldığınız her nefese ehemmiyetle dikkat edeceksiniz.Unutmamalısınız ki atılan adımlar,alınan nefesler sizin değil bütün bir milletindir.Gün gelir,o nadide millet yaptıklarınızı en ufak zerresine kadar sorgular.Emin
Nisan 1960…
Ankara’nın üzerinde karabulutlar. Şehir, kasvetten simsiyah giyinen cenaze yakınları gibi; ilkbahara rağmen uçsuz bucaksız semalarında güneşe dair hiçbir emare yok. Yüzleri üşüten acı bir rüzgâr kin kusuyor ıslak kaldırımlara!
Bayan Hawkins, tüm yaşamını, verilen emirleri yerine getirmekle geçirmiş yaşlıca bir kadındır. Önce barındığı yetimhanede, sonra da çalıştığı fabrikada geçirdiği kupkuru, yapayalnız yılların ardından, iş yerinden emekli olacağı gün ölmeye karar verir. Fab
Herkesi kör ve alemi de sersem sanıyorlardı.
“Karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşan Yaşar” gibi, ABD’nde söz verip, Türkiye’ye gelince “yan çizmeye” kalktılar.
Ama Yankee yemedi!
En önemli ve çarpıcı gerçek o çocukların yiyecek ekmeğinin ve başını sokacak bir evinin olmamasıdır.
Anadolu kültürümün bu geleneğini her türlü ilgisizliğe,takipsizliğe rağmen yaşatan ve devam ettiren Çağlari'lere selam olsun
Son dönemde Türkiye'de yaşanan sahte diploma skandalları, toplumsal bir krize dönüşmüştür. Bu sorun, sadece bireysel sahtekarlık değil, meritokrasi ve adalet sistemimizi tehdit eden ciddi bir mesele haline gelmiştir. Toplum, bu iddialara siyasi ve ideolojik yakınlıklara göre tepki vermekte, objektif yaklaşım yerine taraflı tutumlar sergilemektedir. Bu durum, adaletin işleyişini
Valla şakaydı gerçek oluyor cenabetullah.
Doğan Cüceloğlu