Algı Dairesi (Bölüm 4)
Algılarımız otoriteye tehlikeli gelipte bir algı dairesi kurup algı mükellefi olacağımız fantastik öykümün 4. bölümü
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Algılarımız otoriteye tehlikeli gelipte bir algı dairesi kurup algı mükellefi olacağımız fantastik öykümün 4. bölümü
Altın tasla üzerlerine dökülen, acı ruhlarla yedi canavar, görünmeyen evin yıkık merdivenlerinde, sonsuz amaçlarını konuşuyordu! Bize sunulan kötülük kasesini, deli ama sinsi yöntemlerle kullanalım, zararın en büyük boyutlarını, etrafa hızla yayalım diyordu!
Bir varmış bir yokmuş, çok uzak diyarlarda, Kaf Dağı’nın aşağılarındaki yemyeşil vadilerde, Çia adında bir peri kızı yaşarmış. Bu perinin simsiyah saçları ve zümrüt yeşili gözleri varmış. Çia’nın ülkesine günlerden bir gün beyaz atlı, mor kaküllü,siyah gözlü bir şehzadenin yolu düşmüş. Şehzadeyle peri kızı bir ara göz göze
Kızıl Dolunay ve Smir'in öyküsü sürüyor. Bu bölümle birlikte 30 sayfa etti. Son bölüm birkaç gün içinde geliyor. 18 yaşından küçüklere tavsiye etmiyorum (şimdi kesin okurlar..)
Sanki kuzey demirçeken iğinden güney demiritene, devingen doğudan durağan batıya, uçlarından tüm ışınımların, dönence, enlem ve boylamların, yerküre ve suküre üzerine durmadan ateş saçan büyük bir bulut geliyordu.
Kendisini tehlikeli bir durumun içinde bulan Esin kurtulmak için bir adım atar...
Yüzünün her telinde bir korku titremesi Tel tel dökülüyor ve damla damla kayboluyordu Gözünü açtı, gökyüzüne baktı. Gökyüzü, simsiyah saçlarını gümüş bir ay tarağıyla tarayan gizemli bir kadın gibiydi; sırtı dönüktü; saçları toprakla bir olmuştu. Bu görüntüye kapılmamak, gecelik kadının peşinden gitmemek için kendini zor tuttu. Ellerini yumruk
"Sokt..mun hunteri. DPSini si..m. Özlicez lan seni," diye üzgünce konuştu Faruk. "Nerden çıktı bu iş be olm. Ne güzel tıngır mıngır gidiyoduk işte. Hem zaten 2012'ye ne kaldı. Zaten kıyamet kopcak. Takılsaydık o zamana kadar böyle yumuşak yumuşak..."
Akın, ünlü bir arkeolog ve Atlantis uzmanıdır. Yıllardır kayıp şehri bulmak için çalışmaktadır. Sonunda, Atlantik Okyanusu'nda bir yerde Atlantis'in kalıntılarını tespit ettiğini iddia eden bir ipucu bulur. Kızı Asena da ona eşlik etmek için okulunu bırakır.
Birlikte bir denizaltına binip okyanusun derinliklerine inerler. Karşılarında devasa bir
"ben insandan evrimleşen bir hamam böceğiyim."
Algılarımız otoriteye tehlikeli gelipte bir algı dairesi kurup algı mükellefi olacağımız fantastik öykümün 8. bölümü...
maçu piçu'ya uzanan bu varoluş yolculuğuna götüren tüm varlıklara ve varolamamışlara teşekkür öyküsü...
Bana göre ne yazarsan yaz, kaleminden çıkan kelimeler ham çıkmamalı.
Söz, yazarın yüreğinden demlendikten sonra mürekkep olup akmalı kâğıda:
Yani demlenmeli, tıpkı çayın demlendiği gibi. Veya köpük köpük içmeye hazır Türk kahvesi gibi olmalı ve öyle yazıya geçmeli.
Tiryakisi de bunu anlamalı,
Çok Güzel,nari̇n Ama Genç Yaşina Rağmen Yüz Yillarca Yaşamiş Bi̇r İnsan Kadar Bi̇lgeydi̇.
İnsanın tüm unuttukları bir defter vasıtasıyla önüne konulsaydı, ne olurdu dersiniz?
İnci gibi parlıyordu dalında iken, sanki değerli bir taşmış gibi yaprakların arasında.. koparmaya kıyamazsın aslında ama biraz açlıktan, biraz meyvenin şehvetinden olsa gerek dayanamayıp atıyorsun elini dalların arasındaki o cezp edici meyveye.. o kadar arzulu bir uzanış ki bu, oklasalar şimdi kolumu vazgeçirtemezler bu maceradan.. evet dokunabildim nihayet,
“Efendim, Sayın Başkan Yardımcısı şu anda Air Force 1 ile havada. First Lady ve Kızlarınız da gizli servis ve ordu eskortunda süratle buraya getiriliyor. Onlar ulaşınca sizi DEFCON 1 Başkanlık Sığınağına nakledeceğiz.”
“DEFCON 1 sığınağı mı?! Çıldırdınız mı siz!?” Başkan şimdi asansördeydi ve Beyaz Saray'ın çok