Arkadaşların Yanına Bir Yatak
Hayallerimiz ve içine düştüğümüz, beklentilerimizin buluştuğu olanaklar ve koşullar.
"“Fotoğraf çekmek, fotoğraflanan şeyi kendine mal etmektir.” — Susan Sontag"
"“Fotoğraf çekmek, fotoğraflanan şeyi kendine mal etmektir.” — Susan Sontag"
Hayallerimiz ve içine düştüğümüz, beklentilerimizin buluştuğu olanaklar ve koşullar.
Kapı sesine ve köpeğin havlamasına uyanmıştır çoktan anne. Kapıda belirir; gözlerinde sabah mahmurluğu, yüzünde yılların yorgunluğu. Son görüşünüzden bu yana saçlarındaki beyazlar artmış, yüzündeki çizgiler mi derinleşmiştir yoksa sana mı öyle gelmektedir bilemezsin.
Sevmek...Tanrının bize bağışladığı en yüce duygulardan bir tanesi...Yaşamımıza renk katan yegane şey. Sevmek ve sevildiğini hissetmek, hissettirmek. Sevmek... her şeyi, dünyayı, yaşamayı, insanları, kuşları, çiçekleri, denizi, suyu, herşeyi, kendimizi bir
Otobüsten indiğimde sen yoktun!
Bu, onu son görüşümdü. Ya da en azından, ben öyle olmasını umuyordum. Aynı gece, apar-topar evi terk etmiş; birkaç gün otellerde idare ettikten sonra, küçük bir daire kiralamıştım. Sessiz, sakin, olaysız ve en önemlisi Ege’siz, yirmi iki mutlu yıl geçirdim. Bir sabah kapı zilinin çalmasıyla, her güzel şey
Uzaklarda bir yerlerde hatırlanıyor olmanın verdiği mutluluk var üzerimde. Kilometreler ötesinden gönderilen sevgi selini haber veren melodi heyecanın en duygulusunu yaşatmaya yeterli. Buralarda karanlık ürkütücü, doğduğum şehrin sokaklarına benzemiyor köşe başları. Elimdeki küçük kitabın sayfalarına saklanıyorum beni de götürsün en şiddetli aşkların yaşandığı o ülkeye diye.
Her mahallenin bir delisi olur değil mi? Yerine göre bazan o mahalleleyi güldüren, eğlendiren, bazan da hüzünlere boğan...Tezatlıklarla dolu bu mahallenin delisi de Memo işte.
Sabahtı, ilk ışıkların gözleri kamaştırdığı bu soğuk eylül sabahında terk edilmiş kentin sokaklarında iki kişiydik. Benim bir iki metre önümde uzun boylu bir gölgeydi yürüyen. Sadece onun hakkında bildiğim gördüğüm tek şey rüzgara karşı savurduğu...
Aynı sanat kurumunda yetişmiş iki farklı karakterin yıllar sonra katşılaştıklarında aralarında oluşan kısa diyaloğun öyküsü
Bu kent; her geçen gün bizi bizden uzaklaştıran bu kent, bir dilim ekmek için çalışıp didinen insanların doldurduğu, kirli,gürültülü bu lanet kent hepimizi esir ediyordu da biz farkında değildik... çocuklarımızın gözlerinde parıltılı gülücükler yoktu, gen
Saatler oldu, hala senden gelecek haberin umudunu ısıtıyorum içimde. Fitilim tükeniyor. Işığın odam da tükendiği gibi