Aşkın Titreyen Elleri
Uykum geldi artık... evet... uyku bu herhalde… Bu ışık!... ve bu masmavi parıltı… Bu aydınlık beyaz ışık… Yoksa?...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Uykum geldi artık... evet... uyku bu herhalde… Bu ışık!... ve bu masmavi parıltı… Bu aydınlık beyaz ışık… Yoksa?...
Ölümün yaklaştığını hisseden bu kadın için...zor değildi böceklerle dost olmak...
Uğur, Önder, Önder'in pantolonu, mağara ve köpek arasında geçen bir öykücük...
Şebnem İşigüzel
Döngü: Biri diğerinin yerine geçer her zaman. Biri ölürken öteki dirilir...Diri olan solarken, ölü kendi küllerinden can buluverir...
İlk şiddetle tanışmam ilkokul dördüncü sınıfa rastladı. Akşam olmuş, yamak yenmiş, o tatlı aile sohbetleri başlamıştı. Televizyon gibi bir oyunbozan olmadığından...
Bilmiyordu kanatlarımı sekiz ay önce koparmıştım ben. Uçmayı öğretenime geri vermek için bana öğrettiğini. O zamanlar bilmiyordum bilinmeyen şeylerin özlenmeyeceğini ve bilmiyordum bildiklerini yok ettiğinde daha çok özleneceğini.
...
Biraz sonrada Mustafa geliyor, "emmi gel hadi, motor hazır, azığını al da gidek" diyor. Ali emminin hanımı, "Mustafa emmoğlu, senin getirdiğin et ne etiydi? gusura galmada nasıl söyliim biraz tuhaftı." Deyince de Mustafa dururmu.
"Ahan kasap yanında duruyor", deyince Ali emminin "jetonu düşüyor"
Bu hikayeye ait bir küme seçmek çok zor:
a) beklenmedik b) modern c) bilim kurgu d) hiçbiri Bence yeni birşey bu: Eleştirisel bir öykü...
Hiç hoşlanmadığı, o sarı saçlı, balıketli, çukur gözlü kadın gelmişti akşamüstü. Güzel bir kadın değildi. Onu etkileyici yapan sadece sarı saçlarıydı işte. Dümdüz, sapsarı. Üstelik boya. Kendisinin ondan ne eksiği vardı? Hatta fazlası vardı. İnsanlar neden ona ilgi gösteriyordu peki? En sinir olduğu şeylerden birisi de bu kadının
Bulunmaz Hint kumaşıyız ya, kilometrelerce uzanan!
Oysa kim ne yapsın bizi?
İskender Pala