"Ölümden korkmuyorum; sadece orada olmadığım zamanı kaçırmaktan korkuyorum." - Woody Allen"

Öykü

Her Türlü Memnuniyet

Öyle gündüz vakti yolda yürürken mini etekli alımlı bir genç kız, dudaklarında ve yanaklarında da biraz fazlaca boya, ağzında uzun ince bir sigara olmak kaydıyla yanından geçen yaklaşık yetmiş yaşlarında bir adamın koluna girerek aynen şu cümleyi kurmuştu...

Sıra Beklerken

-Hayır, bağırmıyorum, siz sakin değilsiniz, dedi.
Anlaşıldı ki bayan, başka birine kızmış, ceremesini de ben çekiyorum.
-Sanırım, siz, başka birine kızmışsınız. Öcünü de benden alıyorsunuz.
-Ben, kimseye kızmış değilim.
-O zaman, niye sesinizi yükseltiyorsunuz?

yazı resim

Çokça Pınarın Başındayım

Gümüşkent köyünün Ağdaş bölgesinde pınarın kenarındaki beton bankların birine oturmuş, seni bekliyorum. Yaşı kırklara karışmış bir adamın, yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşaması ne demektir, diye derin derin düşünüyorum: Belki bir ayrılık hadisesi, belki bir sevgisizlik ya da bir aşka geç kalma hadisesi. Belki de bir nevi sevinçleri,

Beni Çapa Gibi Aşağı Çeken Bir Şey Varsa

Bu derin iç monolog, insanı aşağı çeken şeylerin dışarıdan değil içeriden geldiğini vurgularken, başkalarının sözlerinin kişiyi etkileyemeyeceğini savunuyor. Yazar, kendi iç dünyasını güçlendirmeye odaklanarak, kozmik ışığın bir parçası olduğunu hissediyor. Metin, öz-farkındalık ve başkalarının yargılarından bağımsızlaşma yolculuğunu şiirsel bir dille anlatıyor.

Tohumun Sesi

Şafak vakti tarlada toprağa dokunan Zeynep'in hikâyesi... Kırk üç yaşındaki kadın, yıllar önce annesi Hatice'den aldığı bilgeliği hatırlıyor: "Toprak her şeyi bilir." Toprağın bir anne gibi alıp verme, saklayıp ortaya çıkarma ve asla unutmama özelliğini kendi hayatında keşfeden Zeynep'in iç dünyasına dokunan, doğa ve kadın arasındaki derin bağı

Isınmak İçin

Şeyma Hanımın tıp fakültesinden arkadaşı Dr. Boğaç Beyin Çatalcadaki köy evine 40 dakikalık bir yolculuktan sonra nihayet geldik.
Şeyma:
-Sen de gel otur bizimle- dedi.
-Ben seni arabada beklerim abla sen işini hal et gel ama beni de burada çok bekletme!- dedim.

Konuşan Leylek

KONUŞAN LEYLEK
Yaşamakta olduğumuz şu yıllardan pek de o kadar uzak sayılmayacak bir zaman dilimi içerisinde konuşan bir leylek yaşarmış. Bu leylek insanlar gibi konuşur, insanlar gibi düşünürmüş. İyilik yapmayı ne kadar çok istermiş bir bilsenizFakat iyilik yapmak için hiç fırsat bulamazmış.

Hırsız Kim?

-Köpek bir sen iki…Git işine be!Ben kendim açlıktan ölüyorum.dedi.Genç bu bağırmadan korktu ve hızla uzaklaştı.Avni’nin tepesi atmıştı.Öfkeli bir şekilde gencin arkasından baktı.Aynı kişi bir başka adamdan da para istiyordu ve hayrettir ki adam cebinden çıkarıp veriyordu.
Bu gözlem Avni’ye yol gösterdi ve aynı yöntemle para toplamaya

Dabbe'nin Sesi

Kahire'nin eski bir mahallesinde, her sabah olduğu gibi çay ocağında kitabını okuyan Şeyh Abdurrahman, bu kez karşısında hiç tanımadığı, sade görünümlü ama berrak bakışlı bir adam bulur. Adam kendisini "Bir hatırlatıcıyım" diye tanıtınca, Şeyh'in zihninde mahallede kendini "hatırlatıcı" olarak tanımlayan vaizler ve fetva verenlerin görüntüsü canlanır. Gizemli bir

İrandan Acı Bir Aşk Hikâyesi

Bu hikâyede de farklı bir tat, farklı bir duygu, farklı bir düşünce bulacağınıza inanıyorum. Sayın Şirin Bala teşekkür ediyorum:
İran'daki devrim yasalarına göre "fuhuş'un cezası idam'dır. Bir erkekle
birlikte görülen kadın, erkeğin eşi ya da birinci derecede akrabası olduğunu ispat edemediği takdirde fuhuş sayılarak

Tarziye / تَرْضِيَه

Sanıyorum 2004 yılıydı. Yine böyle bir Ramazan ayında Fatih Caminin müdavimlerinden paşa torunu Hacı Ahmed amcanın iftar daveti üzerine ahşap konağına Zeki Abi ile birlikte misafirliğe gittik

Ahtapot

AHTAPOT
Gizem dolu, sır dolu, pek çok bilinmezliklerle dolu kainatın bilmem nerelerinde sessizce dönüp durmakta olan sevgili dünyamız. Üzerinde yaşamalarına, hayat bulmalarına, barınmalarına olanak tanıdığın on binlerce yıldan beri her şeyi ile belki de sadece sende var olan canlı varlıklar.

Başa Dön