"Edebiyat, gerçeğe eklenen bir yalandır. — Carlos Fuentes"

Öykü

Reddediyoruz!

Telefondaki alarmın sesiyle irkildi. El yordamıyla telefonu bulup alarmı kapattı. Yüzünü yorgandan dışarıya çıkardığında odanın soğukluğunu daha iyi hisseder oldu. Dönüp uyumak istiyordu ama servisi kaçırırsa işe yetişme şansı yoktu.

Kapılar

Başka şeyler düşünmeliydi. Zamanı geçirmeliydi sadece. İki saat daha bekleyebilirdi. Ne vardı ki? Daha önce de beklememiş miydi? Birinin çıkıp ona al işte, bu hayat senin. Doya doya yaşa, demesini beklemişti

Bitmeyen Veda Dizisi (1)

‘’Huzuru mahşerde, sorulsa sûal,
Adını zikreder, çizdiğin tûal,
Değişmez sevdiğim, değişmez kural,
Ben senin olmuşum, CANIM efendim…’’
Gözleri yaşlı kadın, oturduğu koltukta öne ağilmiş, yazıyordu durmadan. Otobüs karanlıkların içinde kaybolup gitmişti…

(Gar)dolap

Kadın da biliyordu adının (gar)dolap değil de gardrob olduğunu ama her yolculuktan önce oraya başvurup eşyalarını toplayarak ilk mecazi otobüse burada atladığı için ona bu adı takmıştı.

Mutluluğu Ölümü Ararken Buldu

Genç bir kadın, bir kum tümseğinin üstüne oturmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Gecenin ilerlemiş saatinde bu ıssız sahilde yapa yalnız ağlayan kızı merak etmişti. Gidip önüne dikildi. Kız önünde dikilip duran Selim’i fark etmemişti bile.

Martı M. V.

O, her iskelede gördüğünüz, bildiğiniz veya bildiğinizi sandığınız gerçek martı.

Penceremdeki Işık

Kalbinin derinliklerinde deprem olurken, depremin sarsıntıları midesinde kasılmaya ve gözyaşlarının ardı arkasına akmasına yol açıyordu. Yalnızlık hissiyle kavrulan bedeni bütün uyarıcılara kapalıydı. Gayesizliğinin ötesinde ışıksız kalan kuşlar gibi sağa sola çarpıyordu.

Gidelim Köyümüze Hüseyin!

"Niye Hüseyin? Nasıl karıştın bu işe? Birgünden birgüne hayatımızdan şikayet ettim mi? Senden başkalarının karıları gibi, gücünün yetmeyeceği şeyler istedim mi?" diye düşünürdü Fatma.

Başa Dön